8 Mart Dünya Kadınlar Günü kutlamaları Türkiye, Kürdistan ve bütün dünya da görkemli bir şekilde kutlandı. Kadınlar, cins eşitsizliği karşı tepkilerini dile getirirken, sosyal ve siyasal alanda daha fazla rol olmak istediklerini eylemleri ile dile getirdi.
Türkiye ve Kürdistan’da kadının sosyal, siyasal ve toplumsal alana katılımında sağladığı ilerleme konusunda BDP İstanbul İl Eşbaşkanı Asiye Kolçak ile konuştuk.

Kadın mücadelesinin geldiği düzeyi nasıl görüyorsunuz?

Tüm kadınlarımız bizim için güç kaynağımızdır. Örneğin aile baskılarına ve çevre baskılarına rağmen sokağa çıkmış, elinden tuttuğu üç çocuğu ile yürüşümüze katılan kadınlar var. Zaman zaman yalınayak yürüyen kadınlarımızı görünce „işte kadın bu“ diyorsunuz. Ve yine bu kadınlar mücadeleye daha sıkı sarılmanız için güç ve kararlılık veriyor.
Konuya diğer bir noktadan bakarsak, bunu mücadelenin gerekliliğinin, bilincin gelişmesinde çok önemli bir adım olarak görüyorum. Ki,  bu kadınlar aslında kendi aileleri içinde bir devrim gerçekleştirerek aramıza katılmışlardır. Kendi içlerinde bir değişim bir dönüşüm yaşayarak bizimle yürüyorlar. Yıllardır çalışma yürüten bir kadın için belki bu pek bir anlam ifade etmez. Fakat o konuma kendi özgücü, inancı ve güvencesi ile ulaşmış bir kadının heyecanını ve bağlılığını sözler ile anlatmak belki mümkün değildir. Böylesi bir kadın hareketimiz vardır işte. Bu kadınlarımız bizim gurur ve ilham kaynağımızdır.  Ahmed Arif’in bir şiirinde bir zamanlar „kadınlar, bizim kadınlar /sofrada yeri öküzümüzden sonra gelen kadınlar“, dediği, bugün siyasal bir statüye kavuşmuş kadınları... Ve adeta erkek egemen sisteme meydan okuyan, bedelini ödemekten kaçınmayan kadınlar...

 Alevi hareketi, Ermeni cemaati ve diğer azınlıklar BDP’nin çalışmalarını, kendileri için örnek bir çalışma olarak nitelendiriyorlar. Genel olarak BDP olarak çalışmalarınız, diğer kadın örgütlenmeleri tarafından nasıl değerlendiriliyor?

Vallahi bu konuda hiç mütevazi olmaya gerek yok. Başta şunu söyleyeyim. Ben yaklaşık 22 yıldır, Halkın Emek Partisi (HEP) döneminden bu yana kadın çalışması içindeyim. İlk dönemlerde, üç en fazla beş kadın yer alıyordu. Yer yer çalışmalar için kadın bulmak çok zordu. Ama o günden bugüne baktığımızda kadının, ciddi anlamda, hem ulusal ve demokratik bilincinin gelişmesinde, hem de cins bilincinin gelişmesi noktasında önemli bir örgütlülük geliştirdiğini söyleyebilirim. Bu dönem için ise çok abartısız ifade edersek, Demokratik Kadın Hareketi’nin dünyanın en politikleşmiş kadın hareketi olduğunu söyleyebilirim.
5 bin yıllık bir erkek zihniyeti ile yoğrulmuş, onun baskısı altında kalan feodal bir yapının etkisi altında, dün evinden dışarı çıkmayan kadın, bugün siyasal temsiliyetin en üst düzeyinde yerini almaktadır. Ve diğer partilere de bu anlamda -ki bunu kendileri de söylüyorlar- ilham kaynağı olmuştur. Gerek özgün örgütlülüğü, gerekse  zindanda direnişi ile sisteme, dışarıda ise polise karşı duruşu ile önemli bir kadın gücümüz vardır.
Ve kadınlarımız bugün -ki bu çok önemlidir- namus kavramını artık kendisi ile sınırlı görmüyor. Namusun, bir dil, kimlik, halk olma ve en önemlisi de özgürlük sorunu olduğunun bilincinde. Bu anlamda,  Kürt kadını kendi tarihinde devrim niteliğinde bir değişimi-dönüşümü sağlayarak, toplumsal bir öncülük rolünü de üstleniyor.
Ve bugün AKP ve CHP politikalarında yer yer bizim söylediğimiz söylemleri kullanmaya başladı. Örneğin, CHP bugün yüzde 33 (cins kotası demiyor onlar) bir kadın kotası uygulamaya başladı. Çok basit ifade edersek, artık biz meydanlarda CHP veya AKP’li kadınların taşıdıkları „8 Martı’nız kutlu olsun“ pankartları okumaya başladık. Bu da Kadın Hareketemizin büyük  bir ilham kaynağını oluşturduğunun bir göstergesidir.
Yani Kürt kadını feminist ve sosyalist kadınları da olumlu etkilemiştir ki bunu kendileri de açıkça söylüyor. „Kürt kadın haraketi bugün erkek egemen sisteme karşı gelip bir değişimi sağlayabiliyorsa, feodaliteye, yerli işbirlikçiliğe, yerli sömürgeciliğe, aile içi şiddete, erkek cinayetlerine karşı bu kadar örgütlü mücadele verebiliyorsa, biz bunun gerisinde kaldık. Bu noktada Kürt Kadın Hareketi’ne denk düşen bir örgütlülüğü yaratmamız gerekiyor“ diyorlar.
Başta da feminist, sosyalist kadınlar olmak üzere tüm demokrat kadınların, diğer partilerden kadınlar da dahil olmak üzere, cins bilincinin bu denli gelişmesi demokrasi adına bir kazanımdır. Ve eğer biz tüm bu gelişmenin merkezi olduysak, bu verilen örnek mücadele sayesindedir. Bu da bizim için çok büyük bir onurdur.

NİHAL BAYRAM/İSTANBUL