„Büyük aşklar yolculuklarla başlar

ve serüvenciler düşer bu yollara ancak
Onlar ki dünyanın son umudu
soyları tükenen birer çılgındırlar
Ama yaşarlar dünyanın dört bir yanında
Ölümle alay ederler sanki
Nerde beklenirse ordaydılar
bir kez bile gecikmediler ömür boyu…“

Ahmet TELLİ


Üç Kürt kadın devrimcinin katledilmesi, sadece Kürdistan ve Avrupa’da değil, dünyanın birçok ülkesinde yankılandı. Bu katliama birçok yönlü bakmak mümkündür: Kürdistan’daki savaş, uluslararası konjonktür, bölgesel dengeler, Türkiye devletinin Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan ile görüşmeleri başlatması ve Kürt kadınının politikada aktif rol alması… Paris katliamı ve perde arkası tartışılırken, bütün bunlar gözönünde bulunduruluyor. Şimdiye kadar ki bulgular ise katliamın failinin Türk devleti olduğudur. Dr. Nazan Üstündağ da „Türkiye devletinin Kürt kadınlarını öncelikli düşmanı sayması için son derece geçerli sebepleri var. Çünkü kadınlar Kürt Özgürlük Hareketi’nin can damarlarıdırlar, emekçileridirler. Hareketin kurduğu yeni ahlak, insan ilişkileri ve hak algısının baş mimarları ve taşıyıcılarıdırlar. Fail, tanık ve anlatıcıdırlar“ tesbitiyle gerekçeye işaret ediyor.
Bizlerde PolitikART’ın 108. sayısını, Kürtlerin kalplerine gömdüğü bu üç devrimcinin anısına ayırdık.
„Kürdistan’ı tarifi imkansız bir acıya boğdular“ diyen Esra Çiftçi, üç kadın devrimci için Paris ve Amed’de yapılan törenler ve Sakine Cansız’ın Dêrsim’de yoldaşlarının yanına uğurlanmasını yazdı. Nilüfer Koç, „Sara, Rojbîn ve Ronahî’lerin yolunda özgürlüğe doğru“ başlıklı yazıda, „9 Ocak’ta ilan edilen savaş her geçen gün daha da pervasız, ahlaksız ve vicdansızca bize dayatılmaktadır“ diyor. Nazan Üstündağ, „Paris Cinayetleri, Kürt Kadın Hareketi ve Özgürlük Mücadelesi“ başlıklı yazısında „Sakine Cansız ve arkadaşları yola gelmeyenlerden, gelmeyeceklerdendiler. Onların cenazesinde bütün bir halk bir kez daha isyanın, yola gelmemenin ve dostlara bağlılığın yeminini etmiş oldu“ şeklinde yazdı. Hacer Altunsoy, „Kardelenlerin özgürlük aşkı“ başlıklı yazısında Sara, Rojbîn ve Ronahî; Amed, Dêrsim, Elbistan ve Mersin’de Kürdistan’ın bütün renklerini biraraya getirdiğini yazdı.
Zelal Edessa, „Dêrsim’in kızıl saçlı devrimci kadını“ Sara’yı yazarken, Diren Zerîn ise „Ay gülüşlü kız“ yazısıyla genç devrimci Ronahî’yi anlattı. Hakkı verilmiş bir uğurlama, bir ayaklanma ve bir sahiplenme diyen Cudi Arif, „Hakikatin devrimcilerine“ atfen yazdı. Banu Güdenoğlu „Ben sana ne yazayım“ derken, Hevî Zaycı ise „Annemin acılı dilinden“ başlıklı yazıyı kaleme aldı.
Fidan Nurhak, „PKK’nin kadın özgürlük mirasının PAJK kimliğine dönüşmesi O’nda somutluk kazanmaktaydı„ diyerek „Bir yaşam ve özgürlük aşığı Sara“yı yazdı.
Dêrika Hemko’lu Wensa Şaviş, Sakine Cansız ile tanışmayı anlatırken, „Bir yakalanmanın hiyayesini“ ise Sakine Cansız’ın kaleminden okuyacaksınız.
109. sayıda buluşmak dileğiyle...