Bu gerçeğe rağmen dili, kimliği ve tarihi inkar edilen, asimilasyona uğrayan Kürdistan'ın kültürel birikimi de sömürgeci politikaların bir devamı olarak yok edilmek isteniyor. Sömürgeci zihniyet ve kapitalizmin kar hırsının birleşimiyle gerçekleştirilen yıkımın enkazı, günden güne büyüyor.  'Medeniyet' maskesiyle yıkıp talan eden bu zihniyetin 'uygarlık' ölçüleri olarak lanse ettiği duble yollar, HES'ler, barajlar, AVM'ler, 'birkaç çanak çömlek' olarak algılanan bin yılların geçmişi üzerinde inşa edilirken; bir uygarlık, gelecek nesillerin bir daha hiç göremeyeceği, bilemeyeceği biçimde tümden siliniyor.

Bu kültür katliamının en bilinen örnekleri, Zeugma ve Hasankeyf'teki yıkımla karşımıza çıktı. Fakat kıyımın boyutları göründüğünden de büyük. Sadece Kürdistan'da değil, tüm Mezopotamya topraklarında, Ortadoğu'da uygarlık tarihi, kapitalizmin 'medeniyet projeleri' ya da sömürgecilik mamülü savaşlar, bombardımanlarla yerle bir ediliyor. Bu uygulamalardan kurtulabilen kültürel değerler ise koruma altına alınmaları şöyle dursun, kaderlerine terk ediliyor, tarihi eser kaçakçılarının insafına terk ediliyor; adeta, en kısa zamanda yok olmaları için her şey yapılıyor!
Kürdistan'ın günümüze ulaşan zenginlikleriyle birlikte halen ortaya çıkarılmamış kültürel birikimi de var. Bunun topluma mal edilmesi için yapılan arkeolojik çalışmalar ise oldukça yetersiz ve bilinçsizce yürütülüyor.
Konuya dikkat çekmek amacıyla PolitikART'ın bu sayısını Kürdistan'daki uygarlıksal, kültürel birikimin bugünkü görüntüsüne ve arkeoloji çalışmalarına ayırdık. Dosya konumuza ilişkin yazılar ile birlikte deneme, öykü, portre ve diğer yazıları da beğenerek okuyacağınızı umuyoruz.