90’lı yıllarda kurulan finansal mimarinin 2008 kriziyle beraber çöktüğünü söyleyen ekonomist Bahadır Özgür, bu tarihten beri çok kırılgan olan ekonominin, koronavirüsle beraber tamamen kırıldığını söyledi.Koronovirüsün Çin’de üretimi durma noktasına getirmesiyle maliyetler artacağı için küresel çapta daha da istikrarsız bir ekonomiyle karşılaşılacağını belirten ekonomist Bahadır Özgür, Türkiye’nin de bundan fazlasıyla etkileneceğini söyledi. Koronavirüsün dünya ve Türkiye ekonomisine etkilerini ekonomist Bahadır Özgür’e sorduk. 90’lı yıllarda kurulan finansal mimarinin 2008 kriziyle beraber çöktüğünü söyleyen Özgür, bu tarihten beri çok kırılgan olan ekonominin koronavirüs ile beraber tamamen kırıldığını belirtti. Hiç hesapta olmayan koronavirüsün piyasalarda paniğe yol açtığını ifade eden Özgür, “Çin, dünyada lojistiğin, üretimin, tedarik zincirlerinin başladığı yer olarak, dünyadaki en önemli pazarlardan birisidir. Orada ortaya çıkan virüs direkt olarak üretim bantlarını etkilediği için bütün batı ekonomilerini etkilemeye başladı” dedi. Daha da istikrarsız ekonomi Bunun ekonomiye en büyük yansımasının turizm ile olduğunu vurgulayan Özgür, turizm ile birlikte havayolları, deniz yolları ticaretleri ile lojistiğin büyük darbe yediğini ekledi. İtalya’da mağaza ve restoranların dahi kapatılmasına dikkat çeken Özgür, bundan sonra maliyetler artacağı için daha da istikrarsız bir ekonomi ile karşılaşılacağını ifade etti. Tüm öngörüleri çöpe attı Cumhurbaşkanı  Erdoğan’ın ”Bu yıl 58 milyon turist, 41 milyar dolar turizm geliri bekliyoruz” açıklamasını hatırlatan Özgür, koronavirüsün bu öngörüyü çöpe attığını kaydetti. Özgür, Türkiye’nin bu durumdan daha fazla etkileneceğini vurgulayarak, şunları belirtti: “Türkiye’nin zaten kriz içinde olan, dış kaynak bulmakta zorlanılan bir ekonomisi var. Bunun üzerine ihracat dışında en önemli döviz kalemi bu gelişme yüzünden bir darbe yeme ihtimali çok yüksek. Türkiye’nin ithalata dayalı bir ihracatı var. İthalat kalemlerinde ara mallardan ipliğe kadar her şeyi Çin’den aldığımız için bu durumda tedarik zinciri darbe yiyor. Dolayısıyla maliyetler artıyor. Yani ülkenin üretimini de etkileyen bir şeye doğru dönecek.” Ekonomi ve Hazine Bakanı Berat Albayrak’ın ocak ve şubat aylarıyla ilgili ”Büyüme kaydettik, ekonomi iyiye gidiyor” açıklamasını da sorduğunuz Özgür’e göre, yansıtılan büyüme rakamları tek başına yanıltıcı. Sanayi üretimindeki yüzde 5,9’luk büyümeyi kriz döneminde eriyen stokların tekrar üretilmesine bağlayan Özgür, büyüme rakamlarının kredi genişlemesi ve tüketime dayandığını ifade etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın baskısıyla Merkez Bankası’nın üst üste faiz düşürdüğüne dikkat çeken Özgür, bu yolla yurttaşların borçlanmasının önünün açıldığını söyledi. Tekrar borçlanma mekanizması  “Son 3 ayda dayanıklı tüketim mallarına yapılan harcama yüzde 15,7 arttı. Hizmet harcaması yüzde 21 artmış” diyen Özgür, zaten Türkiye ekonomisini krize sokan borçlanma mekanizmasının tekrar devreye sokulduğunu dile getirdi. Söylenen büyümenin yurttaşa yansımasının olması gerektiğini dile getiren Özgür, bu konuda şunları söyledi: “Oysaki büyüdük denilen dönemdeki işsizlik verilerine baktığımız zaman resmi rakam yüzde 13,7’ye çıkmış. Asıl önemli olan genç nüfusta yüzde 20’leri bulan bir işsizlik var. Bu büyümeye rağmen uzun zamandır yeni bir iş yaratamamışsınız. İstihdam yaratılamamış, gelir azalmış, Türkiye ekonomisi küçülmüş, büyüme tamamen yine borçlanma ve tüketime dayanmış. Aslında bu büyüme rakamına gerçekçi olarak bakmamak lazım.” İktidar artık dökülüyor Tüm bunlardan hareketle iktidarın krizi gizleyeme çalıştığını söyleyen Özgür, iktidarın yaşanan sorunları yönetme kapasitesinin ise olmadığını belirtti. Bu dönemde muhalefetin önünde birçok olanak olduğunu vurgulayan Özgür, “Aslında her yerinen dökülen bir iktidar var. İdlip’deki mesele barış talebini herkesin talebi yapıyor. Bir yandan bir virüs sağlık sisteminin sorunlarını göz önüne seriyor. Diğer taraftan bir deprem devletin orayı toparlama kapasitesinin ne kadar azaldığını gösteriyor. Artık İdlip ve korona birbirinden farklı konular değil. İkisi de iktidara karşı direniş noktasıdır” diye konuştu. n MA/İSTANBUL

