Ekim Devrimi insanlığın eşitlik, özgürlük, adalet, direniş değerlerine değer katmıştır. İnsanlık, bir partinin ve onun kadrolarının özgürleşme iddiası, kararlılığı, inancı ile yaklaştığında nasıl bir başarı gerçekleştireceğini en somut bir şekilde görmüştür.

 Ekim Devrimi sonrası Sovyetler Birliği’nin bugünkü durumu –kapitalist modernist sistemin bir türevi olması- üzerinden reel sosyalizme yapılan eleştiriler bu devrimin insanlığın kurtuluşu için yaptıklarını asla inkar ve ret edip kazanımlarını gölgelememelidir. Reel sosyalizme eleştiriler sosyalizmin yarattığı insanlık değerlerine sahiplenme, yanlışlıklarını eleştirme ve yeniden güçlü bir şekilde yapılanmasına hizmet eden bir tarzda olmalıdır. Yani Rus devriminin yaratıklarını tümüyle ret etme ya da olduğu gibi kabullenme değil özgürlük paradigması temelinde yeniden yapılanma ruhu esas alınabilmelidir.

 1978 yılında kurulan PKK başlangıçta sosyalizmden ilham alarak ideolojik argümanlarını oluşturmuştur. Ancak “bununla birlikte reel sosyalizmin mevcut” durumu değerlendirerek, eleştirmeyi ve bu konuda kendi öz yaklaşımını, öz gücünü oluşturmayı da asla ihmal etmemiştir. 

PKK, Marksist/Leninist ideoloji ve ulusal kurtuluş ideolojilerin mirasına dayanarak, ideolojik, siyasi, askeri parametrelerini oluşturarak kendi plan ve programlarını geliştirmiştir. Kürdistan devrimi gerçekleştirilirken ülkemizin tarihsel, toplumsal, kültürel özellikleri, özgünlükleri dikkate alınarak buna uygun kişilik çözümlemeleri, mücadele araçları belirlenerek ilerleme sağlanmıştır.

PKK’de gerçekleşen ve militanlığı sürekli geliştiren en önemli çalışma; öncelikle Rêber Apo’nun kendi şahsında ve giderek tüm PKK militanlarında özgür yaşam ve ilişkilerinin eşitlikçi, özgürlükçü alternatif bir şekilde yaratılması çalışmalarıdır. PKK’de özgür insan ve özgür toplum yaratma ideası ve pratikleşme çalışmaları hep stratejik bir çalışma olarak ele alınmıştır. Denilebilir ki insanlık tarihinde hiç bir devrimde PKK öncülüklü Kürdistan devriminde kişilik ve yaşam çözümlemesi bu denli derinlikli geliştirilmemiştir. PKK militanlığında, verili yaşamdan radikal bir kopuş söz konusudur. Tüm PKK yapısı ve giderek tüm halkımız köklü, radikal eleştiri- özeleştiriler ile yeniden bir yaratılışı gerçekleştirilmiştir. Ülkesizlik, kimliksizlik, adaletsizlik kabul edilmemiş buna dayalı sömürgeci yaşam tarzı ret edilmiştir. Yine reel sosyalizmden ayrıştıran en temel nokta kapitalist modernist yaşamı ret etmemiz olmuştur. Oysa ki reel sosyalizm de kapitalist sistemin yaşam tarzını benimseme, ona özenme vardır. Reel sosyalizmin siyasi, sosyal, ekonomik, kadın politikaları, enternasyonalizm anlayışı, şiddeti kullanma biçimi, devlet ve iktidarı ele alış biçimi, ekolojiyi önemsememesi vb. bir çok boyutta gelişen eleştiriler daha da derinleştirilebilir. 

Rêber Apo, reel sosyalizmin en radikal eleştirilerini 1995 PKK Kongresi’ne sunduğu Politik Rapor’da güçlü bir biçimde dile getirmişti.

