Efrîn’de kesintisiz zulüm var

  •  2. Efrîn İnsan Hakları Forumu’nda, Efrîn İnsan Hakları Örgütü’nün üç yıllık işgal süresince yaşananları özetleyen rapurunun yanı sıra tanık ve mağdurlar da konuştu.
  •  Üç yıllık işgal süreci boyunca yaşatılan ihlallerin ayrıntılı raporu, Uluslararası Ceza Mahkemesi, Avrupa Parlementosu ve Birleşmiş Milletler’e de gönderilecek.

MİHEME PORGEBOL/DİLAN NARİN - HABER MERKEZİ

2. Efrîn İnsan Hakları Forumu, Qamişlo’da gerçekleştirildi. Türk iktidarının, tüm dünya için bir tehdit haline geldiğinin vurgulandığı forumda, Türkiye ve ona bağlı çetelerin işlediği suçlar gündeme getirildi. Uluslararası kamuoyuna birlikte hareket etmenin gerekliliğinin hatırlatıldığı forumda, Efrîn’de yaşanan suçların mağdurları ve tanıkları yaşadıklarını anlattı.

Suriye Kadın Hakları ve Araştırma Kurumu, Hukuk İnsiyatifi örgütü, Rojava Stratejik Araştırmalar Merkezi, Efrîn İnsan Hakları Örgütü, Cizîr İnsan Hakları Örgütü’nün organize ettiği ve işgalci Türk devletinin Efrîn’de işlediği suçlara dikkat çekmeyi amaçlayan 2. Efrîn İnsan Hakları Forumu, Qamişlo’da yapıldı. Demokratik Suriye Meclisi Eşbaşkanı Emîne Omer, Özerk Yönetim Yürütme Meclisi Eşbaşkanı Ebid Hamid El Mihbaş, TEV-DEM Eşbaşkanı Xerîb Hiso, Hukuk örgütleri temsilcileri, Cizîr Ezîdî Evi, Suriye Kadınları Meclisi, Kuzey ve Doğu Suriye Kadın Meclisi ve KNK temsilcileri katılımcılar arasında. Forum’da üç ana konu görüşüldü:

* İşgalci Türk devletinin işlediği suçların uluslararası hukuktaki karşılığı,

* Efrîn’de kadınlara yönelik işledikleri suçlar ve uluslararası hukuka göre suçluların cezalandırılma yöntemleri.

* İşkencelere uğramış işgal mağduru yurttaşların anlatımları.

Forum, kentte 3 yılda yaşanan insan hakları ihlalleri raporunun okunmasıyla başladı. Raporu paylaşan Efrîn İnsan Hakları Örgütü Başkanı Îbrahîm Şêxo, şu bilgileri verdi: “Saldırılarda her türlü ağır ve gelişmiş silah, tank ve savaş uçağı kullanıldı. Saldırılar sonucunda bölgenin altyapısı ve sivil kuruluşlar yok edildi. Binlerce sivil katledildi ve yaralandı. Bölgede yüz binlerce kişi göçertildi ve onlarca katliam yapıldı. Bununla birlikte etnik soykırım yapıldı ve uluslararası ölçüt, kanun, standartlar ihlal edildi. Efrîn Kantonu, Tük devletinin ulusal güvenliğinin korunması, güvenli bölgelerin oluşturulması, Suriyeli göçmen ve mültecilerin yeniden yerleştirilmesi gibi birçok bahane ile işgal edildi. Bilindiği gibi işgalden önce Efrîn’de sosyal yönetim sistemi oturmuştu. Suriye’nin diğer birçok şehirleri arasında güvenlik ve ekonomik alanda istikrarı olan tek yer Efrîn’di. Suriye’nin diğer bölgelerinden gelen on binlerce göçmen Efrîn’e yerleşmişti.” 

Suçların bir bölümü belgelendi

Hazırladıkları rapor ile Efrîn’de üç yılda işlenen insanlık suçlarına dikkat çekmek istediklerini kaydeden Şêxo, raporda yer alan insanlık suçlarının bir kısmının belgelendiğini, büyük bir kısmının da Türkiye’nin rın gizleme politikaları ve tüm mağdurlara ulaşabilecek bağımsız uluslararası komitelerin bulunmaması nedeniyle hala gizli kaldığını vurguladı. 

