Egemenlik de bayram da iktidarın

23 Nisan

23 Nisan

  • İrade gaspında sınır tanımayan iktidara, hizmet mekanına çevrilen Türkiye Meclisi ile 7 milyondan fazlası yoksulluk sınırının altına itilip temel hakları çiğnenen çocuklardan, '23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı'nı kutlamaları isteniyor.

Türkiye ve Kuzey Kürdistan'da çocuklar, yoksulluk, eğitimde eşitsizlik, çocuk işçiliği ve şiddete maruz kalma gibi ciddi sorunlarla karşı karşıya. TÜİK ve UNICEF verileri, çocukların yüzde 30'dan fazlasının temel ihtiyaçlardan yoksun olduğunu, her dört çocuktan birinin çalıştığını; sağlık ve eğitimde bölgesel eşitsizliklerin devam ettiğini gösteriyor. Kürt çocuklarının durumu ise daha dramatik. Yoksulluk, eğitim eşitsizlikleri, çocuk işçiliği, sağlık hizmetlerine erişim ve kültürel haklar gibi konularda kendine özgü zorluklarla karşı karşıya.

Türkiye Meclisi'nin (TBMM) 23 Nisan 1920’de açılışının yıl dönümleri, 'Milli Hakimiyet Bayramı' olarak kutlanıyordu. Çocukları Koruma Cemiyeti de 23-30 Nisan'ı Çocuk Haftası ve haftanın ilk gününü 1929'dan itibaren Çocuk Bayramı olarak kutluyordu. Bu iki bayram, 23 Nisan 1935’te '23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı' adı altında bir araya getirildi. TRT, UNESCO'nun 1979'u Çocuk Yılı olarak duyurmasının ardından, Uluslararası 23 Nisan Çocuk Şenliği'ni başlattı. Bayramı, çocuk gruplarını davet ederek kendince 'uluslararası düzeye' taşıdı. Bu yıl da devlet organizasyonu kutlamalar erkenden başladı ve bugün devam ediyor, ancak bu günü cezaevlerinde, iş yerlerinde, sokaklarda, asimilasyon cenderesinde, açlık ve yoksulluk pençesinde, üstelik şiddet girdabında karşılayan milyonlarca çocuk var.

Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi (ADNKS) sonuçlarına göre; 31 Aralık 2025 itibarıyla 86 milyon 92 bin 168 kişilik nüfusun, 21 milyon 375 bin 930'unu çocuklar oluşturdu. Yoksulluk ve Yaşam Koşulları İstatistiklerine göre; 2025'te toplam nüfusun yüzde 27,9'unun yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında iken çocuk nüfus için bu oranın yüzde 36,8 olarak açıklandı. Yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında olan çocuk nüfus cinsiyete göre incelendiğinde, bu oranın erkek çocuklarında yüzde 36,0; kız çocuklarında ise yüzde 37,8 olduğu görüldü.

Bebek ölüm hızı

Bebek ve çocuk ölüm oranları OECD ortalamasının iki katından fazla. OECD ülkelerinde bebek ölüm hızı ortalama binde 4 civarında, 5 yaş altı ölüm hızı ise binde 5-6. UNICEF’e göre; çocuk ölümlerinin azaltılması için sağlık sistemlerine daha fazla yatırım yapılması gerekiyor.

Beslenme ve yoksunluk

OECD’ye göre; Türkiye, çocuk yoksulluğunda yüzde 22.4'le ikinci sırada yer alıyor. Bu, toplam nüfusun yoksulluk oranından daha yüksek (yüzde 20’nin üzerinde). Her 5 çocuktan biri yeterli beslenemiyor, her dört çocuktan biri okula aç gidiyor. Çocukların yüzde 14’ü her gün taze sebze-meyve tüketemiyor. 7 milyon çocuk yoksulluk sınırının altında yaşıyor. 5,5 milyon çocuğa sosyal yardım yapılıyor.

Sosyal harcamalar

Sosyal güvenlik harcamaları, GSYİH’nin yüzde 12'si civarında. Aile ve çocuklara yönelik kamu harcamaları düşük; OECD ortalamasına kıyasla sınırlı destek sağlanıyor. Çocuk yardımları, genellikle düşük gelirli ailelere yönelik ve kapsamı dar. OECD’de sosyal harcamalar GSYİH’nin ortalama yüzde 20’si

Barınma sorunları

Ortalama hane başına düşen oda sayısı 1 (kişi başına) ile 1,7 olan OECD ortalamasının altında. Sıkışık konut koşulları, çocukların fiziksel ve zihinsel sağlığını, sosyal ilişkilerini ve gelişimini olumsuz etkiliyor.