1999’da devletler arası komplocu güçlerin Önderliğimizi bir komplo ile yakalamasından sonra İmralı’da Rêber Apo öncülüğünde kapitalist modernist yaşamı sadece ret etme değil, bunun karşısında alternatif sistemin çok boyutlu bir biçimde sistemleştirilmesi söz konusu olmuştur. Özgürlükçü- demokratik-ekolojik zihniyet temelinde yeni bir alternatif sistem yaratımına giriş yapılmıştır. 2000 yıllar demokratik sosyalizmin de yeniden doğuş yıllarıdır. 2004-2005 yılları PKK’nin yeniden yapılanmasıyla Ortadoğu’da, dünyada demokratik sosyalizmin öncülüğünün daha güçlü bir şekilde temsil edildiği yıllar olmuştur. Önderliğimiz; demokratik, ekolojik, kadın özgürlükçü, halkların birliğine ve kardeşliğine dayanan enternasyonalist çizgisi ile Demokratik Konfedaralizm sistem, demokratik ulus modelin pratikleştirilmesi amaçlı PKK’nin program ve tüzüğünü yeniden yapılandırmıştır. 

PKK’yi başarıya götüren ve sosyalizm değerlerini en güçlü bir biçimde temsil etmesine yol açan ideolojik argümanda ana damar kadın kurtuluş ideolojisi, kadın özgürlük çizgimizdir.

1917 Ekim Devrimi’nde ilk ayaklanmalara da kadınlar öncülük etmişti. Ekim Devrimi’nde emek harcayan kadınların anılarına da Kürt kadın hareketi olarak sosyalist değerleri, kadın özgürlük mücadelesini yükselterek, derinleştirerek öncü bir kadın partisini örgütleyerek yeni bir yaklaşım sergilemiş bulunmaktayız.

Bugün Rosa Lüksemburg, Clara Zetkin, Alexsandra Kolantaylar ve diğer tüm devrimci öncü kadınların anısıyla bizler güçlü bir kadın özgürlük bilinci, örgütlülüğü, kadın sistemi, kadın öz savunma gücü oluşturularak kadın partileşmesi PAJK ile cevap veriyoruz. Kadın öncülüğü kadın kurtuluş ideolojisi ve Jineoloji ile birlikte güçlü bir kimlik oluşturuyoruz. PAJK kimliğinin gelişimi sosyalizmimin yeniden yapılanmasında değişim ve dönüşümün sağlamasında en büyük ideolojik enerji ve örgütsel form kaynağıdır. Sosyalizmin temel öz gücü PAJK kimliği, örgütlülüğü ile derinleşip, kapsam kazanıyor. PKK’nin kuruluşunda Sakine Cansızlardan başlayarak günümüze dek binlerce kadın katılımı, emeklerimiz ve şehadetlerimizle birlikte tüm dünya da yeni bir kadın dönemi ve devrini Rêber Apo’nun özgürlük çalışmaları ile başlattık. Günümüze kadın sistemini güçlü oluşturarak, sosyalizm değerlerini bunun kadın öncülüğünü güçlü bir şekilde pratikleştirerek, insanlığın, kadınların kurtuluşuna büyük bir iddia ile PAJK’la karşılık verilmektedir.

PKK’yi PKK yapan ve Ekim Devrimi sonrası reel sosyalist etkilerden kurulabilmesinin ve tüm dünya da öncü örgüt haline gelmesini sağlayan en temel ana damar kadın özgürlükçü çizgimiz ve kadın militanlığının öncü partisi PAJK olmaktadır. Bu gün sosyalizm bayrağının yükselişi kadınların özgürlük mücadelesi ile birlikte gelişmektedir. PKK bir kadın partisidir. PKK kadın özgürlük çizgisini esas alarak demokratik sosyalizmin en temel öncü gücü olma iddiasını büyük bir kararlılık, iddia ile gerçekleştirmekte ve insanlığın umudu olmaya devam etmektedir. Hakiki sosyalist çizgimiz PAJK ve PKK militanlığında, partileşmesinde somutlaşmaktadır.