- Süreç için beklenen 'çerçeve yasa'nın, “güvenlik yasası” olmaması gerektiğini belirten akademisyen Salim Orhan, “Barış ve inşa yasasının zemini olmalı” dedi.
Dicle Üniversitesi’nde görev yapan akademisyen Dr. Salim Orhan, sürecin belli bir aşamaya geldiğini, artık yasal düzenlemelerin yapılması gerektiğini söyledi. Ayrımcı bir 'çerçeve yasa'nın hedeflenen sonucu veremeyeceğini kaydeden Orhan, “En çok söylenen örgüt yöneticiliği yapmış kişilerin kapsam dışı bırakılacağıyla ilgili. Siz bu yasayı yaptığınızda müzakere yürüttüğünüz veya konuştuğunuz kişiler örgüt yöneticileri. Yani burada bir paradoks, çelişki var” diye konuştu.
Kapsayıcı olmalı
Yasaların kapsayıcı olduğunda ancak beklenen amacın hasıl olabileceğini belirten Orhan, şunları söyledi: "Hiç kuşkusuz şöyle bir şeye gidilebilir; katmanlı, aşamalı düzenlemeler yapılabilir. Şimdi ve sayısı hiç de küçümsenmeyecek kişilerin üyesi olduğu veya üyesi olduğu iddia edildiği bir örgütten bahsediyoruz. Dolayısıyla bütün bunları kapsayacak bir 'çerçeve yasa' gerekiyor. Bütün bunların kapsayıcılığı herkesin eşit ele alınacağı anlamına elbette gelmeyebilir. Bu sürecin ruhuna uygun bir şekilde katmanlı bir kısım düzenlemeler yapılabilir. Dışlayıcı ve ayrıştırıcı bir düzenleme ise beklenen sonucu, hedeflenen başarıyı getirmeyebilir. Bahçeli daha önce Öcalan için ‘kurucu liderlik’ dedi. Son yazısında mono liderlikten bahsediyor. Tek muhatap oluşu devlet açısından da örgüt açısından da bir avantaj. Kolombiya'da yapılan düzenlemelerden sonra bir grup karşı çıktı. İrlanda'da bile bir grup sürece karşı çıktı ama PKK'nin disiplinli oluşu, muhatabın kendi takipçileri üzerinde etkisinin yüksek oluşu bir avantaj. Bu süreçlerde en zararlı diyebileceğimiz şeylerden bir tanesi de örgütü parçalamak. En azından sürecin başarısı açısından bir fayda sağlamaz. Bunun için de 'çerçeve yasa'nın kapsayıcı olması lazım.”
Barış ve inşa zemini
'Çerçeve yasa'nın bir “güvenlik yasası” olmaması gerektiğine dikkat çeken Orhan, “Bir barış ve inşa yasasının zemini olmalı” dedi. Orhan, “Bu yasanın öncelikli hedefi elbette silahsızlandırma süreciyle ilgilidir. Bu silahsızlandırma sürecinin kendisi de bir günde oluşabilecek veya çok kolay bir süreç değil” diyerek, silahsızlanma sürecini izleyebilecek bağımsız bir komisyonu kurulabileceği önerisinde bulundu.
Yine 'çerçeve yasa'nın özellikle dilinin önemli olduğunu; intikamcı, ayrıştırıcı veya aşağılayıcı bir dil içermemesi gerektiğini belirten Orhan, “Barışı inşa edecek, süreci ileriye taşıyabilecek bir dil içermeli. Çünkü bu süreç başarılı olduktan sonra muhtemelen Kürt meselesini hala konuşuyor olacağız” diye konuştu.
'Çerçeve yasa'da “suça karışan, karışmayan” olduğu yönündeki söylemlere işaret eden Orhan, “Suça karışıp karışmamayı fiili olarak tespit etmek bile başlı başına mümkün olmayan bir şey. Yani böyle bir ayrım yasadan beklenen neticeyi vermeyebilir. Bu, müzakere sürecini veya yasayla ilgili tartışmaları muhtemelen daha uzun bir sürece yayar. Ancak örgüt üyelerinin gelip topluma katılımı ve sonrasında sivil alanda siyaset yapma yollarının açılması ile ilgili düzenleme yapılabilir” dedi.
Nitelikli yasa olmalı
Dünya örneklerine de bakıldığında özel yasalar ve bu yasaların altında bir kısım düzenlemeler yapıldığını anımsatan Orhan, şunları ekledi: "40 yılı aşkın çatışmalı sürecin beraberinde getirmiş olduğu karmaşık sorunları çözecek bir 'çerçeve yasa'dan bahsediyoruz. Dolayısıyla nitelikte bir yasanın olması lazım. Bu yasal düzenleme örgüt üyelerinin veya bu süreci kapsadığı kişilerin süreç sonrası hukuki güvenliğini de teminat altına almalı. Sadece silahsızlandırma süreci, silahtan arındırma süreci değil, silahtan arındırma süreci sonrasındaki hukuki güvenliği sağlamalı ki süreç başarılı olabilsin. En azından yakın tarihte öngörülebilir bütün sorunları halledebilecek nitelikte bir yasadan bahsediyoruz. Bundan sonraki dönemde, süreci takip eden bir gözün ve bağımsız bir komisyonun da olması gerekir."
***
Kurtulmuş temenni ediyor
Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne dikkat çeken Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş, “Bu işin çözülmesi için çalışmaların Meclis tatile girmeden evvel bitmesini temenni ederim” dedi.
Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş, Zambiya Ulusal Meclisi Başkanı Nelly Mutti yaptığı görüşmenin ardından ortak basın toplantısı düzenledi. Barış ve Demokratik Toplum Süreci ile Meclis Komisyonu ve raporuna dikkat çeken Kurtulmuş, "Çok önemli ve uzun bir çalışma oldu. Türkiye demokrasisi bakımından iftihar vesilesi olan bir tabloyu ortaya koyduk. Meclis'te bulunan bütün siyasi partiler, komisyona katılan bütün siyasi partiler büyük bir çabayla Türkiye'de toplumun farklı kesimlerini dinledi ve bir rapor ortaya koydu. Bu rapor bir yol haritasıdır. Bizi bağlayan ortak mutabakat metnimizdir. Bu ortak mutabakat metninin özellikle 6 ve 7. maddelerinde yol haritasını belirlemek üzere ortaya konulmuş somut tekliflerdir. Şimdi bunun gereğinin yerine getirilmesi lazım" dedi.
Meclis tatile girmeden
Süreci “fesih”e indirgeyen Kurtulmuş, “Ortadoğu'nun bir cadı kazanına döndüğü ve giderek hele hele dünyadaki bütün işlerin beklenenden daha süratli hale geldiği bir ortamda bu kadar büyük bir olumlu momentum yakalanmışken, bunun bir an evvel bitirilmesi için bütün partilerin ortak çalışmalarını sürdürmeleri lazım. Biliyorsunuz geçen sene yazın bütün yaz boyunca komisyonda çalıştık. Bu işin çözülmesi için de çalışmaların Meclis tatile girmeden evvel bitmesini temenni ederim. Ama eğer gerekirse bu konudaki çalışmalar da sürdürülmelidir" şeklinde konuştu.