• Belçika’da yaşayan Cihan Yalçın, çocuklarını önce Kürtçeyle büyüttüklerini belirterek, “Ana dil, kimliğimiz ve geçmişimizle kurduğumuz bağdır. Kendi dilinde masal kahramanıyla buluşmak, çocuğa ‘Benim de hikayelerim var’ özgüveni veriyor. Dilimizi yaşatırsak geleceğimizi de yaşatmış oluruz” dedi.
  • Sabır Teker, “Bizim çocukluğumuzda ana dilde kitap, dergi yoktu, şimdiki çocuklar daha şanslı. Çocuklara kendi kaynaklarımızla Kürtçeyi daha fazla öğretmeliyiz” derken, Asya Ekin ise görsel kaliteyi överek dilin tek lehçeye yaslandığını, ortak bir anlatım istediklerini belirtiyor.

FİLİZ ZEYREK

Luqman Guldivê’nin konseptini hazırladığı, Stêrîn Guldivê ve Nêçîrvan Ebdelrezaq Ehmed’in çizimini yaptığı ve PolitîkAzad Yayınları tarafından yayımlanan Elokê û Hevalên Wê ile Dûrdinyajinê li Bînerdronîyê (Dûrdinya ülkesinin en iyi atlı savaşçısının hikayesi) serileri, çocukların erken yaşta anadilleriyle buluşmalarına katkı sunmayı amaçlıyor.

Çocukların ana dillerinde kitap, dergi ve benzeri yayınlara ulaşması, dilin gündelik yaşamın bir parçası haline gelmesi ve kuşaklar arasında aktarılması açısından önem taşırken diasporada Kürtçe çocuk yayınlarına erişim her zaman kolay değil.

Elokê û Hevalên Wê ile Dûrdinyajinê li Bînerdronîyê’nin çocuklarda nasıl karşılık bulduğunu ve ailelerin ana dil konusundaki deneyimlerini öğrenmek amacıyla Belçika’da yaşayan Kürt ailelerle konuştuk. Aileler, çocukların yayınlara gösterdiği ilgiyi anlatırken diasporada ana dili yaşatmanın büyük ölçüde ebeveynlerin çabasına bağlı olduğunu vurguluyor.

Çocuklarımızı Kürtçeyle büyüttük

Mêrdîn’in Nisêbîn ilçesinden olan ve yaklaşık 20 yıldır Belçika’da yaşayan Cihan Yalçın, 11 ve 13 yaşlarındaki çocukları Aviyan ve Sara’yı çok dilli bir ortamda yetiştiriyor. Yalçın, çocuklarının Belçika’da doğup büyümesine rağmen Kürtçeyi aile yaşamının merkezinde tutmaya çalıştıklarını anlatıyor: “Bizim için nerede yaşadığımızdan bağımsız olarak kendi dilimizi ve kültürümüzü korumak her zaman çok önemli oldu. Çocuklarımızı ilk olarak ana dilimiz Kürtçeyle büyüttük. Bunun yanında Flamanca, İngilizce ve Fransızca da öğreniyorlar. Fakat aile olarak temel yaklaşımımız hep aynı oldu: Önce kendi ana dilimiz, sonra diğer diller.”

Kimliğimizle kurduğumuz bağ

Ana dili yalnızca bir iletişim aracı olarak görmediklerini söyleyen Yalçın, dil ile kimlik arasındaki bağa dikkat çekiyor: “Ana dil, kimliğimiz, kültürümüz, tarihimiz ve geçmişimizle kurduğumuz bağdır. Çocuğun önce ana dilini sağlam öğrenmesi eğitim hayatını da destekliyor. Çocuk kendi dilinde kendisini rahatça ifade edebildiğinde, başka dilleri de daha sağlam bir temel üzerine kurabiliyor.”

Çocuklarının Elokê û Hevalên Wê ile Dûrdinyajinê li Bînerdronîyê’ye gösterdiği ilginin kendilerini mutlu ettiğini söyleyen Yalçın, “Diasporada Kürtçe materyallere ulaşmak her zaman kolay değil. Doğru kaynakları sunduğunuzda çocukların kendi dillerine olan ilgisinin ne kadar güçlü olduğunu görmek çok kıymetli” diyor.

