Eğitim derin eşitsizliğin gölgesinde

Ana dil eylem
- DEM Parti Riha Kadın Meclisi, anadilde, parasız, bilimsel ve eşitlikçi bir eğitim sistemi talep ederek; çocuk emeğinin sömürüsü ve asimilasyon politikalarına karşı mücadele vurgusu yaptı.
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Riha Kadın Meclisi, Hewag (Bozova) ilçesinde eğitim sistemine yönelik bir basın açıklaması gerçekleştirdi. Açıklamada, anadilde eğitim hakkının tanınması, çocukların işgücü piyasasına itilmesinin önlenmesi ve kamusal eğitime daha fazla bütçe ayrılması gerektiği vurgulandı. DEM Parti il ve ilçe örgütleri, Tevgera Jinên Azad (TJA) ve Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) temsilcilerinin katıldığı etkinlikte, “Anadilinde, parasız, bilimsel, eşit ve özgürlükçü eğitim istiyoruz” pankartı ile “Kurdî nasnameya me ye” ve “Zimanê me rûmeta me ye” dövizleri taşındı.
Çocuklar işgücü piyasasına itiliyor
Kadın Meclisi adına açıklamayı okuyan Burçin Satıcı, “Çocukların geleceğini iş cinayetlerine mahkûm eden bir eğitim sistemi kabul edilemez. 2025-2026 eğitim-öğretim yılı bu hafta başlıyor. Milyonlarca çocuk ve genç okulları ile buluşacak. Türkiye’de eğitim, hiçbir zaman çocuklar ve gençler için özgürleşmenin ve kendini geliştirme imkânının alanı olarak kurgulanmamıştır. Aksine, siyasi iktidarların ve sermayenin ihtiyaçlarını önceleyen düzenlemelerle şekillenmiştir. Bugün çocuk emeği sömürüsü, çocuk yoksulluğu, kamusal bütçelerin azalması, eğitimin özelleştirilmesi ve anadilinde eğitim hakkının engellenmesi gibi sorunlar giderek daha da ağırlaşmaktadır. Çocuklar işgücü piyasasına itiliyor, eğitim sermayeye açılmaya devam Ediyor. MÜSİAD başta olmak üzere sermaye gruplarının talepleri, çocukları erken yaşta işgücü piyasasına çekmeyi hedefliyor. Bu ise çocuk emeği sömürüsünü derinleştirmekten başka bir anlama gelmiyor. Oysa. Okullar sermayenin ucuz işgücü kaynağı haline getirilemez. Mevcut göstergeler, eğitimin ticarileştiğini gözler önüne seriyor” ifadelerini kullandı.
Bütçe ayrılmıyor, ihtiyaçlar karşılanmıyor
Eğitimin, bir toplumun bugününü ve geleceğini belirleyen en temel alan olduğuna dikkat çeken Burçin Satıcı: “2023-2024 verilerine göre özel okulların sayısı hızla artarken, kamu okullarının payı geriliyor. Bugün eğitim yılı çocuk yoksulluğunun ve derin eşitsizliklerin gölgesinde başlıyor. Çocukların sağlığını öncelemeyen bir devlet ve Eğitim Bakanlığı’nın yapacağı bellidir. Ücretsiz okul yemeği uygulaması tüm eğitim kurumlarında yaygınlaşmalıdır. Eğitime yeterli bütçe ayrılmıyor, ihtiyaçlar karşılanmıyor. Kamusal eğitime harcanan her bir lirayı gereksiz masraf olarak gören ve devleti bir şirket gibi yöneten bakanlık, yeterli istihdam sağlamamakta direniyor” şeklinde konuştu.
Kürt çocuklar haklarında mahrum
Sürecin en kritik başlıklardan birinin anadilinde eğitim hakkı olduğuna vurgu yapan Burçin Satıcı “ Barışın yolu anadilinde eğitimden geçer. Eğitim alanının kronik hale gelmiş sorunlarından biri de anadilinde eğitimin yıllardır bu topraklarda bir hak olarak görülmemesi ile ilgilidir. Üstelik ‘Barış ve Demokratik Toplum’ çağrısı ile birlikte yaşadığımız yeni dönemde en kritik başlıklardan biri anadilinde eğitim hakkıdır. Bugün milyonlarca Kürt çocuk, kendi anadilinde eğitim alma hakkından mahrum bırakılarak okula başlıyor. Anadilinde eğitim hakkının tanınmadığı bir sistem, çocukları eşitlikten ve özgürlükten uzaklaştırıyor, onları asimilasyoncu bir düzenin çarkları içine hapsediyor. Barış toplumu her bir bireyini doğuştan gelen haklarıyla kucaklayan toplumdur. Barış toplumu reddetmez, inkâr etmez. Demokratik kurallara dayalı eşitlik ve özgürlük sağlamayı birincil ilke kabul eder. Eğitim sistemini de buna göre biçimlendirir” dedi.
Mücadeleyi büyüteceğiz
Burçin Satıcı son olarak şu ifadeleri kullandı: "DEM Parti Kadın Meclisi olarak bizler; çocukların eşit, özgür, sağlıklı ve güvenli bir şekilde eğitim görmesi için mücadele etmeyi, eğitim hakkını toplumun bütün kesimlerini kapsayan demokratik, özgürlükçü laik, bilimsel, kamusal, cinsiyet özgürlükçü ve ekolojist bir çerçevede savunmayı sürdüreceğiz. Eğitimi siyasal iktidarların ve sermaye çevrelerinin ihtiyaçlarına göre değil, toplumun tüm çocuklarının özgür bugününe ve geleceğine göre yeniden inşa etmenin zorunlu olduğuna inanıyoruz ve bu yönde mücadelemizi büyütmeye devam edeceğiz.” RIHA










