Seçimlerin eşiğindeyiz. Adaylar belli olmaya başladı bile…

Gültan Kışanak Amed’in başına geçecek… Osman Baydemir’le alınan yoldan yeni bir perspektif açılacak: Kadın’ın söz ve karar hakkı Amed’de egemenliğini ilan edecek…
Rojava’da kadın taburları neyse, Kandil’den yükselen kadın manifestoları neyse Amed’de de aynı kadınla devrim yeni bir aşamaya yükselecek…
Bu devrim başka belediyelerde de yaşanacak…Belediyelerin resmi statüsü yıkılacak, “eşbaşkanlık” Kürdistan’da yerel iktidarın yarı yarıya “kadınlaşması” anlamına gelecek.
Bu büyük bir devrim değil mi?
Bütün belediyelerde, kimisinde bir erkek kimisinde bir kadın “resmen” “eşbaşkan” olacak. Türk devlet yasaları sadece “seçilen”in “Başkan” olduğunu söylese de, Kürdistan’da birisi “Türk devlet yasasına” diğeri ise “Kürdistan halk yasasına” göre seçilmiş, iki Başkanlı yerel yönetimler kurulacak.
Bu ne demektir?
Bu, “demokratik özerkliğin”, “cinsiyet özgürlükçü” toplum paradigmasını “devleti beklemeden” inşa etmeye başlamanın önemli bir adımını atmak demektir.
Bu aynı zamanda, “belediyeleri” anlamsız hale getiren “bürokratik merkeziyetçi devlet yapısını” aşmanın da bir adımıdır. Şöyledir: Bu yerel seçimlerde, Kürdistan’da yerel yönetimlerin YARISINA kadınlar, merkezi bürokratik devlete rağmen “el koyacaklardır”.
PKK’nin kuruluş yıldönümünde, PKK önderinin işaretini verdiği bir devrimle yüz yüzeyiz. Bu devrim biçimsel olarak “Kürdi”dir. Çünkü Kürdistan’da patlamıştır.
Ama aynı zamanda bir “kadın” devrimidir. Kadın, sınıfı, dini, dili, milliyeti, mezhebi ne olursa olsun “erkek egemenliğine” karşı ortak çıkarları olan “global” bir güçtür; “sınıf ötesidir, din ötesidir, milliyet ötesidir, mezhep ötesidir”, o nedenle Apocu düşüncede kadının rolü “biçim olarak Kürdi” devrime inanılmaz bir evrensel boyut katmaktadır.
Şu basit gibi görünen “Yerel Yönetimlerde Eşbaşkanlık” kurumu, Kürdistan devrimini, içinde patladığı kendi kabına sığmaz hale getiren başlıca dinamodur.
Kürdistan bir bütündür. Mevcut sınırları, Kürdistan’ı parçalayan sınırlar olmaktan çıkarmak, yani Başbakan’ın tabiriyle “cetvelle” çizilmiş sınırları, Kuto’nun okulda kullandığı “silgiyle” silmek ve vaktiyle Kürdistan’ı aralarında “paylaşmış” olan ve bugün de paylaşmak için birbirine düşman devletleri de böylece “birleştirmek” Kürdistan devriminin ufkundaki hedeftir.
Bu hedefe “sınır tanımayan kadın”ların “yeniden doğuş” hareketinden daha uygun düşen bir başka hareket olabilir mi? Çünkü kadınların bütün parçalardaki çıkarları, bütün devletlerdeki çıkarları ve yer küremizdeki çıkarları “ortaktır”. O nedenle şimdi “yerel yönetimlerde egemenliğin yüzde ellisine el koyan” Kürdistan kadın hareketi, yarın kendi yerel kabına sığmayacak, Kürdistan’ı aşacak, Ortadoğu ve Kafkaslarda özgürlüğü “egemen” kılacak.
İşte böyle hayalimizi canlandıran, bize heyecan veren bir yolun ilk adımındayız.
Yerel seçimler o nedenle yalnız AKP Hükümetiyle demokrasi güçleri arasında bir “yarış“ olmakla kalmayacak. Kürdistani devrimin, kadınlaşması, yani insanlaşması, böylece sınırları aşarak evrenselleşmesi yolunda, ilk bakışta sembolik, gerçekte ise somut bir adım olacak.
İşte böyle… Bir Kürdistan Özgürlük Hareketinin perspektifine bakın; bir de şu “dershane” yüzünden birbirinin gözünü oyanların haline… Birinin başındaki “erkek” diğerinin başındaki “erkekle” savaşmakta. Kürdistanda ise, yönetimler kadınlarla erkekler arasında eşit olarak paylaşılmakta…
Üç ay sonra Kürdistan’ın yarısında kadınların köşesinde mor bant bulunan kırmızı, yeşil, sarı bayrağı dalgalanacak….