Büyük kayıplar olacak

Prof. Dr. Aziz Konukman, koronavirüsün krizi derinleştirdiği Türkiye ekonomisine dair “Böyle devam ederse, Türkiye piyasalarına helikopterlerle para yağdırsanız dahi, bu çözüm olmayacak” tespitinde bulundu. Koronavirüsü, yüzde 14’lük işsizlik oranı, 450 milyar dolarlık dış borç, sıfır dolaylarındaki büyüme ve yüksek enflasyon gibi verilerle karşılayan Türkiye ekonomisinde duyulan endişeler, ara mal ithalat eden ülkelerin başında gelmesi ve borçlanma maliyetini ifade eden CSD puanının aniden yükselerek 500 puana yaklaşmasıyla birlikte daha da derinleşti. Ekonomist Prof. Dr. Aziz Konukman, koronavirüse kısa vadede çare bulunması durumunda piyasalardaki kaybın fazla olmayacağı ancak sorunun uzun vadede çözülmemesi durumunda büyük kayıpların yaşanacağını kaydetti. Ciddi sorunlar var Dünya ve Türkiye ekonomisinin sorunlu olduğu bir dönemde koronavirüsün etkisiyle ciddi tahribatlar yaşandığını söyleyen Konukman, özellikle Türkiye ekonomisinin ciddi sorunlarla karşı karşıya kaldığını belirtti. Ekonomi yönetiminin acil tedbirler alması uyarısında bulunan Konukman, “Turizm gelirleri azalacak, ona bağlı olarak döviz talebinde faizler aşağı çekilecek. Hepsi üst üste geldiğinde; tüm makro dengelerin ciddi anlamda yeniden kurulması gerekiyor. Bunu yapacak olan da Hazine ve Maliye Bakanıdır” diye konuştu. Koronavirüsüyle birlikte dünya sağlık sektörünün kapitalizmin en zayıf halkası haline geldiğine dikkat çeken Konukman, “Sağlık sektörünün dünyada ticarileşmesi, sistemin tıkandığını bize gösterdi. Sağlığı piyasalaştırdıkları için bugün milyonlarca insan sağlık hizmetlerine erişemiyor. Kamunun bizzat öncülük edeceği tüm mekanizmalar yok edildi. Düşünsenize yoksul bir insan gidip bu virüsün taramasını yapamıyor. Bu da kapitalizmin en zayıf halkasının sağlık sektörü olduğunu gösteriyor. Yani tüm felaketlerde olduğu gibi bu felaket de yoksulları vuruyor” dedi. Piyasalar daralacak Konukman, yaşanan krizi söndürmek adına piyasalara para sürülmesinin dahi çok anlam ifade etmeyeceğini ve özellikle dış borcuyla CSD puanı yüksek seviyelere çıkan Türkiye’de işlerin rayına oturmayacağını ifade etti. Konukman, şöyle devam etti: “Arz ve talep dengesizliğinden kaynaklanan bir sorun var. Sen bu borcu bir yerde bulacaksın değil mi? Ama şimdi Türkiye’de CDS yükseliyor ve 500’e doğru ilerliyor. Türkiye’ye borç verecekler o prime bakıyor. Borcun verilmemesi durumunda şirketler ciddi anlamda darbe alacak.  Yani siz Türkiye piyasalarına helikopterlerle para yağdırsanız dahi, bu çözüm olmayacak. Önemli olan artı değerin realizasyonu. Yani üretilen ürünün satılması. Türkiye faiz bunalımına girmiş, yine faizler yerlerde sürünüyor.  Bir diğer sorun ise ciddi anlamda dış borç sorunu yaşıyorlar. Yetmedi talep daralması nedeni ile zorunlu ithalatı dahi yapamayacaksınız. İhracat yapma şansları yok. Çünkü böyle devam ederse ihraç yapılacak piyasalar daralacak.”

Dolar 6.40 TL’yi aştı

Dolar/TL’de yükseliş devam ediyor, borsa ise yüzde 6’nın üzerinde düşüşte. Fed’in 100 baz puanlık sürpriz faiz indirimine rağmen Dolar/TL yükselişini sürdürdü. Geçen haftayı 6.31 civarında tamamlayan kur, dün sabah itibariyle en düşük 6.2826’i görmesinin ardından yükselişe geçerek 6.40’ı test etti. Euro 7.07’den 7.17’ye, sepet kur 6.70’ten 6.75’e yükseldi. BIST 100 Endeksi yüzde 7’nin üzerinde düşüşle 3 Haziran’dan beri ilk kez 90 bin puanın altına geriledi. Bankacılık endeksinde düşüş yüzde 6’yı aştı.