400 bir kişi Efrîn’e yerleştirildi

 Şêxo, Türk devletinin işgalinden sonra Efrîn halkının yüzde 80’inin Şehba, Halep, Özerk Yönetim’in daha sonra kurduğu Şehba Kampı ve Til Rifet kasabasına göçertildiğini belirterek, "Saldırılarda 498 sivil hayatını kaybetti. Yine 82 kişi işkence ile katledildi. Bombardıman sonucu 303’ü çocuk ve 213’ü kadın olmak üzere 696’dan fazla sivil yaralandı. Üç yıllık işgal sürecinde Suriye’nin farklı bölgelerinden özellikle İdlib’in güneyi, Halep’in güney ve batı köyleri, Guta’dan gelen 400 bin yabancı göçmen Efrîn’in köy ve ilçelerine yerleştirildi” dedi.

Kürtçe yerine Türkçe

 Efrîn Eğitim ve Öğretim Komitesi’ne göre; saldırılar sonucu 64 okulun yıkıldığı belirtilen raporda, bu okullarda saldırılardan önce toplam öğrenci sayısının 50 bin 855 olduğu, saldırılar sonrası 13 bin öğrencinin Şehba’da yerleştiği kaydedildi. Yine saldırılarla birlikte Efrîn Üniversitesi dahil merkezdeki tüm eğitim kurumlarının kapatıldığı, ana dildeki (Kürtçe) tüm materyallerin kaldırıldığı, yerine Türkçe ve Arapça ders kitaplarının dayatıldığı belirtildi. 

2018’de 943 kişiye ulaştı

 Şêxo’nun okuduğu raporda şöyle devam edildi: "2018’de bölge sakinleri bilinçli bir şekilde katledildi ve kaçırıldı. Katledilen ve kaçırılanların sayısı 943 kişiye ulaştı. Bunlardan 76’sı işkence sonucu katledildi veya yargılanmadan idam edildi. Suçları da Özerk Yönetim ile olan ilişkileriydi. Kaçırmaların çoğu işgalci Türk devletinin istihbaratının gözetiminde cihatçı gruplar tarafından gerçekleştirildi.

Su istasyonu ve baraj

Onlarca stratejik bölge, sağlık, eğitim ve hizmet kurumları hedef haline getirildi. Efrîn Hastanesi 3 defa bombalandı. Heyva Sor a Kurd’a bağlı ambulanslar hastaneye yaralı götürdüğü zaman hedef haline getirildi. Şera ilçesine bağlı Metina köyündeki su arıtma istasyonu ve Meydankê Barajı hedef alındı. İşgalci Türk devleti, bu hedeflerle suyu silah olarak kullanmak ve sivilleri göçertmek istiyordu.

2019’da 6 bini aşan kaçırma

2019’da insan kaçırma ve fidye isteme olaylarının sayısı 6 bini aştı. 500 kişinin ailesinden fidye istendi ve 330 kişinin akıbeti bilinmiyor. Belgelere göre 700 kişi işkenceye uğradı. Kadınlar ve çocukların kaçırılıp onlara işkence edilmesinin ardından görüntüleri ailelerine yollandı ve fidye istendi. İstenilen fidye bazen 100 bin doları aştı. 54 kişi işkence sonucu katledildi. 41 kişi ise işgalci Türk devleti ve çetelerinin bombardımanı sonucu katledildi. Bombardıman sonucu 2 gazeteci katledildi ve 670 sivil de yaralandı. Mayın ve patlamalar sonucu ise bin 730 sivil yaralandı.

2 Aralık 2019’da Til Rifet (Halep’in 35 km kuzeyinde) işgalci Türk devleti tarafından bombalandı. Bombardımanda Efrînli ailelerin olduğu yerler hedef alındı. Bombardıman sonucu 8’i çocuk olmak üzere 10 kişi şehit düştü, 9’u çocuk olmak üzere 17 kişi ağır yaralandı.

