- Doç. Dr. Yasemin Özgün, HDP'nin ittifak çalışmasıyla ilgili “Bu birlikteliğin en geniş ortaklığı sağlayacak siyasal bir zeminde ve toplumun dışlanan pek çok kesimini içine alarak genişleyen bir yerden sürdürülmesinin gerektiğini düşünüyorum" dedi.
MASİS HESKİF/ANKARA
“Yarının Türkiyesi” vurgusuyla bir araya gelen CHP ve İYİ Parti’nin başını çektiği 6 parti, 28 Şubat’ta güçlendirilmiş parlamenter sistem çalışmasını açıklayacak. “Demokrasi İttifakı” buluşmalarını gerçekleştiren HDP ise 26 Şubat’ta sol-sosyalist partilerle başkanlar düzeyinde bir araya gelecek.
Halkların Demokratik Partisi (HDP) çağrısıyla aralarında Türkiye İşçi Partisi (TİP), Emek Partisi (EMEP), Toplumsal Özgürlük Partisi (TÖP), Emekçi Hareket Partisi (EHP), Halkevleri ve Sosyalist Meclisler Federasyonu (SMF) temsilcileriyle bugün Ankara’da toplanıyor. HDP’nin çağrısıyla 18 Ocak’ta yapılan ilk toplantının devamı olan bu ikinci toplantıya da siyasi partilerin genel başkanları ya da eş sözcüleri katılıyor. HDP Eşbaşkanlar Pervin Buldan ve Mithat Sancar imzasıyla gönderilen davetiyede, mücadele ortaklığı noktasında alınan kararların hayata geçirilmesi için yol ve yöntemleri belirlemeye yönelik ikinci toplantı vurgusu yapıldı. Buluşmada, bir sekreterya ve yahut koordinasyon yapısının oluşturulmasının da konuşulması bekleniyor. Mücadele ortaklığına katılım talebinde bulunan partilerin ve örgütlere dair değerlendirme de yapılacak.
Ankara’da 18 Ocak’ta yapılan ilk toplantının ardından aralarında TKP’nin de bulunduğu 8 parti imzasıyla yayınlanan açıklamada, “Ortak mücadeleyi sürdürmeyi, bu mücadele zeminlerini çoğaltmayı ve güçlendirmeyi, Ortak mücadele konularını belirlemek, bunları hayata geçirmeye yönelik içerik, yöntem ve takvimi oluşturmak için düzenli görüşmelere devam etmeyi, mevcut katılımla kendini sınırlamayan, ortak mücadelenin Türkiye’nin bütün demokratik, sol, sosyalist ve devrimci güçlerini kapsayacak şekilde genişletilmesini hedeflemeyi karar altına aldık. Türkiye’nin bütün ezilenleri, ötekileştirilenleri, mağdurları, emekçileri, kadınları, gençleri ve ekoloji mücadelesi verenleri ile en geniş demokrasi, eşit yurttaşlık ve mücadele ortaklığını kurmanın yol ve yönetmelerini konuşmaya devam edeceğiz. Demokratik, sol, sosyalist ve devrimci güçler olarak üzerimize düşen toplumsal sorumluluğu yerine getirmeye kararlıyız” denilmişti.
TKP, ilk toplantı sonucunda yeni bir buluşma yapılacağı belirtilmesine rağmen 'Demokrasi İttifakı' tanımından rahatsız olduklarını belirterek, 2. toplantıya katılmama kararı aldı.
6’lı umut vermiyor
Kanun Hükmünde Kararname ile ihraç edilen Barış Akademisyenleri’nden Doç. Dr. Yasemin Özgün ile Milet İttifakı ile HDP cephesindeki gelişmeleri konuştuk. Kılıçdaroğlu’nun çağrısıyla bir araya gelen 6 partinin “Yarının Türkiye’si” vurgusuna değinen Özgün, bu vurgunun, öncelikle Türkiye’nin nasıl bir yarının özlemi içinde olunduğuna bağlı olduğunu söyledi. Bu fotoğrafın umut vermediğini vurgulayan Özgün, şöyle konuştu: “Amaç iktidardaki aşırı sağ parti ve yandaşlarını iktidar bloku dışında kalan bir sağ koalisyonla alt edip, neoliberal politikaları sürdürmeye davam eden, bunu da milliyetçi ama biraz daha ılımlı muhafazakar tonlardaki baskılarla yapan başka bir düzen kurmak. Emekçilerin, demokratikleşme, hak ve özgürlük talebi olanların, kadınların önünü açacak politikalar geliştirme üzerine kurgulanmamış. Çok da umut verici bir fotoğraf olduğunu, içinde bulunduğumuz koşullarda açlık düzeyinde yaşamaya mahkum edilen, en temel hak ve özgürlüklerinden mahrum bırakılan halkların sorunlarına çare olacağını düşünmüyorum.”
