„O korku vardı hep çıkılan yolda

O korkusuzluk vardı
Suyun su olduğu günden beri akardı
Biri can verip aydınlatır
Diğeri boğar ve yakardı
Yaşamın her dönüm noktasında
Bir ileri bir de geri
Atılan adımlar gibi alçalma ve yücelme
Atılan adımlar gibi
Büyüme ve küçülmeydi adı
Biri sevgi olup yapardı
Diğeri öfke olup yıkardı…“

Adnan YÜCEL


Bu yıkım uzun yılları alsa da bir halkı kimliksiz, dilsiz bırakan karanlık geleceğin, zalimin son ittifakının adı son tarihte Lozan’dı. Bir bedene giydirilmek istenen dört ayrı kefendir, Lozan. Yok edene pay olmaya karşı yinelenen ve her dönemde yenilenen isyanın ve direnişin de adı aynı zamanda. Kürtler halk olarak Acem’in, Arap’ın, Türk’ün zoraki sahipliğini istemedikleri gibi, bir ulusa pranga olarak vurulan o sınırlara da rıza göstermedi. Kendilerince farklı isimlendirseler de ne İran’ın batısıydı Kürdistan, ne Kuzey Irak, ne Suriye’nin bir kesimi, ne de Türkiye’nin Güneydoğu’su. Yaşamlarını çevreleyen o sınırlar Kürtlerin yürekleri ve gelecek hayallerine dar geliyor bugün. İki sınır ucunda aynı halk, sınırın üstü (Serxetê) ve sınırın altında (Binxetê) olan aynı umut var.
Bunun için 19 Temmuz 2012’de Binxetê’de, Rojava’da yani Batı Kürdistan’da Kobanê ile başlayıp diğer kentlere yayılan devrim umudu bugün özgürlüğe susamış tüm Kürtlerin yüreklerine su serpiyor. 30 yıllık mücadelenin en ağır yükünü taşıyan Rojava, bugün de tarihin en büyük sorumluluğunu omuzluyor. En zor dönemlerde egemenin zulmüne karşı ‘firari’ devrimcilerine, sürgüne zorlanan aydınlarına kucak açan, mücadeleye arka kapı olan Rojava, artık devrimin ön kapısı. Kendi devriminde yol alırken, bir ulusun ve Ortadoğu’nun devriminde de bir eşik Rojava.  
PolitikART’ın bu sayısında halkların baharına öncülük eden, Kürtlerin baharının şafağı Rojava’yı işledik. Kürdistan’ın, yüreklerin Rojava’sındaki özgürlük umudu, devrimin güçlenen sesini duyurmak istedik sizlere.
Dosya bölümünde gazeteci Ramazan Umar ve Tariq Hemo Rojava’daki tarihin, kıyasıya devam eden direnişin, toplumsal devrimin perdesini aralayarak, bu sürecini arka cephesini yazdı.  Rojava devriminde en etkin rol oynayan PYD’nin Eşbaşkanı Salih Muslim ise röportajında Rojava’nın stratejik önemi ve Kürt Özgürlük Mücadelesi’ndeki yerini anlattı. Taha Xelîl’in yazısında ise kültürel geçmişine uzanacağız Rojava’nın.
PolitikART’ın 105. sayısında „Bir manşetin hikayesi“ni „Ölümlerden doğan serhildan“ başlığıyla Meral Çiçek kaleme alırken, portre bölümünde ise Filistinli karikatürist Naci El-Ali’nin yaşamını Aydın Dere anlattı. Yine bu sayımızda yer alan Orhan Çaçan, Ali Can, Elif Sonzamancı, Gülten Aydın, Ali Erdoğan’ın yazılarını da ilgiyle okuyacağınızı diliyoruz.
106. sayıda buluşmak üzere hoşça kalın...