En büyük zaferim
Kadın Haberleri —

- 25 yıllık evliliği boyunca sistematik işkence gördü. Aile ve çevre öğretisi ve baskısından dolayı buna katlanmayı kader bildi. Ta ki Amed’e gelip Kürt kadın hareketi ile tanışana kadar.
Çocuk yaşta zorla alıkonulduğu erkeğin sistematik şiddetine karşı ayakta kalma mücadelesi veren Hatun Yıldız’ın hikâyesi, erkek şiddetiyle karşı karşıya kalan kadınların ortak hikâyesi…
Amed’de henüz 17’sindeyken zorla alıkonulduğu erkek tarafından İstanbul’a götürülen ve imam nikâhı kıyılan Hatun Yıldız’ın kâbus dolu 25 yılı kadına yönelik şiddetin fotoğrafı. 25 yıl süren evliliğinde 3 çocuğu olan Hatun, hem evli olduğu erkek hem de erkeğin ailesi tarafından şiddet gördü ancak toplumsal baskı nedeniyle hep sustu. 25 yılın ardından kadın hareketi ile tanıştıktan sonra, verilen destekten güç alarak şiddet gördüğü erkekten şikâyetçi oldu, boşanma davası açtı.
Hamileyken bıçakladı
Hatun Yıldız, yaşadıklarını Jinnews muhabirleri Beritan Canözer ile Medya Üren’e şöyle anlattı: “Evli olduğum kişiyi sevmiyordum. Okuldan yeni ayrılmıştım. 2 aylık bir tanışma sürecinden sonra beni zorla kaçırdı. Kaçırdıktan 15 gün sonra şiddet görmeye başladım. Ağır işkenceler karşısında tanınmayacak hale gelmiştim. En son bıçakladı beni, korktuğum için kimseye söyleyemedim. 2 yıl boyunca ailemle görüşemedim.
En büyük ikinci işkenceyi ise ilk çocuğuma 6 aylık hamileyken yaşadım. İşkence ederek beni sokağa attı. Can havliyle kaçarak sığınacak yer ararken sırtımda bir sıcaklık hissettim. Kan akıyordu, beni sırtımdan bıçaklamıştı. Ben kaçtıkça dövmeye devam ediyordu.
Bebeğimin kordon bağı koptu
Bağırışlarımı duyan komşularım jandarmaya haber verdi. Eşim jandarmanın geldiğini görünce, ‘şikâyetçi olmayacaksın, kimse beni dövmedi diyeceksin’ diyerek tehdit etti. Kendisi arkama geçti ve beni kapıya gönderdi. Ben de şikayetçi olmadığımı aile içi bir kavga olduğunu söyledim. Resmi nikâhım da yoktu, şikayetçi olsaydım bundan da ceza alacaktı halbuki. Kaçarak evlendiğim için aile korkusu da vardı üzerimde. Jandarmalar fazla üstelemediler zaten. Şiddet nedeniyle çocuğumun kordon bağı kopmuştu. 2 ayı yatakta geçirdim. Doğum gerçekleşmiyordu bir türlü, çocuk ölüm riski taşıyordu. Sezaryenle almak zorunda kaldılar.
25 yıl boyunca sindirildim
Ailem kendi isteğimle kaçtığımı düşündüğü için 2 yıl görüşmedi benimle. Çocuğum doğduktan sonra barıştım ancak arka çıkmadılar. Annem babamdan şiddet gördüğü için benim de ses çıkarmamam gerektiğini söyledi. Ona göre erkek kadını dövse bile ses çıkarmamalı. Benim yüzümden kardeşlerimin başının belaya girmesini istemiyor, kan davası olacak diye korkuyordu. O süre zarfında da şiddet devam etti. Bu şekilde tam 25 yıl geçti. 25 yıl boyunca hep sindirildim.”
Şimdiki bilincim olsaydı…
Evli olduğu erkeğin, yanında çalışan bir kadını da darp edip bıçakladığı için tutuklandığını söyleyen Hatun Yıldız, bu süreçten sonra çocuklarını alıp Amed’e geldiğini ve kadın hareketiyle tanıştığını söyledi. Yıldız, bundan sonraki hayatını şiddetle mücadele ile geçirdiğini ifade etti: “2008’de Diyarbakır’a geldikten sonra burada kadına yönelik şiddetle mücadele yürüten kadınlarla tanıştım. Artık kendimi bilinçlendirmeye, örgütlemeye başladım. Okuyup araştırdım. Bir işe girdim. Eskiden şimdiki bilince sahip olsaydım herkese karşı çıkardım. Hem anneme hem de evli olduğum erkeğe karşı çıkardım. Artık kendi ayaklarım üzerinde durabiliyorum. Kimseye ihtiyaç duymuyorum. Ben de bir bireyim, bir kadınım, erkeğin kölesi değilim. Bir erkeğin malı değilim, o da bir insan ben de bir insanım.”
Erkek, devletin evdeki kolu
2013’te eşinin cezaevinden çıktığında çocukları için evliliği sürdürmeyi deneyip tekrar eşinin yanına gittiğini belirten Yıldız, eşinin bu kez kendisi yerine kızlarına şiddet uygulamaya ve himayesi altına almaya çalışması üzerine şikayet edip boşanma kararı aldığını anlattı:
“Şikâyet ettikten sonra bizi çok ağır işkence ederek silahlarla tehdit etmeye başladı. Kadın sığınma evine gönderildikten hemen sonra Diyarbakır’a geldim. Belki geri adım atarım diye telefon ve ve aracılarla ulaşmaya çalıştı. Yılmadığımı görünce pes etti. Bana göre dünyanın en büyük zaferi buydu. Tekrar kadın hareketi içerisinde yer aldım. Daha çok nasıl örgütlü olabilirim, nasıl dik durabilirim üzerine yoğunlaştım.
Özgürleşmekte kararlıyım
Çalışmalar esnasında daha çok çevre edindim, birçok kadın arkadaşım oldu. Mücadele eden çok kadın gördükçe ben de daha fazla sarıldım. Sokaklarda, mahallelerde kadın örgütlenmesi, bilinçlenmesi yürütüyorum. Çünkü şiddete uğrayan çok kadınımız var ve çoğu da sindirilmiş. Dışarıda devlet içeride erkek. Çünkü devletin bir kolu da evdeki erkektir.
Özgürlüğüme kavuşmak için elimden geleni yapmaya kararlıyım. Şiddete uğrayan kadınlar için mücadele etmeye kararlıyım. Onları örgütlemek ve bilinçlendirmek istiyorum.”
HABER MERKEZİ







