PriceWaterhouseCoopers (PwC) tarafından hazırlanan ‘Küresel CEO Araştırması’ Davos zirvesinde açıklandı. Araştırmaya 68 ülkeden bin 330 CEO katıldı. Yaşanan ekonomik krizlere yönelik soruları cevaplaya CEO’ların yüzde 28’i 2013’te küresel ekonominin daha da kötüye gideceğini, yüzde 58’i de değişen birşey olmayacağına inanıyor. CEO’ların sadece yüzde 18’i bu yıl ekonomide büyüme gerçekleşeceğini düşünüyor. ‘Aksaklıklarla başa çıkmak: Ayakta kalmak ve başarmak için uyum sağlama’ başlığıyla yayımlanan rapora göre; dünya çapında CEO’ların sadece yüzde 36’sı önümüzdeki bir yıl içinde şirketlerinin büyüme göstereceğine aşırı güven duyuyor. Bu oranın son iki yıla göre düşmesi dikkat çekiyor. Zorlu ekonomik koşulların devam ediyor olması, CEO’ların endişe duydukları konu sayısının geçen yıla oranla artmasına neden oldu. Araştırmaya katılanların yüzde 75’i ülkelerdeki sosyal kargaşadan büyük endişe duyarken, yüzde 67’si ABD’de potansiyel ekonomik durgunluktan, yüzde 63’ü her geçen gün sayısı biraz daha artan siber saldırıların şirketlerini olumsuz yönde etkilemesinden endişe ediyor. CEO’lara göre, küresel büyümenin önündeki en büyük risk, yüzde 81’le ekonomik büyümeye ilişkin süregelen belirsizlik. Büyümeyi tehdit eden diğer konular yüzde 71’le hükümetlerin aldığı tedbirler, yüzde 69’la aşırı regülasyon/düzenleme ve yüzde 61’le sermaye piyasalarındaki istikrar eksikliği.


Suçlu siyasiler

JP Morgan Chase şirketinin CEO’su Jamie Dimon, tüm dünyayı etkisi altına alan ve 5 yıldır bir çözüm getirilemeyen finansal krizden sorumlu tutulan bankacılara toz kondurmadı. Dimon, siyasetçilere ve kanun yapıcılara çattı. Uygulamaya konulan bazı kanunların her şeyi daha da karmaşık bir hale getirdiğini savunan Dimon, “Krizin üzerinde 5 yıl geçti. Konuştuğumuz pek çok şeyi hala bir çözüme ulaştıramadık. Bunun bir nedeni de her şeyi çok hızlı yapmaya çalışmamız. Herkesin bir araya gelip, bir fikir birliğine varmasını dilerdim. Çünkü aksi takdirde, bir 5 yıl daha, birbirimize suç bulup, aradan sıyrılmaya çalışarak, yanlış değerlendirmeler yapmaya devam edeceğiz. Tüm bu süreçte de daha iyi bir sistem kurma yolunda ilerlediğimize inanacağız” diyerek her kafadan ses çıkmasını eleştirdi.

Şirketler Cameron’a tepkili

Davos’ta İngiltere Başbakanı David Cameron’ın ülkesinin AB üyeliği konusunda referanduma gidilmesi gerektiğini dile getirmesi de tepki çekti. İngiltere’nin önde gelen finans şirketlerinin yöneticileri, ülkenin ekonomik çıkarları için AB’de kalması gerektiğini savundu. Standard Chartered CEO’su Peter Sands, “İngiltere, kendi ekonomisinin iyiliği için AB’de kalmak zorunda. Ancak Başbakan Cameron’un, kamuoyuna referandum çağrısında bulunma ihtiyacı duymuş olmasını da anlıyorum” dedi. İngiltere’nin piyasa değeri bakımından en büyük sigorta şirketi Prudential’ın CEO’su Tidjane Thiam da, “İş dünyasının çıkarlarını uzun vadede gözetmek için İngiltere, AB’de kalmak zorunda” dedi.

Ufukta tehditler var

Forumda konuşma yapan Uluslararası Para Fonu (IMF) Başkanı Christine Lagarde ise “Küresel ekonomiyi tehdit eden temel riskleri nerede görüyorsunuz?” sorusuna, “Japonya, Euro Bölgesi ve ABD’yi sayabilirim. Sıralama söylediğim gibi olmayabilir, ama eğer bu bölgeler ya da ülkeler hızla toparlanmazsa ufukta tehditler var” yanıtını verdi.

Patriot sözü

Türk Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu de gazetecilere verdiği bir demeçte Patriot füzelerinin Suriye’den gelen tehdit bitmesi halinde hemen kaldırılacağını ileri sürdü. İşte Davutoğlu’nun Türkiye’yi önümüzdeki yıllarda test ettirecek sözleri: “Bu sistem savunma ihtiyacı var olduğu sürece Türkiye’dedir. Yarın Suriye’de istikrar oluşur ve özellikle balistik füze riski ortadan kalkarsa, Türkiye’den aynı gün, hatta aynı saat içinde Patriot’lar ve eşlik eden NATO askerleri çekilir.”

Türkiye’ye kötü haber

Dünya Ekonomik Forumu toplantılarına ev sahipliği yapacak olmakla övünen Türkiye’ye kötü haber geldi. Forom, yıllık toplantılarını İstanbul yerine Ürdün’de yapacağını açıkladı. Karardan sonra Türk diplomat çevresinin harekete geçtiği ve kararın geri alınmasına çalıştıkları da belirtiliyor. Forumun bu kararında, geçen yılki zirve sonrasında Türkiye’den kendilerine gönderilen masraf faturalarının etkili olduğu belirtildi.


ALİ ÖZŞERİK/DAVOS