• İki şehit annesi Makbule Tabak, herkesin verilen emeğin etrafında kenetlenerek süreci amacına ulaştırmak için çaba göstermesini istedi.

 

Kürdistan Özgürlük Mücadelesi'nde iki oğlunu şehit veren Makbule Tabak, Kürtlerin varlığının ve kimliğinin tanınması mücadelesini sürdüreceklerini söyledi.

Makbule Tabak'ın çocuklarından Barış Tabak (Botan Garzan) 2016'da; Emrullah Tabak (Çiyager Tetwan) da kardeşinden hemen bir yıl sonra (2017) PKK’ye katıldı. Oğlu Barış’ı, Bedlîs'in Xîzan (Hizan) ilçesinde; Emrullah’ı ise Tetwan (Tatvan) ilçesinde şehit veren Makbule Tabak, Emrullah'ın cenazesini alabildi ama  Barış'ın cenazesini hâlâ alabilmiş değil. Emrullah'ın şehadetinden sonra artan baskılar nedeniyle aile Bedlîs’ten İstanbul’a göç etmek zorunda kaldı, ancak kısa bir süre sonra tekrar topraklarına geri döndü.  

Mücadeleden vazgeçmediler

MA'dan Özlem Yacan'a konuşan Makbule Tabak, şunları paylaştı: "Küçük oğlumun şehadetinden sonra oğlum Emrullah da babasının mevlidinden hemen sonra PKK saflarına katıldı. Sonra Emrullah'ın da şehadet haberini aldık. Ardından bize yönelik devlet baskısı daha da arttı. Polis sürekli bizim evi basıp bana 'Oğulların nerede' diye soruyordu. Bu baskı yıllarca sürdü. Büyük oğlumun şehadetini duyunca cenazesini alıp kendi köyümüzde defnetmek istedik, ancak izin verilmedi. Sürekli bir yasak, bir engel çıkardılar. Sonra oğlumun cenazesini alıp kendi köyümüzde defnettik. 20 gün sonra ise devletin baskısı ve zulmü yüzünden İstanbul’a taşınmak zorunda kaldık. Bir yıl orada kaldıktan sonra diğer oğluma da ceza geldi. Her yıl evimizi basıp bizlere hakaretler ediyorlardı. Devlet kızımı her defasında takibe alıp rahatsız ediyordu. Her seferinde kızıma ajanlık dayatmasında bulunuyorlardı. Bu dayatmayı kabul etmeyince bu defa da baskıları daha arttı. Geçen yıl bizim eve baskın olduğunda çocuklarımla birlikte polisin şiddetine maruz kaldım. Yaşamımız baskı ve zorluklar ile geçti. Her anlamda mücadele ettik."

Mezara bile hakaret

Oğlunu toprağa verdikten dört yıl sonra mezarının tekrar açıldığını aktaran Makbule Tabak, şöyle devam etti: "Oğlumun yaşadığını iddia edip mezarı açtılar. Kaç defa ifade bahanesiyle beni TEM’e götürdüler. DNA testi yaptırdığımı ve eşleştiğini söyledim fakat dinlemediler. Savcılıktan bana 'DNA yetersizliği' olduğu söylendi. Oğlumun mezarının açılmasını kabul etmedik ama yine de açtılar. Mezarlıkta bize saldırdılar, şiddet uyguladılar ve mezara hakaret ettiler. Mezarı açıp DNA’yı aldılar ve kimsenin benimle gelmesine izin vermediler."

Süreçten umutlu

Barış ve Demokratik Toplum Süreci'nden umutlu olduklarını belirten Makbule Tabak, herkesin verilen emeğin etrafında kenetlenerek sürecin amacına ulaşması için çabalaması gerektiğinin altını çizdi. Makbule Tabak, şunları ekledi: "Bizler daima barışı savunduk ve annelerin ağlamasını istemedik. Yerinden, yurdundan olanlar var, onların da dönüşü sağlansın. Bugünlere gelene kadar Sayın Öcalan ve arkadaşlarının çok emeği var. Başta Sayın Abdullah Öcalan olmak üzere bütün siyasi tutsakların özgürlüğü sağlanmalı, Kürtçenin eğitim dili olması gerekiyor. Bizlerin varlığı ve kimliği tanınmalı. Milyonlarca Kürt var, kimse Kürtlerin önünde duramaz." BEDLÎS