İngiltere Gündemi

Oscar ödüllü yönetmen Danny Boyle tarafından büyüleyici bir tiyatral-film kurgusuyla hazırlanan Londra Olimpiyat Oyunları’nın açılış seramonisi uzun süre hafızalardan silinmeyecek gibi. Gecekondu Milyoneri’nin başarılı yönetmeni, Shakespeare’in dizelerinden Endüstri Devrimi’ne, Ulusal Sağlık Servisi’nden (NHS) Harry Potter fantazilerine, Kraliçe II. Elizabeth’ten Beatles’a, 19. yüzyıla damga vuran mühendis Isambard Kingdom Brunel’den James Bond’a, çocuk klasiği Peter Pan’den bilgisayar ağı web’ın yaratıcısı Tim Berners-Lee’ye Britanyalılık ulusal marka ve kimliğine katkı sunmuş kurmaca ve gerçek figürleri tarihsel bir dizin içinde harmanlayarak adalıların dünden bugüne geçirdiği sosyal ve ekonomik dönüşümün öyküsünü sanatsal bir performansla özetledi denebilir. İzleyicileri ‘Harikalar Diyarında’ bir gezintiye çıkaran Boyle’ın Britanya konseptinde Paul Macartney’nin romantik tınıları da vardı, Doğu Londra club’larının hırçın rap müziği de. 
Çağdaş bir müzikali andıran gösterinin belki de en çarpıcı sahnesi ise İngiltere’nin el değmemiş kırlarının ortasından yükselen fabrika bacaları, makine gıcırtıları, yüzleri gözleri kir içinde emekçiler ve fötör şapkalı hırslı patronlarla sembolize edilen Endüstri Devrimi sürecinin canlandırıldığı bölümdü. Boyle, gösterinin bu fragmanını özellikle biraz uzun tutarak bugünlerde ‘üretim ekonomisi’ konusunda epey körelmiş olan ulusa ataletten silkinme mesajı mı vermek istedi bilinmez ancak, Britanya’nın ekonomik ve sosyal çehresini kökten değiştiren o büyük iktisadi kalkışma hamlesinin resmedildiği sahnelerin sıradan Britanyalı’ya nostajik bir anının ötesinde güncel bazı sorunlar hatırlatmış olduğuna kuşku yok.
Shakespeare’in ada sakinlerine bir nebze umut aşılayan Fırtına’sının „Korkuya kapılma, ada acı değil sevinç veren sesler, gürültüler ve tatlı nağmelerle doludur” dizeleri eşliğinde emeğin ve sermayenin aynasında kendi kültürel, ekonomik ve toplumsal tarihine kısa bir yolculuk yapan Britanya halkı ülkede bir süreden bu yana ekonomik gidişatın, bankacılar ve en üst gelir grubu dışında, hiç kimse için pek de iyi gitmediğinin farkında.
Hükümetin Olimpiyatların ekonomide yaratacağı kısmi canlanmaya yönelik topluma pompaladığı ‘büyük umutlar’ geçen hafta açıklanan Gayri Safi Yurtiçi Hasıla (GSYH) rakamlarından sonra yerini karamsarlığa terk etmiş durumda. Son iki çeyrekte irtifa kaybeden GSYH’nin üçüncü çeyrekte de yüzde 0.7 gibi bir oranla düşmesi Britanya ekonomisi için alarm çanı anlamına geliyor. Kimi uzmanlar Almanya’dan sonra AB içindeki en güçü ekonomiye sahip Britanya’nın yatırım ve büyüme odaklı bir politika uygulamaması durumunda Euro bölgesinde yaşanan kriz sarmalına sürüklenebileceğini söylüyorlar. Ancak koalisyon hükümetinde bu yönde işaretler henüz görünmüyor. Başbakan David Cameron Euro bölgesindeki krizin aşılması için başta Almanya olmak üzere AB liderlerine kesinti ve tasarruf politikaları yerine daha fazla büyüme ve istidam yaratma çağrısı yaparken, içerde uyguladığı ekonomi politikasıyla benzer bir hatayı ısrarla sürdürüyor.
GSYH rakamlarının açıklanmasından sonra hem hükümete hem de ekonominin direksiyonundaki Maliye Bakanı George Osborne’a yönelik eleştirilerin dozu da artmış görünüyor. Basında Muhafazakarlara yakın bazı kalemler sorunu Osborne’un ekonomi yönetimindeki „deneyimsizliğine” indirgeyerek ele alsa da, uzmanlar hükümetin kesintilere dayalı mevcut politikasının artık işleme şansının olmadığının altını çiziyorlar.
Tüketicilerin harcama yapma konusunda ürkütüldüğünü, küçük ve orta ölçekli işletmelerin ise bankalardan kredi alamadığı için küçülme yoluna gittiklerini belirten ekonomi uzmanları bunun piyasalardaki daralmayı daha da derinleştirdiğini ifade ederek, özel sektör yatırımlarına bel bağlamak yerine hükümetin başta inşaat olmak üzere üretimi canlandıracak büyük yatırımlara girişmesi gerektiğini dile getiriyorlar.
Maliye Bakanı Osborne, 2010 yılında yeni hükümetin kamu borçlarını azaltmaya odaklı mali programını açıklarken İşçi Partisi’nin yıllarca kamu sektörüne ve alt kesimlere ‘bol kepçeden’ kaynak aktardığı dönemlerin sona erdiğini ilan ederek, tasarruf politikalarıyla ülkenin krizden çıkacağını müjdeliyordu. Eğitimden sağlığa, sosyal yardımlardan yaşlıların bakımına her alanda hızla kesinti yapan hükümetin acı reçetesinin bir süre sonra meyvelerini vereceği ileri sürülüyordu. Oysa geçen iki yılda kesintiler sonucu alt ve orta sınıfların cebinde harcayacak para kalmadı. İşsizlik had safhaya ulaştı. Ekonomik büyüme için ise birilerinin harcama yapması gerekiyor. Şu sıralar B planına geçme konusunda yoğun baskı altında olan Osborne’nın koltuğundan olabileceği konuşuluyor. Koalisyonun küçük ortağı Liberaller ise hükümette önemli konulardaki etkisiz konumlarından rahatsızlıklarını sesli şekilde dile getirmeye başladılar. Olimpiyatlar sonrası Britanya iç siyasetini daha hareketli günler bekliyor.