Tayyip Erdoğan geçtiğimiz hafta sonu Diyarbakır’daydı. Burada kendisinin de konuşma yaparken "on binlerce" diye yalan söylemek zorunda kaldığı az sayıda taşıma vatandaşla miting yaptı. Akşamına da "kanaat" önderleriyle bir yemek yedi.
Burada yaptığı konuşmada Kürt Özgürlük Hareketi saflarında savaşan devrimcileri kast ederek, "Zerdüşt olduklarına ilişkin elimizde belgeler var" dedi. Bir grup insanın inançlarının arka planında ne olduğuna ilişkin bir devletin elinde ne gibi belgeler olabilir bu konuya girmeyeceğim bile. Bu saçmalığa hiç bir biçimde ortak olmayacam. Ancak şunu söylemekten de kendimi alamıyorum eeeey Erdoğan velevki senin elinde birilerinin inancına ilişkin belge var da bizim de elimizde senin hırsız olduğuna ilişkin belgeler var. Hatta sadece bizim değil dünyada çok geniş bir kitlenin elinde senin ailenin arkadaşlarının hep birlikte bir hırsızlık çetesi olduğunuza ilişkin belgeler daha da önemlisi yerleşik bir kanaat var.
ABD'li savcının Rezza Zarrab'ın faaliyetleri üzerinden başlattığı yargılamanın Erdoğan-AKP iktidarının hırsızlığı olduğu çok açık. Savcı iddialarında Zarrab'ın yalnız olmadığını ısrarla vurguluyor. Bunları yaparken AKP'li bakanlardan Erdoğan ailesine kadar uzanan çıkar ilişkisini belgelerle ortaya koyuyor. 17-25 Aralık'ta açılıp kısa sürede kapatılan dosyalar ABD yargısı önünde tek tek açılıyor. Görünen o ki bizlerin bilmediği birçok yeni belge de önümüzdeki günlerde mahkemeye yansıyacak. Bunların tümü de senin ve yönettiğin çete devletinin hırsızlıkları uğursuzluklarına ilişkin. Ayrıca sen üstüne üstelik bir de katilsin. Senin adına savaştığını söyleyen yüzü maskeli adamlar sivil insanları katlediyor. Sen de utanmadan sıkılmadan bununla keyifleniyor bu durumu her yerde anlatıyorsun.
Hırsız iş adamı Reza Zarraf’ı yakalayan New York Güney Bölgesi Başsavcısı Preet Bharara 17-25 Aralık iddianamesinin 55 sayfalık çevirisini hazırladığı iddianameye aldı. Bu konuya ilişkin Cumhuriyet Gazetesi’nde yer alan haber şöyle, "17-25 Aralık’a atıf yapan Savcı Bharara, yayımladığı dilekçesinde Sarraf’ın bazı üst düzey "çürümüş" Türk siyasetçilere "ulaşmak için" o büyük malvarlığını kullandığını.... Sarraf’ın Zafer Çağlayan, Muammer Güler, Egemen Bağış, Eski Halkbank Genel Müdürü Süleyman Aslan gibi isimlerle yaptığı telefon konuşmaları ve rüşvet çarkının da varlığına atıf yapıyor. İddianameye Muammer Güler’in "önüne yatarım" telefon görüşmesi de dahil.
İddianamenin 6. sayfasında, "suç örgütünün" yapısı ve işlerini yapılışı şu şema ile anlatılmış: "Suç örgütünün yapısı, faaliyetleri", "Suç örgütünün karakteri", "suç örgütünün liderleri", "suç örgütünün para sistemi değişimi", "faaliyetler".
Sen hırsızsın. Sen katilsin. Sen çürümüşsün.
Zarrab'ın yargılanmasına neden olan İran'a yönelik ambargonun delinmesi vakasının bir benzeri de MİT TIR’ları olaylı değil mi? Bugün Erdem Gül ve Can Dündar'ın yargılanması ile üstü örtülmeye çalışılan dava. Konu da AKP iktidarının Suriye'de savaşan DAİŞ ve benzeri örgütlere silah yardımı yaptığının belgelenmesi. Bugün iç kamuoyunda iki gazetecinin yargılanması dışında hiç bir boyutu ile tartışılmayan tartışılamayan savaş suçu kapsamındaki devlet faaliyeti. Bu davanın da bir süre sonra ABD ya da bir başka batılı ülke yargısına taşınacağını söylemek kehanet olmaz. Bugün bu davada sanık olan Erdem Gül ve Can Dündar’ın da o uluslararası davada tanık olacakları gün gibi ortada.
Sen bu gün ABD mahkemelerinde hırsızlar çetesi tarafından yönetildiği konuşulan ülkenin cumhurbaşkanısın. Hırsız bir iş adamının satın aldığı çürümüş siyaset erkiniz konuşuluyor bütün dünyada. Kendi halkınızı soyduğunuz yetmedi uluslararası sermayenin parasına göz dikince ipliğiniz pazara çıktı. Kokuşmuş yargınızdan çekip aldınız çete elemanınızı ama şimdi New York'ta hep birlikte yargılanıyorsunuz. ABD mahkemesinde yargılanan sadece Zarraf değil. Sizin iktidarınız yargılanıyor. Bunu daha ne kadar gizleyebilirsiniz. Bugün ABD’de yargılanan 13 yılda inşaa ettiğiniz AKP hırsızlık düzenidir.
Çok sürmez Kürdistan'da giriştiğiniz yıkımın da hesabını bir mahkeme karşısında vereceksiniz. Hem de Mahkeme-i Kübra’ya kalmadan.
***
22 yıldır tutuklu yargılanan şair İlhan Çomak'ın kardeşi Suna Çomak’tan bir email aldım. Bu konudaki duyarlılığın bir yazı yazmanın ötesinde olması gerektiği inancındayım.