Her çarşı, biraz da kenti yansıtır. Temiz, düzenli tezgahların ardında güler yüzlü esnaf suretiyle karşılanıyorsanız, bunu kentte mutluluk tohumlarının yaygın olduğuna yorabilirsiniz mesela. Ürkekçe geziyor, tam beceremediği bir dilde konuşmaya çalışırken kan-ter içinde kalıyorsa bir ihtiyar, çarşıya sirayet etmiş bir zorbalığın kentte hüküm sürdüğünü anlayabilirsiniz. Envai çeşit baharatın hem üretildiği hem satıldığı tezgahlar, zevksiz bir ambalaj kolajıyla donatılmışsa, o kentin özgün varoluşuna dair kaygıyla dolabilirsiniz.

Velhasıl, görene çok şey anlatır çarşılar. Biz bu sayıda yalnız, Kuzey Kürdistan’ın, Bakur’un çarşılarına göz atmaya çalıştık.

Tam dosyaya başlamıştık ki, kara haber böldü günümüzü: Tahir Elçi, Çarşiya Şewitî’nin az ötesinde, Dört Ayaklı Minare’nin ayakları dibinde katledildi. Rengarenk çarşıların kentleri, kapkara bir hüzne bulandı. Daha önce yazmayı taahhüt eden dostlarımızın bazıları, cenaze ve ertesindeki sorumlulukları dolayısıyla yazamadı. Bundan kaynaklanan eksiğimizi affetmenizi dileriz.

Gelecek sayıda buluşmak üzere...