“Efrîn’de halk zor durumda. İşkence var, baskı var, hırsızlık var, talan ve yağma var. Şimdi orada hasat mevsimi ama tarlaları yakıyorlar. Yakında orada açlık başlayacak. Efrîn için acil yardım gerekiyor. Derhal kampanya başlatılmalı ve dayanışma çağrıları yapılmalı.” “Türk devleti kuzey Kürdistan’da da aynı şeyleri yapıyor. Kuzeyde de Alevilere, Süryanilere ve diğer azınlıklara düşmanlık yapıyor. Bu bir devlet politikasıdır. Bu politikayı şimdi de Efrîn’de uyguluyor. Türk devleti halkların düşmanıdır ve düşmanlık siyaseti izliyor.” FİLİZ DENİZ HABER MERKEZİ Tehdit Altındaki Halklar Örgütü’nün bölgedeki Kürt aktivistlerin verilerine dayanarak hazırladığı rapora göre; Türk devleti kendisine bağlı çeteleri ve Türkmenleri Efrîn’e yerleştirilerek, demografik yapıyı değiştirmek istiyor. Rapor göre Efrîn’de şeriat yasaları uygulanıyor ve kadınlar örtünmek zorunda bırakılıyor. Okula giden küçük çocuklara, şeriat kanunlarına göre eğitim veriyor. Yine paylaşılan verilere göre; Temmuz ayının ilk yarısında yaklaşık 120 insan kaçırıldı, 7 cinayet işlendi, 10 soygun ve 27 baskın yapıldı. Ayrıca dört tarla da ateşe verildi. Raporda Türk rejiminin Efrîn’i işgal ettiği, 18 Mart’tan itibaren en az 3 bin Kürdü kaçırdığı belirtildi. Yaklaşık olarak 7 bin kişiden de haber alınamadığı belirtildi. Raporda, Efrîn’de Türk devleti ve ona bağlı çetelerin halka uyguladığı işkence ve insanlık dışı uygulamaları ile yağmalamaları da dünyaya duyuran Tehdit Altındaki Halklar Örgütü Ortadoğu Temsilcisi Kemal Sido, Efrîn’deki son durumu ve gidişatı gazetemize değerlendirdi. Efrîn’le ilgili bir rapor yayınladınız ve orada yaşanan insanlık dramına dikkat çektiniz. Türk devleti ve onlara bağlı çetelerin uygulamalarına ilişkin raporun detaylarını bizimle paylaşır mısınız? Ben Tehdit Altındaki Halklar Örgütü Ortadoğu bölümünde çalışıyorum. Kurum olarak uzun zamandır Efîn’deki gelişmeleri takip ediyoruz. Yaptığımız incelenmeler sonucunda 32 sayfalık Almanca bir rapor hazırladık. Hazırladığımız raporu Alman Parlamentosu Başkan Yardımcısı Thomas Obermman’a teslim ettik. Diğer yandan raporu, siyasi partilerden başlayarak çeşitli sivil toplum örgütlerine ve politik çevrelere gönderdik. Raporun İngilizce özetini de hem Birleşmiş Milletler’e hem de Avrupa Birliği ilgili kurumlarına ilettik. Efrîn’de durum oldukça kötü. 3 ile 7 bin arasında Efrînli tutuklu. İnsanlar sebepsiz yere gözaltına alınıyor, işkence yapılıyor ve bazılarını da para karşılığı bırakıyorlar. Geçenlerde Avrupa’da yakınları olan birini keyfi olarak gözaltına almışlardı ve 7 bin euro karşılığı bıraktılar. Orada 70 bin insan tutsak hayatı yaşıyor ve bu insanlara işkence ediyorlar. İşkence sonucu bizim tespitlerimize göre 15 kişi öldü. Sokak ortasında insanları nedensiz yere gözaltına alıyor, işkence ediyor ve öldürüyorlar. İnsanların traktörlerine, arabalarına ve mallarına el koyuyorlar, hırsızlık yapıyorlar. Bütün bunlar Türk devletinin gözü önünde oluyor. Onların denetiminde oluyor. Kadınların durumu daha kötü çünkü şeriat yasaları uygulanıyor. Kadınlar örtünmek zorunda bırakılıyor. Okula giden küçük çocuklara, şeriat