RENGİN AZİZOĞLU / JINNEWS/AMED

Merkezi Amed’de bulunan Sosyo Politik Saha Araştırmaları Merkezi, iki önemli çalışmayı Mart ayında basınla paylaştı. Kadın ve çocuğa yönelik şiddet vakalarının mercek altına alındığı araştırma, Amed özelinde Türkiye’de kadın ve çocuklara yönelik gerçekleşen şiddet ile şiddet türlerinin ve faillerinin ne kadarının basına yansıdığını görebilmek amacıyla yapıldı. Medya taraması şeklinde yapılan araştırma, 1 Ocak 2019 ile 1 Ocak 2020 tarihleri arasını kapsadı. Araştırma Merkezi, söz konusu tarihlerde 2 bin 563 şiddet suçunun basına yansıdığını tespit etti.

STK’lere yansıyan daha fazla

Araştırmada, sivil toplum kuruluşları (STK) ve meslek örgütlerine yansıyan şiddet vakalarının basına yansıyanlardan daha fazla olduğuna dikkat çekildi. Örnek olarak seçilen Amed’de 38 şiddet olayı basına yansırken, sivil toplum kuruluşları ve meslek örgütlerine yansıyan şiddet olayı sayısının bin 792 olduğu belirlendi.

Bunun yanında Sosyo Politik Saha Araştırmaları Merkezi, bölgedeki kadınların sosyo ekonomik durumuna ışık tutan “Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinde Kadının Sosyo-Ekonomik Durumuna Dair Saha Araştırması” gerçekleştirdi. Araştırmanın sonuçlarına göre bölgedeki kadınların yüzde 87,1’inin ücret getiren herhangi bir işte çalışmadığı açığa çıktı. Araştırma Merkezi Koordinatörü Yüksel Genç, gerçekleştirdikleri çalışmalara ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

 Kürdistan’da yaşayan kadınların sosyo kültürel ve ekonomik pozisyonlarına dikkat çekmek amacıyla, demografik pozisyonlarındaki değişkenleri görmek için 16 kentte saha çalışması gerçekleştirdiklerini söyleyen Genç, önemli sonuçlar elde ettiklerini söyledi.

Genç, kadınların demografik yapısı, sosyal güvencesi, kadına yönelik şiddete dair medya taraması ile ilgili şu bilgileri paylaştı:

Kadın kentleşiyor

  • Giderek kentleşen bir kadın yüzü ile karşı karşıyayız. Kentleşmekle beraber çok yoğun göç pozisyonu yaşanmıyor. Yerleşik yaşanıyor ve geleneksel ağların çok da dışına çıkılmıyor.
  • Kadınların öğretim düzeyinde kısmi yükselme var. Lise üstü öğretim gören kadınların oranı yüzde 33’e yakın ama bunun yanında yüzde 30’lara varan hem kentleşmiş hem okullaşmamış bir profil var.
  • Kadınların yüzde 87’ye yakın bir kısmı ücret getiren bir işte çalışmıyor. Kimi ev içi ücretsiz işçi, kimi işsiz, kimi öğrenci, kimi ise iş bulamayan bir pozisyonda. Kadın kentleşiyor, eğitim düzeyi yükseliyor ama ücret getiren bir emek alanında çalışamıyor” dedi.

Sosyal güvence

  • Kadınların yüzde 20’ye yakını neredeyse hiçbir sosyal güvenceye sahip değil, sadece yaklaşık yüzde 30’luk bir kesimin sosyal güvencesi var.
  • Kadın şehirleşiyor, öğretim seviyesi yükseliyor ancak yoksulluk katsayısı da yoğunlaşıyor.
  • Türkiye’nin açlık ve yoksulluk sınırları içerisinde değerlendirildiğinde yüzde 65’e yakın kadın 2 bin TL’nin aşağısında bir hane gelirine sahip.

Kadına şiddet

  • Ekonomik hayatı, kişisel bağımsızlığı kuramamış bir kadının gerçekliğinin şiddet karşısında güvencesizleşmeyi yaşıyor.
  • Amed’de yaşanan şiddetin 1 Ocak 2019 ile 1 Ocak 2020 tarihleri arasında basına yansıyan ortalaması, 35-40 bandında ancak Ancak sivil toplum kurumlarına başvurular, bin 800’lere yakın. Ortalama 47 kattan fazlası basına yansımıyor.

Sistem güvencesizleştiriyor 

Psikolojik şiddetin yanında kadınların en fazla maruz bırakıldığı şiddet türlerine işaret eden Yüksel Genç, şiddet vakalarında fail olarak baba, eş, bilinmeyen kişilerin ilk üçte yer aldığını belirtti. Genç, sözlerini şöyle sürdürdü: “Sistem güvencesizleştiriyor, koruma dayanaklarını kadına sunmuş değil. Bununla beraber sistemin uzantısı olarak ailevi çelişkiler dediğimiz aile içerisinde etken olan abi, baba, eş gibi unsurların da kadına dönük bir dizi şiddet türünün ve katliam biçiminin içerisinde fail olduğunu görüyoruz. Kadının aile içerisindeki tehdit ve tehlike alanlarından uzak durabilmesinin koşulu kendisine ait alanlar ve olanaklara sahip olmasıyla ilgili. Mevcut sistemin bunu yaratması çok güç gözüküyor. Türkiye’de son bir, bir buçuk yıldır süren ekonomik krizin ilk vurduğu alan kadın istihdamı olunca kadının güvencesizleşme, kapanma ve aile içi şiddet biçimlerinin tümüne açık hale geliyor. Kadının varlığını sürdürebilmesi için en temel olanak örgütlenmesi. Kadının bu tehdit ve tehlike alanlarından kurtulabilmesinin neredeyse tek yolu bir başına değil çoklu ve örgütlü olarak baş etmeye ihtiyacı olduğunu görüyoruz” şeklinde konuştu.