
Dünya siyaseti 21'inci yüzyılda ekoloji üzerinden şekillenmeye başlarken, AKP hükümeti, bölgede aksi yönde projeler devreye koymaya devam ediyor. Munzur, Arhavi ve Rize'de halktan tepki gören Hidroelektrik Santralleri (HES), Kürdistan'da inşa edilmek isteniyor. Êlih ve Amed arasında bulunan Êlih Çayı üzerinde 7 ivme bentli HES projesi hayata geçiriliyor. YERSON Enerji ve İnşaat Şirketi'nin ihalesini üstlendiği proje, tarihi Malabadi Köprüsü'nden başlayıp Êlih Havaalanı'na kadar olan alanı kapsayacak.
Pêrpira sular altında kalacak
Projenin uygulanacağı alanla ilgili olarak daha önce ıslah ve yeşillendirme projesini gündeme getiren hükümetin HES projesini açıklaması tepki alıyor. Projenin binlerce hektarlık verimli tarım arazisine zarar vermesinin yanı sıra tarihi ve kültürel değerleri de yok edeceği öngörülüyor. Projenin uygulanacağı alanda bulunan dünyanın en uzun tarihi ayaklı köprüsü olan Pêrpira da sular altında kalacak.
HES'i reddediyoruz
Şerbet köyü sakinlerinden Niyazi Oran, köylerinin HES projesinden olumsuz etkileneceğini belirterek, "Çay'da yapılmak istenen ıslah projesi, suyun tek şeride gitmesi açısından olumlu bir projedir. Biz yeşilin olmasını istiyoruz ama, toprağımızın ve yeşilimizin talan edilmesine de karşıyız. HES projesini asla kabul etmiyoruz. Biz bu bölgenin insanı olarak bize sorulmayan bir projeye karşıyız. Bizim arazilerimizi ve doğamızı talan etmelerine kesinlikle müsaade etmeyeceğiz. Bu proje sonunda bütün arazilerimiz kuru pınarlara dönüşecek. Çevrenin kendisi, hayvanlarımız ve insanlarımız zarar görecek. Çocuklarımızın geleceği için HES'i reddediyoruz. İstihdam alanları yaratacakları yerde, gelip talancı projeler yapıyorlar. Zaten bizim çocuklarımız hep işsizlikten batı illerine göç etti" şeklinde konuştu.
Ekolojik dengeyi bozuyor
Kêrikê köyü sakinlerinden ve Ziraat Mühendisi Umut Kavak ise, hem insanların sağlığı hem de ekolojik dengeyi bozacağı için HES projesini istemediklerini söyledi. HES'lerin özellikle insan sağlığı ve çevreyi tehdit etiğine işaret eden Kavak şöyle konuştu: "Biz halk olarak bu projeyi istemiyoruz ve bu projeye tepkilerimiz olacaktır. Doğaya ve insanlara zarar verecek her projelere karşı herkesin tepki vermesi gerekiyor. Bu toplumsal bir sorundur. HES projesi, insan sağlığı ve ekolojik dengeye karşı bir hakarettir. Bölge insanı bu projelere karşı topyekun bir tepki göstermelidir. Bölgemiz ve çayımız bu tehdidi hak etmemiştir. Bu projenin yapımı beraberinde bir sürü zarar getirecektir. Yetkililerin de buna karşı çıkması gerek. Projeyi yapan şirkete sesleniyorum; insan sağlığına yönelik bir bakış açınız var ise, hemen bundan vazgeçmelisiniz. Olması gereken budur."
'Bir an önce vazgeçsinler
HES'ler konusunda sessiz kalmayacaklarını belirten Şerbet köyü sakinlerinden Vedat Özdemir de, HES projeleriyle nasıl ki Munzur ve Artvin bölgelerine zarar verildiyse, şimdi de kendi bölgelerine zarar verilmek istendiğine dikkat çekerek, "Bölgemizde HES kurulmasına karşıyız ve bu projeyi istemiyoruz. Bütün canlı ve cansızlar için bir zarardır. Ekolojik dengeyi bozuyor. Şirket yetkililerine çağrımız; daha projeleri faaliyete geçmemişken bu projeyi bir an önce durdurmaları yönündedir" dedi.
Suyun akışına müdahale
Batman Çevre Gönüllüleri Derneği Başkanı Recep Kavuş da, Êlih Çayı üzerinde kurulacak olan HES projesinin, Dicle ve Fırat nehirleri üzerinde kurulan diğer HES'ler gibi doğaya ve çevreye büyük zararlar vereceğini belirterek, daha önce konuyla ilgili bir toplantı yaptıklarını hatırlattı. Bu toplantıdan sonra projenin tüm kötü yanlarının açığa çıktığını sözlerine ekleyen Kavuş, "Burada insanların ve hayvanların suya erişimi yönünde engeller olacak. Suyun akışına müdahale olacaktır. Ekolojik açıdan zararlı bir durumdur. Bu yüzden biz bu projeye karşıyız" dedi.
Nehirler özgür aksın
Söz konusu projenin bu tarzda Türkiye'de yapılacak ilk projelerden biri olacağını da vurgulayan Kavuş son olarak şunları belirtti:"Bunun sonuçları ve etkileri konusunda kamuyu açısında ciddi duyarsızlık var. Ama biz biliyoruz ki, suyun özgür akışına müdahale etmek her halükarda doğaya ve insana zarar verecektir. Bu 30 kilometrelik bölümde sazlık var. Bu sazlık içerisinde su samurundan tuttun birçok kanatlı canlının yaşadığını biliyoruz. Bu canlıların doğal alanına zarar verilecektir. Yine bu bölgede hayvancılık çok yaygın ve birçok hayvan da bu sudan ihtiyacını karşılamakta ve bölgede bu suyla ciddi bir tarım yapılmaktadır. Burada yapılacak olan güvenlik şeridi insanların tarım alanında çok ciddi engeller olacaktır. Bu projenin çok sakat bir proje olduğu düşüncesindeyiz. Dernek olarak amacımız, dünyanın neresinde olursa olsun nehirlerin, akarsuların özgür akmasıdır. Bentlerle, setlerle ve kanalarla suyun akışına mani olunmaması ve suyun engellenmemesini istiyoruz. Çünkü doğanın dengesinin bozulmaması için suyun akışıyla oynamaması gerekiyor."
DİHA/ÊLIH