kanunlarına göre eğitim veriyorlar ve dini baskılar yapılıyor. Ayrıca orada Êzîdî, Alevi, Hristiyan gibi değişik inançlara karşı düşmanlık yapılıyor. Radikal dinci bir eğitim veriliyor. Efrîn’de yaşayan bine yakın Hristiyan, baskılardan dolayı kaçmak zorunda kaldılar. Türk devleti ve onlara bağlı çetelerin Efrîn halkına yönelik işkence ve insanlık dışı uygulamalarının nedeni nedir? Türk devleti kuzey Kürdistan’da da aynı şeyleri yapıyor. Kuzeyde de Alevilere, Süryanilere ve diğer azınlıklara düşmanlık yapıyor. Bu bir devlet politikasıdır. Bu politikayı şimdi de Efrîn’de uyguluyor. Türk devleti halkların düşmanıdır ve düşmanlık siyaseti izliyor. Yeni bir şey değil bu. Ayrıca Efrîn’de başka bir şey daha yapmak istiyorlar. Orada Arap ve Kürt halkları arasında düşmanlık çıksın istiyorlar. Halkları birbirine kırdırıyorlar. Ormanları, zeytinlikleri yakıyorlar. Buna da dikkat çekmek isterim. Çete grupları ve Türkmenleri Efrîn’e yerleştirmek ve demografik yapıyı değiştirmek istiyorlar. Kürtleri oradan çıkarmak istiyorlar. Ayrıca bazı Kürtler var onlarda Efrîn’deki işkenceleri Türk devletinin değil, cihatçıların yaptıklarını söylüyor. Ama gerçek bu değil, bütün bunlar Türk devletinin politikası sonucu yapılıyor. Yayınladığınız rapora tepkiler nasıl oldu? BM, AB ve uluslararası kurumlardan somut öneri ve geri dönüş geldi mi? Raporumuzun etkileri oldu. Suriye İnsan Hakları Gözlemevi ile diğer insan hakları kurumları da rapora atıfta bulundu. Ayrıca siyasi partiler ve Alman Parlamentosu Başkan Yardımcısı da raporumuzu referans aldı. Alman hükümeti maalesef tavrını değiştirmiyor ve Efrînlilerin ihtiyaç duyduğu ilgiyi ve desteği vermiyor. Ama kamuoyu desteği sürüyor. Alman Parlamentosu’ndaki bütün parti ve fraksiyonlar rapordan hareketle Türk devletinin Efrîn’den çıkmasını talep ettiler. Bize bu yönde bilgiler geldi ama bu hükümet politikasına dönüşmüş değil. Efrîn’deki kötü gidişatı engellemek ve ordaki halka destek sunmak için ne yapılabilir? Efrîn’de halk zor durumda. İşkence var, baskı var, hırsızlık var, talan ve yağma var. Şimdi orada hasat mevsimi ama tarlaları yakıyorlar. Yakında orada açlık başlayacak. Efrîn için acil yardım gerekiyor. Derhal kampanya başlatılmalı ve dayanışma çağrıları yapılmalı. Zira Efrîn’deki bu durum Türk devleti ve ona bağlı terörist grupların işine geliyor. Halkı aç bırakarak ve baskı altında tutarak göçe zorluyorlar. Oysa işgalden önce Êzîdîsi, Alevisi ve Hıristiyanı Efrîn’de güven ve huzur içinde beraber yaşıyordu. Şimdi ise durum böyle değil, herşey kötüye gidiyor. Kurum olarak Şengal’i izliyor musunuz? Şengal’i izliyoruz ve Şengal’deki durumla ilgili de zaman zaman açıklama yapıyoruz ama ben kendim Şengal’e gitmedim. Êzîdîlerin durumunu gözlemlemek için Duhok’a ve bazı yerlere gittim. Tehdit Altındaki Halklar Örgütü’yle ilgili de kısaca bilgi verebilir misiniz? Kurumumuz Almanya merkezli. Nerde olursa olsun, tehdit altında bulunan her halkla dayanışmaları çalışmalar yürütüyoruz. Sadece Kürtlerle değil dünyanın herhangi bir yerinde ezilen ve baskı altında olan halklarların sorunlarını dünya kamuoyuyla paylaşan bir kurumdur.