İktisatçı Seyfettin Gürsel’e göre; kazın ayağı tam böyle değil, çünkü büyüme sağlam temellerde yoksun. Büyümede gidişatın şifrelerinin mevsim etkilerinden arındırılmış çeyrekten çeyreğe büyüme temposunda ve bu temponun ardındaki GSYH bileşenlerinin evriminde gizli olduğunu kaydeden Gürsel, şöyle izah etti:

2015’in son çeyreğinden 2016’ın ilk çeyreğine GSYH artışı yüzde 0,8. Bu olağanüstü bir büyüme sayılmaz üstelik sürpriz de değildir. Ama altının çizilmesi gereken esas olgu, yüzde 0,8 büyüme oranının 2014’ün üçüncü çeyreğinden bu yana, yani son 6 çeyrekte (1,5 yılda) gerçekleşen en düşük büyüme oranı olduğudur. Bu dönemde çeyrekten çeyreğe büyüme oranları yüzde 1,1-1,2 düzeyinde seyretmiştir.


5.7’den 4.8’e gerilediği gibi

Bu şu demektir: Bundan böyle çeyrekten çeyreğe GSYH artışları aşağı yukarı yüzde 0,8 düzeyinde devam ederse yıllık büyüme oranları da aşağıya yönelecek demektir. Tıpkı yüzde 5,7’den 4,8’e gerilediği gibi düşüş yıl boyu devam eder. Geleceği yer de yüzde 3,5 ile 4 arasıdır. Dünya Bankası, IMF, OECD gibi kuruluşların da tahminleri bu aralıkta yer alıyor. Son olarak OECD 2016 büyüme tahminini geçen hafta yüzde 3,9 olarak belirledi. 


Büyümenin niteliği

Son dönemde büyümenin niteliğine yakından bakmak gerekiyor. Yüzde 0,8’lik GSYH artışına uzak ara en büyük katkıyı (1,1 puan) özel tüketim yaptı. İkinci katkı da yüzde 1,8 artan kamu harcamalarından geldi: 0,3 puan. Özel tüketimin bu tempoda artmaya devam etmesi beklenmiyor.

Büyüme dinamiğinde iki önemli düş kırıklığı söz konusu:

* Özel yatırımlar çeyrekten çeyreğe yüzde 1,9 oranında azalarak büyüme oranını 0,4 puan aşağıya çekti. Sürekli dalgalanan özel yatırımlara toplamda baktığınızda son dört yılda büyümeye katkı yapamadıkları görülüyor. Çılgın proje radikal faiz indirimini ciddiye almazsak, yatırımları neyin canlandıracağı belli değil.

* Net ihracatın 0,9 puanlık negatif katkı yapmış olması. Mal ve hizmet ihracat yüzde 2,8’de kalırken ithalat yüzde 5,8 artmış. AB’ye ihracat artıyor olsa da Rus ve Irak pazarlarında baş aşağı gitmeye devam ediyor. Bu gidişatın görünür gelecekte düzeleceği de yok. 


Turizmdeki çöküş sürecek

Üretim yönünden büyümeye daha ilk çeyrekte yegane negatif katkı yapan turizmdeki büyük çöküşün korkulandan daha beter olabileceğine dair işaretler çoğalıyor.

Harcama kalemlerinin artı eksi katkılarını toplarsak geriye 0,1 puan kalıyor. 0,8 puan stok artışlarından çıkıyor. Birkaç çeyrek artarlar sonra azalırlar. Son iki çeyrektir arttıklarına göre gelecekte azalmaları muhtemeldir. 


Sanayi üretimi geriledi

Son alarak, ikinci çeyreğe ilişkin ilk önemli öncü gösterge olan sanayi üretiminin Nisan ayında yüzde 1,1 oranında gerileyerek geçen yılın düzeyine döndüğünü belirtelim.

Yüzde 5’ler hayal ama bu yıl da yüzde 4 civarında büyüyecek. Onu uzun soluklu kılacak yatırım ve ihracat sayesinde değil özel tüketimle ayakta duruyor. Temelleri sağlam değil.


Turizmde 50 yılın en kötü sezonu


Türk devletinin Kürtlere açtığı savaş, bunun yansıması dış politika ve TAK’ın uyarıları, turizm sektöründeki sıkıntıları devam ettiriyor.

Kemer’de açık olan otellerin doluluk oranının yüzde 40 oranında. Turizm sektöründeki durgunluktan Akdeniz kadar Ege Bölgesi de etkileniyor. Bodrum’da restoran işleten 82 yaşındaki Mehmet Akpınar, 50 yıllık turizmci olduğunu ama böyle bir sezon görmediğini belirtti.

