En başta açık söylemekte yarar var. Eleştiriye karşı yeterince direncimiz yok. Her türden sosyal, siyasal yapıları kastederek söylüyorum. Özünde eleştiriyi savunuyoruz ama bazen kendimize yöneltilen eleştirilerden dersler çıkarma yerine, ya bir kasıt arıyor ya da hemen savunmaya geçiyoruz.

Eleştiri; genel-geçer haliyle hem sorun hem de çözüm olan, hem geliştiren hem tökezleten, hem değer kazandıran hem de kaybettiren bir ifade biçimi olabiliyor. Ancak adabına uygun yapıldığında hem yapılana hem de yapana hep bir kazanım haline dönüşür.

Eleştirme, söz konusu şeye bağlı olarak özel bir tavır geliştirmek ve edinilen özel kanıyı nesnel bir yargı biçiminde ortaya koymaktır. Yani eleştiri yalnızca yermek veya yalnızca övmek değildir.

***

Böyle bir eleştiri adabı da ancak 'eleştirel düşünme' ile mümkün olabilecektir tabi. Eleştirel düşünce; ta ilkçağ felsefecilerinden bu yana düşüncelerdeki çelişki ve zayıf noktaların açığa çıkarılması amacıyla kullanıla gelmiştir ama ne yazık ki önemi birçok alanda hala yeterice anlaşılabilmiş değildir. Çünkü eleştirel düşünme tarzı, alışılmışın dışında düşünmeyi içerir. Bu salt düşüncelerin, davranışların eleştirilmesi değil; alışılmışın dışında farklı açılardan bakabilmek ve yeni yorumlar getirmek demektir. Bir konuyu birden çok yönüyle ele alıp irdelemeye çalışma biçiminde de tanımlanabilir. Ne var ki günlük dilde eleştirel düşünme yerine genellikle 'eleştiri' anlamında kullanılmaktadır ve daha çok inatlaşma, karşı çıkma, reddetme, kuşkucu olma, başkalarının açığını ortaya çıkarma gibi olumsuz etki yaratan yan çağrışımlar yapmaktadır. Oysa eleştirel düşünme, kişinin düşünce sistemindeki yapıları bilinçli bir şekilde yöneterek ve bu yapılara entelektüel standartlar getirerek düşünme yönteminin kalitesini arttırdığı bir süreçtir.

Eleştirel düşünce, kendiliğinden gelişen bir süreç değil; insana yönelik bir uğraş alanı içinde olduğumuzun farkındalığını gösterir. Kendini yenileyebilen bir sürecin uzantısı olarak yeni açılımlar sağlar. Hem eleştirel olabilmek, hem bir duruşa sadık kalmak ve buradan da özgün bir söylem üretebilmek hem sanat, hem sosyal yaşam için hem de siyaset açısından en ideal çerçevedir.

***

Buna bağlı olarak, düz anlamıyla eleştirenin verdiği hükmün doğruluğu veya yanlışlığı da eleştiriye açıktır. Eleştirideki yargıların doğruluğu ya da yanlışlığı bir süre geçtikten sonra daha iyi anlaşılır.

Bir çuvaldız da eleştiri yapana olsun hadi; Eleştiri, kısır tartışmalara çanak tutan türden olmamalıdır. Bilimsellikten uzak, sadece tartışmacı bir yapıdan kaynaklanan saldırgan ve kışkırtıcı düşman bir yaklaşım kadar, bağnazca bir hayranlığın ifadesi de eleştiri olarak adlandırılamaz.

"Birisini eleştirmek istiyorsak en uygun yer aynamızın karşısıdır" der B.Shaw. Araştıran, kafa yoran, günün olaylarına ve geçmişe geniş bir perspektifte bakabilen, gelecek için ve yeni insansal değerler üreten ve doğrularını hayata geçirebilme sorumluluğu taşıyan bir duruş gerekir.

Sözüm her türden siyasal yapılara ve siyaset erbabınadır: Böyle bir bakış ve duruş gösterebilenlerin eleştirilerine kulak verelim.