260 kadın kaçırıldı

 İşgalci Türk devleti, Efrîn bölgesinde kadınlara yönelik kaçırma, tecavüz, katletme gibi suçlar işleyerek Efrîn halkının bölgeyi terk etmesini amaçlıyorlar. 2018’den 2019’a kadar 260 kadın kaçırıldı, 40 kadın katledildi, 128 kadın yaralandı, küçük yaşlardaki 60 kız çocuğu tecavüze uğradı. Bu kadınlardan 5’i intihar etti.

 2020’de de devam etti

 58 kişi katledildi. Bunların 9’u kadın. 987 kişi kaçırıldı. Sivil bölgelerde 39 patlama gerçekleşti. Bunların sonucunda 170 ölü ve yaralı var. 2020’de 35 kadın da kaçırıldı. Aralarında engelli ve çocukların da olduğu 67 kadına tecavüz edildi. Yaşları küçük olan 5 kız çocuğu silah zoruyla çete elemanlarıyla evlendirildi. Bunların dışında işgalci Türk devletinin bilgisi dahilinde erkeklere de cinsel şiddet uygulandığı belgelendi.

Dini ve tarihi saldırı

 Efrîn’de yaşayan Alevi ve Êzîdîler, kültür ve inanç değişikliğine zorlandı. Yerlerinden göçertildi. Efrîn’de 23 Êzîdî köyü var. Suriye savaşı başlamadan önce bu köylerin nüfusu 25 bin idi. Çoğunluğunu yaşlıların oluşturduğu 7 bin kişi kaldı. Korku siyaseti uyguladılar. Diğer dinden olanlara İslam dinini, oruç, namaz, dini eğitim devrelerini zorunlu kıldılar.

300 bin büyük zeytin ağacını, 150 bin diğer ağaçları kestiler. 11 bin ağaç yaktılar. 10 bin dönüm arazi yaktılar.”

Tanıklar da konuştu

Şêxo’nun ardından tanık ve mağdurlar konuştu. Efrînli Zeyneb Ahmed Muhammed de doğup büyüdüğü Efrîn’i terk etmediği için Türk güçleri tarafından tutuklandığını söyledi. “Beni Türk hapishanesine götürdüler. Ardından da radikal gruplara teslim ettiler. Yerin altında bir yerde hapsettiler. Burada 150 kişiydik. Kadınlar, çocuklar ve yaşlılarla iç içeydik. 4 metreye 5 metre bir odaydı burası” diyen Zeyneb Ahmed Muhammed, her türlü işkence ve şiddet biçimlerine tanıklık ettiklerini söyledi.

Çocukları boğmaya çalıştılar

Zeyneb Ahmed Muhammed, şunları paylaştı: “Çocuklar bile işkence gördü. Bir yaşında bebeği dövüp boğmaya çalıştılar. Biz bunu hapishanede protesto ettik. İnsanları soyup üzerlerine soğuk su döktüler. Sonra dövdüler. Kan içerisinde kalıyordu insanlar. Artık sesleri bile çıkamıyordu insanların.

İşkence sesinden intihara

Bir keresinde bir kadın ve annesini aldılar. Anneye dışarıda işkence yaptılar. Annesinin işkence seslerini kızına dinletiyorlardı. Kızı, annesine yapılan işkencelere dayanamayıp kendini asarak intihar etti.

Elektrik verip katlettiler

33 yaşında bir kadını gece yarısı aldılar, kadın kendinden geçene kadar işkence ettiler. Her gün gece yarısı aynı şey oluyordu. İnsanlara çok işkence edildi. Hayvanları üzerimize salarak işkence ediyorlardı. İşkence edilenlerden bir tanesi çocuktu. Ağabeyi ve erkek kardeşi bu kızın gözlerinin önünde öldürüldü. Elektrik vererek öldürdüler. Adı Hamza’ydı. İşkence yapanlar Türk’tü.

