Her siyasal sorunun çözümünde müzakere çatışmadan iyidir. Çatışma, sorunların müzakere yolu ile çözülemediği ortamlarda istenmese de kaçınılmaz olarak ortaya çıkacak doğal, fiili durumdur. Elbette çatışmayı tercih etmek de mümkündür ama Kürt sorunu ile ilgili bugün gelinen noktada bu denli iddialı bir değerlendirme yapmak zordur.
Müzakerelerin amacı çözüme bir an önce yaklaşmak ise zaman yönetimi farklı planlanır. Zaman kazanma üzerine bir plan yapılıyorsa müzakerelerin tarzı farklı yapılandırılır. Her halükarda sonucu belirleyecek olan sadece müzakereler değildir. Müzakereler bir kolaylaştırıcı, hızlandırıcı işlev üstlenir. Ama toplumsal çalışma yürütmesi, siyasal mücadeleyi organize etmesi gereken herkes müzakere yapmaya yeltenirse o sürecin  kazandıracaklarından çok kaybettirecekleri olur.
Her toplumsal dinamik ya da siyasal yapı adına müzakere görevini, rolünü üstlenen kişi ya da kişiler olur. Elbette herkes yürüttüğü çalışmalarla geniş anlamda müzakere sürecine katılabilir, katılımcı bir sürecin işlemesini sağlayabilir. İşi gücü bırakıp müzakerelere kilitlenmek, üzerine düşen görevi hakkıyla yerine getirmek yerine müzakerelerin seyrine odaklanmak sürece olumlu katkı yapmayacağı gibi hayal kırıklıklarını da kaçınılmaz hale getirir.
Müzakere konusunu basitleştirmek, hafife almak değil, aksine öneminden dolayı hakkıyla seyrini sağlayacak bir tutuma dikkat çekmektir niyetim.
Ekim ayı içerisinde çok ileri, köklü adımlar atılmadığı taktirde sürecin tümden bitmesi ve çatışmalı ortama dönülmesi arzu edilmiyorsa daha gerçekçi planlar yapmak ve olumsuz gelişmelere de hazır olmak gerekir.
Seçim takvimi normal işlerse, bütçe görüşmelerinden sonra Türkiye fiilen sadece seçim gündemine odaklanacaktır. Böyle bir ortamda demokratikleşmeye yönelik düzenlemeler ve Kürt sorununa yönelik girişimlerin riski göze alınamayacağına göre aslında perşembenin gelişi çarşambadan bellidir. Tüm seçimlerin takvimi olağan işlerse, yerel seçimlerin ortaya çıkartacağı tablo daha sonraki siyasi gelişmeleri de şekillendirecektir. Cumhurbaşkanlığı seçimi, genel seçimler ve muhtemel anayasa referandumu Mart ayında ortaya çıkacak durumdan etkilenecektir.
Yerel yönetimlerde kendi örnek uygulamalarını halkla birlikte hayata geçirmeyi, merkezi siyasete katılmaktan daha önemsemesi gereken demokrasi savunucularının bu yolda alabildikleri mesafeyi muhasebe etmeleri gerekir. Elbette engellemelere rağmen istenileni yapmak kolay değildir. Ancak her şeye rağmen başarılı olmaktan başka yaşama şansınız yoksa, mazeret sıralamanın ötesinde siyaset yapmanın araçlarını geliştirmek zorundasınız.
Toplumsal siyasetin, merkezi iktidarcı siyasetten en önemli farkı, hesap verilebilirlik ve etkin katılım kanallarının işletilmesidir. Yeniden ve daha net biçimde ifade ederek bitirelim. Hükümet açısından da Kürt siyaseti açısından da en etkin müzakere işini iyi yapmaktır. Kendi üzerine düşeni yapmaktan kaçınıp müzakerelerin arkasına sığınmak sadece kendini kandırmaya dönüşür.
Her iki tarafın gündeminde eşit ağırlık ve öncelik oluşturmayan bir sürecin, nihai belirleyici olması son derece riskli tablolar ortaya çıkaracaktır. Süreci tümüyle kilitleyecek böylesi riskleri en aza indirmenin yolu da yine herkesin kendi işini en iyi şekilde yapmaya yoğunlaşmasından geçmektedir.
Hükümet iddia ettiği gibi yüzde yirmilik bir çekilme görüyorsa üzerine düşen yasal düzenlemelerin yüzde yirmisini yerine getirerek sürecin devam etmesini ve belki daha güven ortamı içinde hızlanmasını sağlayabilir. Ama sürecin kazanımı olarak aktörlerin tasfiyesi hedefleniyorsa, bu adım atılmayacaktır. Kurulan denklem Kürt siyasetinde liderlik testi üzerine olunca hesap değişmektedir. Çekilme tümden gerçekleşirse gerekli adımları atıp atmama tercihi tümüyle hükümette olacaktır. Çekilme istenen düzeyde gerçekleşmezse Öcalan’ın konumunun tartışmaya açılmasından medet umulmaktadır.
Bu iki durumda da kazanan taraf olma hesabı ve muhatabı zora sokma planı önemli bir ayrıntıyı göz ardı etmektedir. Kürt hareketi her şeye rağmen Öcalan’ın konumunu zora sokmayacak ama kendini de güvenceye alacak pozisyon almayı geçtiğimiz otuz yıl içinde defalarca öğrenmiştir.
Kendisi masaya yeni oturduğu için karşısındakini de o düzeyde sanarak, kurnazlık üzerine kurulu hamle yapmayı müthiş siyasi yetenek sananlar karşısında en iyi çözüm, yine  işini iyi yaparak masayı dağıtan taraf pozisyona çekilmekten çıkmaktır.