
Haftada 148 milyon Frank
Bir önceki yıl mağazaların raflarında indirilen tüketim malzemeleri indirimli etiketlerle birlikte tekrar tezgahlardaki yerini almaya başladı. Tüketicinin ilgisini çekmek için vitrinleri kaplayan 'Yüzde 50- yüzde 70 indirim' reklamları ise, çoğu zaman izdihamlara yol açıyor. Aynı sinemada her yıl aynı filmi izlemek için sıraya dizilelerin heyecanı da senaryonun değişmez star-figuran ilişkisini andırır. Kaçınılmaz olarak hepimizin rol aldığı bu filmde tezgaha ulaşmak gariptir ama, bir o kadar da bizi sevindirip mutlu eder. Mutluluk, biz yabancılar için en fazla Ocak ayı sonunda posta kutularımıza gelen ödeme faturalarıyla hüsrana dönüşse de, bu durum Avrupalılar için bir yıl boyunca heyecanla anlatılan birer mutlu anıya dönüşüveriyor. Yeni yılın yaklaşmasıyla birlikte başlayan tüketim çılgınlığı her yıl olduğu gibi bu yıl da Avrupa kartellerinin tezgahlarını hareketlendirdi. Asgari ücret sıralamasından Lüksemburg'tan sonra dünyanın ikinci zengin ülkesi olan İsiviçre'de ise, bir haftalık alışveriş çılgınlığı piyasa ekonomisine 148 milyon Frank kazandırdı.
Satın alınıp çöpe atılıyor
Son üç haftadır Pazar günleri dahil her gün akşam saat 21.30'a kadar açık tutulan alışveriş merkezlerine tüketicilerin akını sürüyor. En çok tüketilen malların başında da, tekstil ve çocuk oyuncakları yer alıyor.
Psikolog Thomas Berger, 'Beobechter' dergisine yaptığı değerlendirmede, alışveriş yapmanın bir çok insana iyi geldiğini ve terapi özelliğini taşıdığını belirterek, "Satın alarak insanlar rahatlıyor. Kendilerini ödüllendirdiklerini düşünüyorlar ve bu sonuç doğal olarak insanda ruh rahatlığı yaratıyor" dedi. Aşırı tüketimin aynı zamanda bir psikolojik rahatsızlık olduğununu belirten Alman Dr. Rolf Merkle ise, alışverişi bir psikolojik rahatlama aracı olarak görenlerin bunu bir süreliğine yapmamaları halinde aşırı baş ağrılarına maruz kaldıklarına dikkat çekerek, "Satın almanın veya sahip olmanın mutlak anlamda bir karşılığı olmayabilir. Rahatlama sadece satın alınarak elde ediliyor" diye konuştu.
Yıllık kişi başına 38 kilo elbisenin çöpe atıldığı İsviçre'de, tüketimin ihtiyaçtan çok bir rahatlama aracı olması da psikologları doğrular nitelikte.
3. Dünya ülkelerine gidiyorlar
Her geçen gün yaşadıkları mutsuzlukları, tüketim kültürü üzerinden gidermeye çalışan kent insanlarının hızla kırsal bölgelere çekilerek rahatladığına dikkat çeken Oscar Schulz, yaklaşık 700 bin İsviçreli vatandaşının 3. Dünya ülkelerinde yaşamayı tercih ettiğini belirterek şunları söylüyor: "Kent yaşamları ve bunun üzerinde şekillenen tüketim kültürü insanları ciddi oranda rahatsız ediyor. İnsanlar hızla doğa ile birlikte ve sadece kendilerine yetebilecek kadar üretip tüketmek istiyor. Avrupalı insanlar büyük oranda ekonomik bir refah kazanmışsa da bununla mutlu olmuyorlar. Her şeye sahipler ama mutlu olmuyorlar."
PKK Başkanı hatırlatması…
Schulz Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın köy-toprak ilişkisi üzerine yaptığı değerlendirmeyi hatırlatarak, "PKK Başkanı köy-toprak ilişkisine dikkat çekiyor. Evet insanlığın bunu aradığı doğru bir tespittir. Bu tespit, 700 bin İsviçrelinin bir 3. Dünya ülkesinde neden yaşadığını doğruluyor. Çünkü, köy-toprak ilişkisinde ahlak var, samimiyet var, üretim ve tüketim kültüründe bir eşitlik ve ortaklaşma veya bölüşme var. İnsan bu ilişki içinde bana göre en modern ülkede bile daha fazla mutlu olabilir" ifadelerine yer verdi.
İhtiyaç yok ama alıyoruz
İlkel komünal toplumların yaşam biçimi ve günümüzdeki insanların mutlulukları üzerine tez çalışması yapan öğrenci Laura Weber ise, insanlığın doğal malı olan doğanın bile artık satın alınmaya başlandığını vurgulayarak, "İşte görüyorsunuz. İnsanlar çok aşırı bir tüketim içinde. İhtiyacı olmadığı halde yaratılan bir kültürden dolayı etkilenerek alışveriş yapıyor ve bununla rahatladığını düşünüyor. Bu çok acı verici. Oysa doğaya ne kadar emek verirsen sana o kadar veriyor. Bu da bir mutluluk aracıdır, ama burada rekabet, ticaret, hırs ve tüketim kültürü yok. Bilim ve teknik artık insana faydadan çok zarar getiriyor. Dünyanın ekolojik dengesini bozduk ve insanoğlu her alanda hızla bir tükenişi yaşıyor" şeklinde konuştu.
Kürdistan'da da alanlar yok oluyor
Kürtlerin çok güzel bir doğaya sahip olduğuna dikkat çeken Weber, Kürdistan'da da bu alanların yok olmayla karşı karşıya kaldığını belirterek, "İnsanlık hızla toprak ilişkisine dönüyor. Kürtler bu alanları terk etmemelidir. İnsanın toprakla, doğayla ilişkisi kadar mutluluk veren başka ne olabilir ki. Modern Kapitalizm hasta ruhlar yaratıyor; kentler birer açık cezaevini andırıyor. Egolarımız o kadar çok gelişti ki artık yetinmeyi unuttuk ve bu ruhsal sağlığımızı bozdu" dedi.
Alışveriş merkezlerinde son iki haftadır zirveye çıkan tüketim çılgınlığı bir kaç gün sonra yerini bir iki haftalığına da olsa sessizliğe bırakacak. Tezgahlarda geriye kalan tüketim malzemeleri ise, önümüzdeki yıl tekrar tezgahlanarak müşteriye sunulacak.
ALİ ONGAN/BASEL