Eğitimde büyük sorun

OECD ülkeleri arasında 3-5 yaş erken çocukluk eğitimi katılım oranı yüzde 41'le en düşük durumda. TÜİK’e göre; 2025’te ortaokul sonrası eğitime devam etmeyen çocuk sayısındaki artış sürdü. Yoksulluk, aile içi şiddet ve çocuk işçiliği gibi nedenlerle okul devamsızlığı ve terk oranları artıyor. Çocukların yüzde 45’i okul gezilerine veya etkinliklerine maddi nedenlerle katılamıyor. Türkiye’de okullaşma oranı artsa da özellikle yoksul bölgelerde eğitime erişim hala sorunlu.

PISA sonuçlarında Türkiye, OECD ortalamasının altında kalarak okuduğunu anlama, problem çözme ve mantıksal çıkarım gibi alanlarda zayıf performans sergiliyor. Öğrenci başına en düşük harcama yapan ikinci ülke. Türk Milli Eğitim Bakanlığı bütçesinin yüzde 81,1’i personel ve SGK giderlerine gidiyor, eğitim-öğretim faaliyetleri için kaynak sınırlı.

Çocuk işçiliği ve cinayetler

Türkiye, 1998'de minimum çalışma yaşını 15 olarak belirledi ve 2001'de en kötü şartlardaki çocuk işçiliğini yasaklayan 138 ve 182 sayılı ILO sözleşmelerini kabul etti fakat 2024’te 15-17 yaş arası her dört çocuktan biri çalışıyor. Toplamda 970 bin çocuk işgücünde yer alıyor. OECD ülkelerinde çocuk işçiliği oranı, genelde yüzde 1-2 civarında. Çoğu OECD ülkesinde 15 yaş altı çocukların çalışması yasalarla yasak. MESEM (Mesleki Eğitim Merkezleri) gibi programlarda çocuklar ağır koşullarda çalıştırılıyor ve bu durum iş cinayetlerine yol açıyor. İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi’ne (İSİG) göre; 13 yılda 852 çocuk çalıştırılırken yaşamını yitirdi. 

Suça sürüklenen çocuklar

Adalet Bakanlığı verileri, Türkiye'de son yıllarda suça sürüklenen çocuklar konusunda dikkat çekici bir artış olduğunu gözler önüne seriyor. 2015-2025 yılları arasında suça sürüklenen çocuk sayısında yüzde 17,47 oranında artış gözlemlendi. Verilere göre; 2015'te suça sürüklenen çocuk sayısı 158 bin 560, 2016'da 146 bin 737, 2017'de 145 bin 210, 2018'de 157 bin 96, 2019'da ise 161 bin 378 olarak kayıtlara geçti. 2024 ve 2025 yıllarında suça sürüklenen çocuk sayısı 185-189 bin bandında seyrederek son 10 yılın en yüksek seviyelerine ulaştı. Çocukların karıştığı olayların başında yüzde 40,4 ile kasten yaralama, yüzde 16,6 ile hırsızlık, yüzde 8,2 ile uyuşturucu ve yüzde 4,6 ile tehdit gelmektedir. Suça karışan çocukların yanı sıra 2024'te güvenlik birimlerine mağdur olarak gelen 279 bin 620 çocuktan 22 binden fazlası cinsel suç mağduru oldu.

Şiddet ve istismar

UNICEF’e göre; Türkiye’de çocuklar fiziksel, duygusal ve cinsel şiddete evde, okulda ve çevrimiçi ortamlarda maruz kalıyor.

Türk Adalet Bakanlığı istatistiklerine göre; Cumhuriyet başsavcılıklarında soruşturma evresinde olan “Çocukların cinsel istismarı” konulu dosya sayısı, 2024'ün sonunda 63 bin 306 olarak kaydedildi. Toplam 63,3 bin dosyadaki şüpheli sayısı ise 67 bin 507. Toplam 16 bin 790 sanık, “Çocuk istismarı” gerekçesiyle yargılanırken 7 bin 310 kişi hakkında mahkumiyet kararı alındı. Toplam 393 sanık hakkında ise Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması kararına hükmedildi. “Reşit olmayanla cinsel ilişki” gerekçesiyle mahkum olan kişi sayısı ise 675.

Engelli çocuklar

Engelli çocukların eğitim ve sağlık hizmetlerine erişimi sınırlı. Özel gereksinimlere uygun altyapı ve destek eksikliği, bu çocukların sosyal entegrasyonunu zorlaştırıyor.

Çocuk evliliği

OECD ülkelerinde çocuk evliliği oranı genellikle yüzde 1’in altında; birçok ülkede yasal olarak 18 yaş altı evlilikler yasak. Türkiye'de bu oran yüzde 4'ün üzerinde. HABER MERKEZİ

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.