Kadın yoksulluğu derinleşiyor

Kadın Haberleri —

Kadın işçiler

Kadın işçiler

  • 15 ilde 2 bin 804 kadınla gerçekleştirilen “Türkiye’de Kadın Yoksulluğu Panoraması” araştırmasına göre, kadınların yüzde 88’i yoksulluk sınırı, yüzde 15’i ise açlık sınırının altında yaşıyor.
  • Yapılan araştırmalar, kadın yoksulluğunun sadece ekonomik bir sorun olmadığını; bakım yükü, şiddet riski, ruhsal sorunlar ve toplumsal yalnızlaşmayla birleşen çok boyutlu bir yapıya sahip olduğunu gösteriyor.

Türkiye’de süren yüksek enflasyon, düşük ücretler ve daralan kamusal hizmetler nedeniyle yoksulluk giderek yaygınlaşırken, bu yükün en ağır kısmını kadınlar taşıyor. Düşük ücretler, güvencesiz çalışma, kayıt dışı istihdam, esnek çalışma modelleri ve ev içi bakım yükünün neredeyse tamamının kadınlara bırakılması, kadın yoksulluğunu yapısal bir soruna dönüştürüyor.

Bu tabloyu saha verileriyle belgelemek amacıyla kadın örgütü Ekmek ve Gül, “Türkiye’de Kadın Yoksulluğu Panoraması” başlıklı kapsamlı bir araştırma gerçekleştirdi. 15 ilde, 9 kadın dayanışma derneği ve 23 Ekmek ve Gül grubunun katılımıyla toplam 2 bin 804 kadın ile anket ve derinlemesine görüşmeler yapıldı. Araştırma, kadınların yoksulluk deneyimlerini, bu duruma karşı geliştirdikleri baş etme yöntemlerini ve çözüm önerilerini detaylı biçimde inceledi.

Sınırının altında yaşam

Ankete katılan kadınların yüzde 88’i, Mart 2026’da  açıklanan yoksulluk sınırının altında bir hane geliriyle geçinmeye çalışıyor. Kadınların yüzde 15’i ise açlık sınırının altında bir gelirle yaşamlarını sürdürüyor. Bu rakamlar, asgari ücretin dahi dört kişilik bir ailenin temel gıda ihtiyaçlarını karşılamakta yetersiz kaldığını gözler önüne seriyor.

Raporda, bu verilerin kadınları asgari yaşam ihtiyaçlarını dahi karşılamakta zorlandıkları koşullara mecbur bıraktığı vurgulanıyor.

Yoksulluğun temel nedenleri

Kadınlar yoksulluğun temel nedenlerini şöyle sıralıyor:

* İş bulmada eşitsizlik: yüzde 46

* Düşük ücretler: yüzde 44,2

* Bakım ve ev işlerinin kadınlara yüklenmesi: yüzde 43,7

* Kreş ve bakım hizmetlerinin yetersizliği: yüzde 23,7

Kreş ve bakım hizmetlerinin eksikliğini yoksulluk nedeni olarak gören kadınların yüzde 83’ü çalışmıyor, yüzde 90’ı ise 40 bin TL ve altı gelir grubunda yer alıyor. Bu durum, özellikle yoksul kadınlar için ücretsiz ve erişilebilir bakım hizmetlerinin istihdam dışı kalma riski anlamına geliyor.

En büyük engel iş bulamamak

İş bulmada eşitsizliği vurgulayan kadınlar ağırlıklı olarak tekstil, gıda ve hizmet sektörlerinde çalışıyor. Genç üniversite mezunları ile 50 yaş üstü kadınlar da bu sorunu sıkça dile getiriyor. Özellikle emekli olup çalışmak isteyen kadınlar, yaş ayrımcılığının istihdama erişimdeki önemli bir engel olduğunu belirtiyor. Ankete katılan kadınların beşte biri, istihdama katılımlarının önündeki en büyük engelin “iş bulamamak” olduğunu ifade etti. Düşük ücretleri yoksulluğun nedeni olarak gören kadınların oranı yüzde 44,2 olurken, bu gruptaki kadınların yüzde 65,7’sinin herhangi bir sendika, dernek ya da meslek örgütüne üye olmadığı tespit edildi.