Sisteme indirgemek yetmiyor
Millet İttifakı’nın önerdiği güçlendirilmiş parlamenter sistem modelinde ortaklaştıkları temel reform alanlarının cumhurbaşkanının yetkilerinin sınırlandırılması ve sembolik bir makama dönüştürülmesi, başbakanlık kurumunun yeniden güçlendirilmesi olduğunu kaydeden Özgün, şunları belirtti: “Yapılacak bir sistem değişikliğinin bütün sorunları çözecek bir anahtar olarak sunulduğu görülüyor. Demokrasi meselesi ise demokratik değerlerin bireysel ve toplumsal yaşamda ‘pekişmemiş’ olmasına indirgeniyor. Oysa uzun yıllardır süregiden can alıcı toplumsal, sınıfsal ve politik meselelerin çözümünü teknokratik bir bakış açısıyla sadece hükümet sisteminde yapılacak değişikliklere indirgemek mümkün değil.”
İttifak arayışına kuşkuyla bakıyorum
CHP’nin başını çektiği ittifak arayışına kuşkuyla baktığını söyleyen Özgün, sebebini ise şöyle açıkladı: “HDP’yi, tüm sol ve sosyalist güçleri dışarıda bırakarak, emekçilerin en temel geçim sorunlarını gündeme almamaları ve tüm sorunları daha da derinleştiren Kürt sorununa ve demokratik bir düzlemde çözülmesine dair hiçbir öneride bulunmamaları bu ittifak arayışına kuşkuyla bakılmasına neden oluyor.”
CHP merkez sağa iyice yerleşti
CHP’nin başında olduğu sağ ittifakın, iktidar blokunu bir biçimde sarsıntıya uğratmasının, kendilerinin hareket alanının genişlemesine yol açacağını ve toplumsal muhalefetin genişlemesinin önünü açacağını düşünenlerin de söz konusu olduğuna dikkat çeken Özgün, şunları dile getirdi: “CHP’nin bugüne kadar defalarca denediği sağı sağın silahıyla, söylemiyle, stratejileriyle vurma yolunu ısrarla ve bir kez daha seçtiğini görüyoruz. CHP’nin daha önce oylarını artırmanın bir yolu olarak epeyce uzağına savrulduğu sosyal demokrasiyi, hak ve özgürlüklerin genişletilmesinden yana politikaları değil de ‘sağcılaşmayı’ ya da ‘milliyetçiliğinin altını daha da kalın çizgilerle çizmeyi’ seçerek çubuğu sağ milliyetçi bir arayıştan yana büktüğü olmuştu. Bu, biraz da CHP’nin uzun süredir uzağına gidemediği merkez sağ konumuna iyice yerleştiğinin de göstergesidir. Bu son ittifak arayışını İyi Parti’nin oy kaybetme ve diğer gerekçelerle aşırı sağ milliyetçi bir tutumla, özellikle HDP ile ve diğer sosyalist partilerle yan yana gelme çekincesine CHP’nin kolaylıkla teslim olması olarak görüyorum.”
En geniş ortaklık sağlanmalı
Özgün, HDP’nin önceki haftalarda çok sayıda sol, sosyalist, demokrat parti gerçekleştirdiği buluşmaya işaret etti. HDP’nin çağrısıyla yapılan toplantıya katılan sol/sosyalist partilerin seçim ve ittifak konularından önce “ortak mücadele pratiklerinin geliştirilmesi ve bunun hangi başlıklarda nasıl yapılabileceği” üzerine konuşmalarını önemli bulduğunu söyleyen Özgün, şunları söyledi: “Bu birlikteliğin en geniş ortaklığı sağlayacak siyasal bir zeminde ve toplumun dışlanan pek çok kesimini içine alarak genişleyen bir yerden sürdürülmesinin gerektiğini düşünüyorum. Türkiye’nin yakıcı toplumsal sorunlarının tespiti konusunda büyük ölçüde ortaklaştıklarını düşündüğüm bu yapıların, çözümleri konusunda da bir arada olmak ve direnenlerin yeşerttiği umutları çoğaltmak için gereken çaba ve iradeyi göstermelerini bekliyorum.”