
Türkiye’den gelenlere Irak ve Suriye’deki savaşlardan kaçıp gelen mülteciler, 90 yılların başında Türkiye’yi köy köy terketmek zorunda kalan Süryani ve Êzîdîler ile 1980 darbesi yüzünden gelen Kürtler de eklenirse, muhtemelen Ortadoğu’dan sonra en çok Kürt Almanya’da yaşıyor demek yanlış olmaz. Dünyanın son yüzyılda yaşadığı iki büyük savaşın kaybedeni Kürtler. Ortadoğu’daki savaşların, darbelerin, etnik ve dini çatışmaların da kaybedenleri, Güney Kürdistan* hariç hep onlar oldu.
Dünyada kaç milyon Kürt var? Türkiye’de, Suriye’de örneğin kaç Kürt yaşıyor? Bu sayıyı ne Kürtlerin kendisi ne de yaşadıkları ülkelerin iktidarları biliyor, zira Kürtler yıllardır bulunduğu coğrafyada o topraklarin yerlisi olarak yaşadığını, varolduğunu kanıtlamaya çalışıyor. Ve maalesef yaşadığını kabul ettiremeyen bir halkın öldürüldüğünü de dünyaya duyurması kolay olmuyor. AB, BM, NATO veya dünyada başka büyük bir oluşumun içinde değil ki gitsin yardım istesin! Ha Kürtlerin devleti veya devletleri olsaydı, bu tür oluşumlara üye olur muydu, o da ayrı mesele. Yalnız şu son bir haftadır Alman kamuoyunda Kürtlere yönelik son yıllarda görülmemiş bir sempati dikkat çekiyor. Bu belki de son yıllarda dozu giderek artan Erdoğan ve AKP nefretiyle paralel gelişti, kim bilir. Her halükarda Ankara’nın hava saldırıları Almanya’da da yıllardır yasak olan PKK‘nin kamplarına yönelik olmasına rağmen politikacısından sivil toplum kuruluşuna, gazetecisinden karikatüristine algı, Kürtlerin halk olarak saldırıya uğradığı yönünde. Genel izlenim de Ankara’nın oynadığı bu tehlikeyi oyuna derhal son vermesi için Berlin ve Brüksel’den Ak Saray’a sert eleştiri oklarının atılması gerektiği.
Berlin ve Brüksel ise susuyor. Ancak onlar sustukça Alman medyası durmadan yazıyor, çiziyor ve yayınlıyor. HDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, Almanya’nın en çok izlenen ana haber bülteni ZDF Heute’de canlı yayına katıldı ve alışılmışın dışında uzun da bir mülakat verdi. Burada Demirtaş, Türkiye’nin IŞİD ve PKK mevzilerine yönelik hava saldırılarından, Erdoğan’ın asıl amacına, HDP’ye ve kendisine yönelik soruşturmalardan Kürtlerin Berlin ve Brüksel’den beklentisine kadar detaylı bir demeç verdi. Üstelik konuşmanın Türkçesi de Almancası da internet sitesine kesilmeden koyuldu. Aynı şekilde cumartesi günü çıkan Spiegel’de de hem İngilizce hem de Almanca kapsamlı bir röportaj yayınlandı Demirtaş ile yapılmış. Bu, Güney Kürdistan'daki kampları bombalanan ve Almanya’da en az 14 bin üyesi olan PKK’yi yıllardır 'terör listesi'nden silmeye yanaşmayan Almanya için şaşırtıcı bir durum.
Ve son bir haftadır belki de bir yılda yayınlanacak kadar Türkiye, Kürtler ve Erdoğan konulu karikatürler yayınlandı günlük, haftalık gazete ve dergiler ile onların interent sayfalarında. Karikatürlerde yine Kürtler sempati duyulan taraftı. Genç kuşak karikatüristlerden Barm Bengen’in aşağıdaki karikatürü Almanya’daki genel havayı da iyi özetliyor. Karikatürist, sokakta karşılaşan iki Alman kadını sohbet ederken çizmiş. Kadınlarından biri, alışverişten dönen diğerine, "Kürtlerin NATO’da olmaması çok üzücü. Asıl onlar şimdi NATO desteği isteyebilirlerdi" diyor.

Erdoğan ve Kürtler konusunda son bir haftanın en fazla çizimini Stuttgartlı karikatürist Kostas Koufogiorgos yaptı. Bu karikatürlerden birinde (yukarıda sağda gördüğünüz) Koufogiorgos, oturma odasında TV izleyen bir çifti arkadan gösteriyor. Çiftten erkek olanı, "Sence dünya, Erdoğan’ın bu hava saldırılarına ne tepki verecek" diye soruyor. Yanındaki kadın ise, "Muhtemelen Nobel Barış Ödülü verirler" diye cevap veriyor. Karikatürist bununla uluslararası toplumun tepkisizliğine vurgu yapıyor.