Temel ihtiyaçlardan vazgeçiliyor

Her iki kadından biri maddi imkansızlık nedeniyle temel ihtiyaçlarından vazgeçiyor. Kadınların yüzde 87,5’i gelirlerinin en büyük kısmını gıda ve beslenmeye ayırdığını söylüyor. Buna rağmen:

* Yüzde 63,5’i tatil, hobi veya spor giderlerini,

* Yüzde 59,1’i giyim ihtiyaçlarını,

* Yüzde 54,4’ü kişisel bakım harcamalarını,

* Yaklaşık Yüzde 10’u ise doktora gitmeyi veya ilaç almayı erteliyor.

Mutfakta hissedilen yoksulluk

Araştırma, yoksulluğun en somut biçimde mutfakta hissedildiğini gösteriyor. Kadınlar beslenme alışkanlıklarını değiştirmek zorunda kalıyor: Et ve süt ürünlerini azaltma, öğün atlama, daha ucuz ürünlere yönelme ve sürekli indirim takibi en yaygın yöntemler arasında. Özellikle açlık sınırı altındaki kadınların büyük çoğunluğu beslenme düzenini kökten değiştirdiğini belirtiyor.

Bitmeyen borç döngüsü

Kadınların yüzde 42,9’u hane gelirinin büyük kısmını borç ödemelerine ayırıyor. Yaklaşık yarısı bankalara borçlu olduğunu ifade ederken, borçluların önemli bir bölümü orta ve orta-düşük gelir gruplarında yoğunlaşıyor. Bir katılımcı, “Biri kapanırken biri doluyor” sözleriyle kredi kartı borç döngüsünü özetliyor.

Borçlanmanın yanı sıra yüzde 21,4’ü ek iş yapıyor. Ek iş yapanların yüzde 90’ı 40 bin TL’nin altında gelir grubunda. Sendikasız kadınlarda ek iş oranı çok daha yüksek. Raporda, bakım yüküyle birleşen ek işin kadınlarda yoğun yorgunluk, zaman yetersizliği ve gelecek kaygısı yarattığı, ek iş yapanların  yüzde 88’inin yoğun kaygı ve umutsuzluk yaşadığı belirtiliyor.

Şiddetin zemini güçleniyor

Yoksulluk, kadınların ruh hali, sosyal yaşamı ve hane içi ilişkilerini de derinden etkiliyor. Ankete katılan kadınların yüzde 83,9’u geçim sıkıntısının stres, kaygı ve bunalıma yol açtığını söylüyor. Yüzde 40,6’sı yoksulluğun sosyalleşmeyi zorlaştırdığını, özellikle 28-100 bin TL gelir aralığındaki hanelerde ev içi huzursuzluk oranının yüzde 83’e, sosyalleşememe sorununun ise yüzde 69’a ulaştığını belirtiyor.

Kadınların yüzde 43,5’i yoksulluğun ev içinde tartışma ve huzursuzluğu artırdığını, yüzde 13,2’si ise psikolojik veya fiziksel şiddeti tetiklediğini ifade ediyor. Raporda, ekonomik bağımlılığın şiddetin zeminini güçlendirdiği vurgulanıyor.

Yalnızca yüzde 34 örgütlülük

Ankete göre kadınların yalnızca yüzde 34’ü sendika, meslek odası veya derneğe üye. Örgütlülük en yüksek eğitim ve sağlık sektöründe (kamu emekçileri sayesinde) görülürken, kadınların yoğunlaştığı gıda (yüzde 12) ve tekstil (yüzde 9,7) sektörlerinde sendikalılık çok düşük. Örgütlülük oranı arttıkça hane gelirinin de yükseldiği görülüyor; en düşük gelir grubundaki kadınların sadece yüzde 1,4’ü örgütlü. HABER MERKEZİ

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.