Yarına Bakış’ta yer alan habere göre; Kemer’de 2 butik otelin işletmeciliğini yapan Nejdet Şeker, içinde bulundukları durumu anlatırken, “1988’den bu tarafa turizm işletmeciliği yapıyorum. Körfez Savaşı da dahil birçok kriz gördük, fakat en ağır kriz bu sene. Bu seneki kriz bütün esnafımızı, halkımızı, çalışanlarımızı vurdu. En zor zamanımız ve en zor şartlarımız bu sene. İşlettiğimiz 2 otelimiz var ama krizden dolayı biri kapalı” diye konuştu.

İlçedeki plaj işletmecilerinden Aydın Kubilay da plajlardaki doluluk oranının geçen sene bu zamana göre 10’da 1 bile olmadığını söyledi. Kubilay, “Ciromuz geçen yıla oranla yüzde 80 düştü” dedi.

Bodrum’da restoran işleten 82 yaşındaki Mehmet Akpınar, 50 yıllık turizmci olduğunu ama böyle bir sezon görmediğini belirtti. Akpınar, “Bu sabah gidip bankadan 10 bin lira daha çektim. Çünkü restoran durduğu yerden para yiyor, işçi çıkarmak istemiyorum, idare etmeye çalışıyoruz ama nereye kadar? Günde bir iki müşteri geliyor, o da çay içiyor. Bu sahil tarihinde böyle boşluk görmedi” ifadelerini kullandı.


Ölüdeniz sessiz

Daha çok İngiliz, Alman ve Çin olmak üzere Avrupa ve Uzakdoğulu turistlerin tatil için tercih ettiği Fethiye’de de; önemli bir gelir kaynağı olan yamaç paraşütü uçuşlarında büyük düşüş olduğu belirtiliyor. Bölgenin en çok tercih edilen turistik merkezlerinden Ölüdeniz’de de plajların boş kaldığı gözlendi. Fethiye Otelciler Birliği eski yöneticilerinden Ramazan Gümüşhan, sektörü 3 yıldır canlı tutan Uzakdoğulu tatilcilerin de artık güvenlik endişesi nedeniyle bu yıl gelmediğini aktardı. Gümüşhan, şunları söyledi: “Hükümetimizin Türkiye’nin güvenlik algısını tüm dünyada değiştirecek adımları bir an önce atması gerekiyor. Bu turizmimizin geleceği açısından çok önemli.”


2.7 milyon kişi kredisini ödemedi

Bireysel kredi kartı borcunun büyüklüğü geçen yılın nisan ayında 5,9 milyar lirayken bu yılın aynı ayında 7,4 milyar liraya ulaştı.

Türkiye’nin ilk çeyrek büyümesine en büyük katkıyı tüketim sağladı. Ancak vatandaş bankadan aldığı krediyle harcama yaptı. Ödenmesi gereken 18,1 milyar liralık kredi borcunun ödenemediği ortaya çıktı. Kredi kartı borçları ise son bir yılda yüzde 25’ten fazla arttarken Türkiye Bankalar Birliği Risk Merkezi’nin verilerine göre 2,7 milyon kişi banka borcunu ödeyemiyor. Son bir yıllık süreçte tüketici kredilerinin büyüme hızı yüzde 6 olarak ortaya çıkarken ödenemeyen tüketici kredilerinin büyüme hızı yüzde 30 olarak hesaplandı.


Sözü var kadro yok

720 bin taşeron işçiyi umutlandıran kadro sözü, üç ay geçmesine rağmen hayata geçemedi. 

Erdoğan’ın kovduğu eski Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun taşeron işçilere kadro verileceği açıklamasının üzerinden yaklaşık üç ay geçmesine rağmen düzenlemenin ayrıntıları netleşmedi ve bir türlü TBMM’ye getirilmedi. 310 bini belediyelerde 410 bini kamu kurum ve kuruluşlarında olmak üzere toplam 720 bin işçinin kamu kurum ve kuruluşlarında istihdamını sağlayacak tasarının Meclis’e ne zaman geleceği belli değil.

Davutoğlu, 22 Mart’ta işçilere kadro müjdesi verdikten sonra Maliye Bakanı Naci Ağbal, 1-2 haftaya kadar düzenlemeyi Meclis’e sevk edeceklerini söylemişti. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Süleyman Soylu da 17 Mayıs’ta yaptığı açıklamada yüzde 99,9’u tamamlanan çalışmanın yeni dönemde paylaşacakları ilk ve en önemli adımlardan biri olacağını ifade etmişti.

Başbakan Yardımcısı Canikli de dün sorular üzerine “Teknik çalışmalar devam ediyor” dedi.


 HABER MERKEZİ