Son bir haftadır siyasetten gelen eleştirilerin de ardı arkası kesilmiyor. Haftasonunda geleneksel yaz mülakatlari dizisinde konuşan Yeşiller Partisi Eş Genel Başkanı Cem Özdemir de Erdoğan’ı hedef aldı. Özdemir, lafı hiç dolandırmadı ve "Türkiye’nin savaş değil, barış isteyen bir Cumhurbaşkanına ihtiyacı var" dedi. Seçimlerde HDP’yi destekleyen Yeşiller Partisi Eş Genel Başkanı Cem Özdemir, Türkiye’nin izlediği siyasi çizgi ile IŞİD’e karşı Kürtlerin mücadelesini de tehlikeye attığını söyledi ve "Ankara, IŞİD’e karşı savaşıyormuş gibi yapıp, gerçekte ona karşı mücadele veren Kürtlere saldırıyor" diye konuştu. İnsanın komşularını ve coğrafyasını seçme şansı olmadığını da hatırlatan Özdemir, Türklerle Kürtlerin beraber yaşamaya mahkum olduğunu, akıllıca olanın, bundan en iyi sonucu çıkarmak olacağını belirtti.
Özdemir’den önce ise Yeşiller Partisi’nin Dış Politikalar Sözcüsü Omid Nouripour Ankara’ya açık ve sert mesajlar verdi. Nouripour, Erdoğan’ın, seçimlerde onu ağır bir yenilgiye uğratan Kürtlere karşı savaştığını söyledi ve tekrar seçime gidebilmek için savaşı bile göze aldığını söyledi.
Merkel hükümetinin ortağı Sosyal Demokrat Parti SPD de Kuzey Irak‘a yönelik hava saldırılarına ölçülü de olsa tepki gösterenlerden. Partinin Dış Politikalar Sözcüsü Niels Annen, "Ankara’nın PKK mevzilerini bombalaması, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın önceliğinin hala IŞİD ile mücadele olmadığını göstermektedir" diye konuştu.
Merkel’in partisi CDU’dan ise Ankara’ya yönelik cılız sesler yükseliyor. Ancak artan genel rahatsızlık Berlin’i de zorlamışa benziyor ki Merkel tatildeyken mevkidaşı Davutoğlu ile telefonda görüştü. Merkel’in görüşmede Ankara’ya destek sözüyle birlikte, çözüm sürecinin kesinlikle devam etmesi yönünde de uyarıda bulunduğu bildiriliyor.
Bir de tabi Türkiye‘de konuşlandırılan Patriotlar var. Almanya burada görevli 260 askerinin asla bir savaşın içine çekilmesine sıcak bakmıyor. Patriotlar konusunda hem hükümet üyeleri hem de muhalefet partileri aynı görüşte: Türkiye’nin bölgedeki bir savaşın tarafı olması halinde Patriotlar'ın çekilebileceği vurgulanıyor.
Bu da Ankara ile Berlin’in ilişki durumu için "problemli" ibaresinin doğru olacağı şeklinde yorumlanıyor. Uzun yıllardır Alman ARD Televizyonu’nun parlamento muhabirliğini yapan gazeteci Sabine Rau, son bir haftadır yaşananlara da bakıldığında Ankara-Berlin ilişkisinin güvenilir partner ilişkisi olmaktan çok uzak olduğunu vurguladı.
Batı Almanya Radyo Televizyonu Berlin stüdyosundan Thomas Schmidt’in yorumu ise çok daha sertti. Schmidt, "Alo Berlin, kimse yok mu? Kürtler bizim adımıza IŞİD teröristlerine karşı kanlı bir savaş sürdürürken Erdoğan onları bombalıyor. Tam bir skandal! Berlin’den, eleştiri beklenirken de tık yok. Alman Savunma Bakanı da ancak eleştiriye uğradıktan sonra çıktı da çözüm süreciyle ilgili bir iki laf etti. Berlin susuyor. NATO eleştirmeden Türkiye’nin arkasındayız derken, Berlin susuyor. Oysa Berlin dahil herkes, Erdoğan’ın seçimlerden sonra tek başına iktidar olamayınca çıkardığı, çözüm sürecini bitirerek bir iç savaş korkusu yarattığı bu utanmazca krizin farkında. üstelik Erdoğan radikal Kürtlerle (PKK), ılımlı Kürtler (HDP) arasında da ayrım yapmıyor. Bu arada sizce Almanya’nın da silah ve eğitim verdiği IŞİD’e karşı savaşan permerge ne düşünüyor? IŞİD’e karşı savaşan Kürtlere bomba yağdırılınca Kuzey Irak’ın güvenliği de tehlikeye düşmüyor mu? Berlin, Ankara’ya bu işin askeri değil siyasi çözümle hallolabileceğini adam akıllı laflarla söylemeli, çünkü görmezden gelmek insanı suça ortak eder."
* Yazının orjinalinde yazar "Kuzey Irak" diyor.
* Elmas Topcu, gazeteci, Batı Almanya Radyo-TV Kurumu WDR için çalışıyor.
twitter: @topcuelmas