
Hafta sonu Demokratik Toplum Kongresi (DTK), Sosyal Politikalar Komisyonu Göç ve Yoksulluk Çalışma Grubu tarafından yapılan “Kürdistan’da Çalışma Yaşamı ve Emeğin Örgütlenmesi Çalıştayı”nda Demokratik Özerklik Projesi’nin emek boyutu masaya yatırıldı.
Çalıştayın açılış konuşmasını yapan DTK Eşbaşkanı Aysel Tuğluk, Kürdistan'ın sömürge altında olduğunu ve milyonlarca yoksul Kürt köylüsünün kentlere sürüldüğünü belirtti. “Ülkenin metropollerinin ve Kürdistan kentlerinin bu yeni mülksüzleri proleterleşerek enformel çalışma alanlarında bin bir zahmetle yaşama tutunmaya çalışmışlardır” diyen Tuğluk şöyle konuştu: “Hayır, henüz 24 yaşında olan Engels’in İngiltere’de emekçi, sınıfının durumunu yazdığı 1800’lerin ilk çeyreğindeki vahşi kapitalizmin Britanya’sında değiliz. Yıl 2012, yer Kürdistan. Ağır sömürge koşulları devam ediyor. Kürdistan’daki mevcut iktisadi durum tam anlamıyla sömürge koşullarını tarif ediyor. Kürtlerin yaşam alanlarının 4 ulus devletin sınırlarına dağıtılıp statüsüz bırakılması sorunu esasen emperyalist bir müdahaledir. O halde emperyalizmde sömürgeciliği hatırlamanın Kürt sorununa ilişkin hem ekonomik hem de siyasi analizlerden devreye sokmanın tam da sırası.”
İşsizler ordusu büyüyor
“Kürt hareketinin sömürge tezinin tekrardan gündeme gelmesi Kürdistan’da emeğin durumuna ilişkin sistematik tartışma alanını genişletebilir” diyen Tuğluk, şu çözümlemelerde bulundu: “Şurası açıktır ki Kürdistan’da mevcut çalışma yaşamı ve emeğin örgütlenmesi şartları Kürdistan’ın sömürge koşullarının bir sonucudur. Marx’ın yedek işçi ordusu kavramsallaşmasıyla ifade ettiği bu durum Kürt sorunu özelinde coğrafyamızda yıllardır yoğunlaşarak yürürlükteki yerini koruyor. Kürdistan’daki işsizler ordusu gün geçtikçe büyüyor. Kürt halkının yoksulluğu etnik husumet ve gerili yükseltme potansiyeli ile yedeklenerek hem sömürü mekanizması hem de milliyetçi çarpan olarak programlanıyor”
Ekolojik bir emek örgütlenmesi
Kamusal mal ve hizmetlerin sunumunda ve tüketiminde parası olanın değil tüm yurttaşların ücretsiz erişebileceği bir konuma getirilmesi gerektiğini kaydeden Tuğluk, “Ev eksenli kadın emeğini kesinlikle gündemimize almalıyız. Büyük bir özveri ve sabırla paha biçilemeyen emekleri ile hayatı var eden ev içerisindeki yüce kadın emeğinin hakkını verecek kurumsallaşmaları acilen düşünmeli ve inşa etmeliyiz. Endüstriyalizm hastalığından kurtularak çevreyle dost gibi altı boş uyduruk jargonlar sürdürebilinir kalkınma gibi aldatıcı söylemler değil bizzat ekolojik bir emek örgütlenmesi ve üretim organizasyonunu gündemimize almalıyız” dedi.
Hedef komünal toplum
AKP’nin kendisine bağlı bir Kürt burjuvazisi yaratmaya çalıştağını da anımsatan Tuğluk, “Bölgenin Çinleştirilmesi söylemi içsel sömürgeciliğin billur bir örneğidir. Kürdistan’dan bir Çin devşirme hevesi sömürgeci mantığın geldiği çılgın noktayı gözler önüne sermektedir. Bölgeyi Çinleştirmenize izin vermeyeceğiz” dedi.
Yeni dünya kuracağız
Kapitalizme karşı Demokratik Özerklik projesinin sahiplenmesi gerektiğini ifade eden Tuğluk, “Başka bir dünya kurma parolasıyla kapitalist moderniteye karşı demokratik modernite alternatifini gerçekleştirme iddiasını taşıyorsak, emeğin örgütlenmesini de radikal devrimci demokratik dönüşüm programına dahil etmeliyiz. Emeğin yeniden örgütlenmesi sorununda Sovyet devriminin işçi ve köylü konseylerinin deneyimlerini demokratik yeniden inşa sürecimizin geleneklerinden biri olarak sahiplenelim, eleştirelim, geliştirelim, aşalım” diye konuştu.
Ucuz iş gücü yaratılıyor
Araştırmacı Nevra Akdemir ise Çin'deki ucuz iş gücüne dikkat çekerek, benzer durumun şu an Kürdistan'da yaşandığını söyledi. Türk devletinin de halkı yoksullaştırarak ucuz iş gücü oluşturduğu ve emekçileri güvencesiz çalıştırdığını ifade eden Akdemir, şöyle konuştu: "Ankara'nın batısına doğru yüksek teknoloji projeleri ortaya çıkıp da Japonlaştırırken, bölgeyi ise Çinleştiriyor. Mülksüzleştirme yoluyla birikim yaşanıyor. Kapitalistler ucuz rantı çok önemserler. Bu yüzden de arazi değeri düşük olan yerlere doğru kaçarlar. Zira burada aynı duble yerler yapılması, enerji santrallerinin yapılması hava alanının yapılması da tam da onların karlarının değerlerinin artı değerlerinin yeniden rasyonel olması bir de malın satmasını da sağlayan süreci beraberinde getiriyor."
Yasal zemin de hazırlanıyor
Kürt illerinde Çinleştirmenin fiilen var olduğunu ve uluslararası sermaye ile ülkedeki sermaye gruplarının eklenebilmesi için yasal zeminlerin oluşturulduğunu ifade eden Akdemir, "Şimdi yeni bir yasa süreci hazırlanıyor. Teşvik belgeleriyle bu pekiştiriyor. Yapılmak istenen buradaki sermeye gruplarının denetim alanlarının ve tahakküm alanlarının bizler üzerine daha da pekiştirecek bir yasallaşma süreci sadece. Bölgesel askeri ücret bunun çok önemli bir kısmı. Çünkü bölgesel olarak belirlenmesi, sektörel alanda belirlenmesi demek burada asgari ücretten daha düşük miktarların da yasal hale gelmesi demek" dedi.
DİHA/AMED