Beton blokların bir tarafındakinin otoritesi, diğerine yönelik güç ifadesi olarak yükseldikçe, sahibi egemenin de diğerinden kaçışı, “ben ve öteki” algısı ve ayrımcılığını deşifre eder. Duvarın ötesinde ötelenen vardır aynı zamanda. Ve ötekinin özgürlüğü sınırlanırken, ötekileştiren de bir yönüyle mahrum kalır. Devlet korkusunun aleni ifadesi olarak, çözüm adına çözümsüzlüğü derinleştirir. İktidarların zihniyetini kaplayan gizli ve sinsi duvarlar ise toplum için en büyük riski oluşturuyor.
Lozan’la birlikte yüz yıldır bu zihniyetin her türlü zulmü ve acısına maruz kalan Kürtler, bu kez parçalamanın duvar uygulamasıyla tehdit ediliyor. Kürdistan’ın Rojava’sında boy veren devrim umudu ve özgürlük ufku, duvarla daraltılmak isteniyor. Asimilasyon ve katliamlarla yok edilemeyen Kürdün ulusal ruhu ve bilincine karşı devlet yeni bir hamleye hazırlanıyor. Rojava’ya uygulanan ambargo ve tecrit uygulamasının bir devamı olan bu icraatla; ölümler, infazlar ve katliamlar vaat ediliyor. Türk devletinin Serêkaniyê’den sonra peş peşe Efrîn, Dirbêsiyê ve Qamişlo sınırlarında yükseltmek istediği duvarlar, Kürtler için tarih boyunca karşı karşıya kaldıkları işgal ve saldırının bir anıtı olduğu kadar, devletin riske giren egemeliğinin de sembolü.
Tüm bu korkuya ve uygulamalara rağmen uzun vadede her duvarın insan iradesi ve özgürlük arayışları karşısında etkisiz kaldığı, er ya da geç yıkıldığına da tanık olduk. Diğer örneklerin kanıtladığı gibi Rojava sınırına örülen duvar da ne olursa olsun bu riskin büyümesini ve duvarların bir gün yıkılmasını engelleyemeyecek.
Kürtlere bu utancın bir kez daha dayatılmak istendiği bir dönemde, PolitikART’ın bu sayısında duvarlar ve sınırlar konusuna dikkat çekmek istedik.
Vecdi Erbay, “Duvarlara acı çektirmeyin” başlıklı yazısında, “Duvardan önce, duvarı ördüren iktidar, ahlak ve vicdan utanmalı” diyor. “İnsanın benliğini yok edecek ölçüde zora ve kaba güce dayalı bir baskı düzenine karşı, maddi ve manevi duvarlarla kuşatılan bir dünyaya özgürlük tutkusunu bulaştırmak dışında bir çıkar yol yok” diyen Arif Altan da duvarın zihniyeti, devletin duvardaki korkusunu ve toplumdaki yansımasını irdeledi. Sezai Sarıoğlu, yaşamımızdaki sınırlar ve sinsice dayatılan görünmez duvarlara dikkat çekerken; Osman Oğuz, dünyadaki örnekleri ve akıbetini anlattı. Rojava sınırına örülen duvara karşı açlık grevi yapan Nusaybin Belediye Başkanı Ayşe Gökkan ise yazısında eylemdeki duygularını aktardı. Bu sayımızdaki Rahmi Batur, Muzaffer Ayata, Hikmet Çağlayan, Güler Yüksel İnce, Serdar Eroğlu ve Ada Toprak’ın yazılarını da beğenerek okuyacağınızı umuyoruz.
130. sayımızda buluşmak dileğiyle...
editörden