Kendi masal kahramanları

Yalçın, boyama ve interaktif bölümlerin çocukların yayınlarla daha aktif ilişki kurmasını sağladığını belirterek, “Çocuklar sadece okumuyor, aynı zamanda aktif olarak keşfediyorlar. Dilin sevilmesi için eğlenceli olması da önemli. Bu dergiler Kürtçeyi çocukların dünyasına doğal bir şekilde taşıyor” diye konuşuyor.

Çocukların kendi dillerinde hikaye kahramanlarıyla karşılaşmasının aidiyet duygusunu güçlendirdiğini düşünen Yalçın, sözlerini şöyle tamamlıyor: “Kürtçe sadece büyüklerin konuştuğu bir dil olarak kalmamalı, çocukların oyunlarında, hikayelerinde ve günlük hayatlarında da yaşamalı. Kendi ana dillerinde bir masal kahramanıyla buluşmak, onlara ‘Benim de hikayelerim var’ diyebilme özgüveni kazandırıyor. Bütün dillere saygı duyuyoruz ama kendi kültürünü bilmeden başka bir kültürü öğrenmenin eksik kalacağına inanıyoruz. Dilimizi yaşatırsak geleceğimizi de yaşatmış oluruz.”

Bizim böyle bir şansımız yoktu

Bitlis’in (Bedlîs) Norşin (Norşîn) ilçesinden olan ve beş yıldır Belçika’da yaşayan Sabır Teker ise yeğeni Mîr Alan’ın dergilere gösterdiği ilgi üzerinden kendi çocukluğu ile bugünün çocuklarının imkanları arasındaki farka dikkat çekiyor: “Bizim çocukluğumuzda böyle bir şansımız yoktu. Kendi ana dilimizde eğitim alamadık. Dilimizde kitap bulmak, dergi okumak çok zordu. Şimdiki çocuklar bu açıdan daha şanslı. Avrupa’da imkanlar daha kısıtlı olmasına rağmen bu tür çalışmaların ortaya çıkması bizi oldukça mutlu ediyor.”

Her ağaç kendi kökü üzerinde yeşerir

Diasporada ana dili gündelik yaşamın içinde tutmaya çalıştıklarını belirten Teker, ailelerin çocuklarla Kürtçe konuşmasının ve onlara Kürtçe kaynaklar sunmasının önemine vurgu yapıyor: “Kürtçede güzel bir söz var: ‘Her dar li ser koka xwe şîn dibe’ (Her ağaç kendi kökü üzerinde yeşerir). Çocuklarımıza kendi kaynaklarımızla Kürtçeyi daha fazla öğretmemiz, kendimiz de daha çok öğrenerek dilimizi geliştirmemiz gerekiyor.”

Henüz 1 yıl 4 aylık olan yeğeni Mîr Alan’ın yayınlara ilgi gösterdiğini söyleyen Teker, “Bu dergileri yeğenime gösterip okuduğumda çok ilgisini çekti, yeni hayvan isimleri öğrendi. Çocukların kendi dilimizde yazılmış kaynaklarla iç içe olması, Kürtçeyle bağlarını daha güçlü kılıyor” diyor.

Derginin diline eleştiri

Mexmûr Kampı’ndan Belçika’ya gelen Asya Ekin de 5 yaşındaki kızı Avzem ve 2 yaşındaki oğlu Serbest’in dergilere ilgi gösterdiğini anlatıyor. Ekin, yayınların görsel ve baskı kalitesini olumlu bulurken kullanılan dile ilişkin eleştirisini de dile getiriyor: “Çocuklarımız dergilerden etkilendi, çok beğendiler. Görseller ve baskı kalitesi bakımından iyi bir iş çıkmış. Yalnız derginin dili bize tek bir lehçeye ait gibi geldi. Farklı lehçeleri konuşanların da anlayabileceği ortak bir dil kullanılmasını istiyoruz. Okurken biraz zorlandığımızı söylemeliyim. Yine de içerik güzeldi, en azından okuma alışkanlığı kazandırmasına katkı sunuyor.”

Çocuklarının ana dillerinde eğitim görmesini istediğini ancak yaşadıkları yerde imkanların sınırlı olduğunu söyleyen Ekin, ailelerin rolüne dikkat çekiyor: “Ebeveynlerin çabası çok önemli. Evde bol bol Kürtçe konuşmak, bu tür dergilerden ve Zarok TV gibi kaynaklardan yararlanmak, çocukları Kürtçe yazmaları konusunda desteklemek gerekiyor.”