Kardeşi aklını yitirdi

Öldükten sonra fotoğrafını çekip kız kardeşine getirdiler. Kız tanıyamadı, kendini kaybetti. Aklını kaybetti, şimdi o kızın nerede olduğunu bilmiyoruz.

Umarım kazanır ve topraklarımıza geri dönebiliriz. Onurumuzu insanlığımızı geri alabiliriz. Biz insan değil miyiz, BM’ye insan hakları örgütlerine soruyoruz, biz insan değil miyiz?"

Oluk oluk kan akıyordu

Bir diğer tanık olan Esma Hesen de gözyaşları içerisinde yaşadıklarını “Biz Efrîn’den çocuklarımızla çıktık. Nereye gideceğimizi bilemedik. Tel Rıfat’a geldik. Bir buçuk yıl boyunca burada kaldık” sözleriyle anlatmaya başladı. Hesen, kaybettiği çocuğunun fotoğrafını göstererek, şöyle devam etti: “Çocuklar dışarıda oynuyordu. Ben de bahçede oturuyordum. Siyah bir duman yükseldi. Üzerimize toz duman geldi bir anda. Sonra yerde yatan çocuklar gördüm. Kendi çocuğumu da yerde gördüm. 8 çocuk yerde yatıyordu. Hangisine koşacağımı bilmiyordum. Bir komşumun iki çocuğu öldü orada. Yeğenime mi koşayım, oğluma mı koşayım, diğer çocuklara mı koşayım. Yaralı çocuklar vardı. Oluk oluk kan akıyordu. Hep çocuk kanıydı. Çocuklarımız hala dışarı çıkmak istemiyor. Bir çocuğun bacağı kopmuştu. Dışarı çıkmaya korkuyor 'Diğer bacağımı da koparacaklar' diye. Türklerden hakkımızı istiyoruz. Bu kan boşa akmış olmasın. Benim çocuğumun ne suçu vardı? Erdoğan’dan ölen o 8 çocuğun hesabını vermesini istiyoruz. Hukuk uygulansın. O kanın hesabını versin. Ülkemizden defolup gitsin.”

Forum, soru-cevap kısmıyla devam ederken 3 yıllık işgal süreci boyunca gerçekleşen ihlallerin ayrıntılı raporunun Uluslararası Ceza Mahkemesi, Avrupa Parlementosu ve Birleşmiş Milletler’e gönderilmesi fikrinde uzlaşıldı.

 

SONUÇ BİLDİRGESİ

*  BM üyesi olan Türk devleti, Suriye’deki işgal saldırıları ve uygulamalarıyla BM kanunlarını ihlal ediyor. BM, Türk devletinden hesap sormalıdır.

*  Türk devletinin Suriye’deki işgaline son verilmesi için çalışma yürütülmelidir. Saldırılar nedeniyle göç etmek zorunda kalanların evlerine geri dönmesinin sağlanması gerekiyor.

*  Türk devletinin Suriye’de gerçekleştirdiği etnik soykırım suçları uluslararası kamuoyu önünde açıklanmalıdır.

*  BM tarafından görevlendirilecek uluslararası bir heyet, Efrîn’de işlenen suçları takip etmeli ve suçlara ilişkin soruşturmalar açmalıdır.

*  Efrîn’de yüz binlerce insanın göç etmesine neden olan Türk devletinin Roma hukukuna göre savaş suçları işlediği tescillenmeli ve hesap sorulmalıdır.

*  Efrîn’de işlenen suçların uluslararası hukuk kurumlarına intikal etmesi için daha fazla akademisyen, hukukçu, araştırmacı ve aktivistle ilişkiler geliştirilmelidir.

* Türk devletinin saldırılarında katledilen kadın ve çocukların ailelerine tazminat ödenmesi için uluslararası program çıkarılmalıdır.

* Efrîn’de işlenen suçların teşhir edilmesi için dünya basınıyla koordine sağlanmalıdır.

* Alınan kararların yerine getirilmesinin takip edilmesi için bölgesel ve uluslararası düzeyde izleme komiteleri oluşturulmalıdır.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.