Enflasyona rağmen strateji değişmiyor

Dünya Haberleri —

29 Ekim 2021 Cuma - 16:11

  • Euro bölgesinde aylık enflasyon oranlarını giderek yükselmesine rağmen Avrupa Merkez Bankası (ECB) para politikasını değiştirmedi. Diğer merkez bankaları, yeniden dizginleri sıkı tutsa da ECB milyarlarca değerinde tahvil almaya devam edecek, üstelik faiz oranlarını da dipte tutarak.

 

Avrupa Merkez Bankası (ECB), kıta çapında artan enflasyon ve yükselen tüketici fiyatlarına rağmen birçok ülke ekonomisinin Kovid-19 salgının etkisinden kurtulmaya başladığı bugünlerde verdiği trilyonlarca euroluk desteği kesmeme kararı aldı.

Euro bölgesi, yükselen fiyatlar altında inliyor. Almanya’da Ekim ayı enflasyonu, 28 yıl sonra yüzde 4.5’e yükseldi. İspanya’da enflasyon, 30 yıldan daha yüksek. Almanya’da enflasyonun 4,6 olduğu 1993’te, faiz oranı da yüzde 6.5’ti. Bu durum, Avrupa Merkez Bankası’nın para politikasında U dönüşü yapmasını sağlamadı. Kilit faiz oranı yüzde 0 ile rekor düşük seviyede tutulacak. Avrupa’daki tüketicilerin hızla yükselen fiyatlarla ilgili endişelerinin arttığı bir dönemde ECB Başkanı Christine Lagarde, ECB Yönetim Konseyi Toplantısı'nın ardından Almanya'nın Frankfurt şehrinde basın toplantısı düzenledi. Avrupa Komisyonu’nun anketi, enflasyon endişesinin 1993’ten beri bu kadar yüksek olmadığını ortaya koydu. Tüketici Araştırmaları’nın anketinde göre de giderek artan sayıda vatandaş, daha yüksek fiyatlar beklentisiyle şimdiden ihtiyaçlarını satın almaya çalışıyor. Yükselen fiyatlara karşı nasıl bir reaksiyon gösterecekleri merak konusu olan Merkez Bankası Başkanı Lagarde, “Biz enflasyon, enflasyon, enflasyon hakkında konuştuk” diyerek, enflasyonun beklentilerinin üstünde yüksek olduğunu kabul etti, ancak Merkez Bankası’nın kararındaki kararlılığı da vurguladı.

Enflasyonun tırmanışa geçtiğini ve bunun enerji fiyatlarındaki artış, ekonomik toparlanma ile birlikte talebin artması ve tedarik sıkıntılarından kaynaklandığını belirten Lagarde, "Yüksek enerji fiyatları, önümüzdeki aylarda satın alma gücünü azaltabilir. Enflasyon, öncelikle enerji fiyatlarındaki artış ile talepteki toparlanmanın arzı geçmesi nedeniyle yükseliyor. Enflasyonun yakın vadede daha da yükseleceğini ancak önümüzdeki yıl içinde düşüşe geçeceğini öngörüyoruz" dedi.

Ekonomilerin Kovid-19'un etkilerinden kurtulmaya başladığını ifade eden Lagarde, malzeme, ekipman ve iş gücü kıtlığının bazı sektörlerde üretimi engellediğini, teslimat sürelerinin önemli ölçüde uzadığını, nakliye maliyetleri ile enerji fiyatlarının da artış gösterdiğini anımsattı. Lagarde, bu gelişmelerin geleceğe yönelik ekonomik görünümü bulanıklaştırdığını ifade etti.

Enflasyondaki artışın büyük ölçüde petrol, gaz ve elektrik gibi enerji fiyatlarındaki yükseliş, ekonominin açılmasıyla artan talebin arzı geride bırakması ve tedarik sıkıntısından kaynaklandığına işaret eden Lagarde, söz konusu etkenlerin 2022'de hafiflemesini beklediklerini kaydetti.

Lagarde, yakın dönemde arz dar boğazları ve artan enerji fiyatlarının toparlanmanın hızı ve enflasyon görünümüne ilişkin risk oluşturduğuna dikkat çekerek, "Arz kıtlığı ve yüksek enerji fiyatları daha uzun sürerse bunlar (ekonomik) toparlanmayı yavaşlatabilir" dedi.

Tasarruf bir seçenek değil: Enflasyon, 2021'de sanayileşmiş dünyaya geri döndü.

Karikatür: Handelsblatt

ECB, piyasa beklentileri doğrultusunda, faiz oranları ve Pandemi Acil Varlık Alım Programı'nın (PEPP) toplam büyüklüğünde değişikliğe gitmezken, tahvil alımlarının yılın ikinci ve üçüncü çeyreklerine göre daha düşük hızda olabileceğini duyurdu. ECB Yönetim Konseyi, politika faizini sıfır, mevduat faizini yüzde eksi 0,50 ve marjinal fonlama faizini ise yüzde 0,25'te sabit bıraktı.

Salgın nedeniyle teşvik amaçlı 1,85 trilyon euroluk Pandemi Acil Varlık Alım Programı'nı devreye sokan ECB programın önceden belirlendiği üzere Mart’a kadar devam edeceğini açıkladı. Mart’tan sonraki uygulamalara ilişkin kararın Aralık ayındaki toplantıda görüşülmesi bekleniyor.

Piyasanın tepkisi olumlu

Euro, mali piyasalarda Lagarde’nin açıklamalarına olumlu tepki verdi. Euro/dolar paritesi 1,1681’e yükseldi. Tahvil piyasalarında faiz oranları önemli ölçüde tırmandı.

ECB, Fed'den daha temkinli

Hamburger Berenberg Bankası’nın baş ekonomisti Holger Schmieding, ECB'nin PEPP’i Ocak’ta tekrar azaltmasını ve Nisan’ın başından itibaren birkaç kısa adımda sona ermesine izin vermesini bekliyor. Schmieding’e göre; aynı zamanda normal alım programını artırmalı ve hem aylık alım miktarı hem de satın alınacak menkul kıymetlerin dağılımı açısından şimdiye kadar olduğundan biraz daha esnek hale getirmeli.

Bu, ECB’nin bu yıl tahvil alımlarını azaltmayı planlayan ABD Merkez Bankası'ndan daha temkinli olduğu anlamına geliyor. Hatta Kanada Merkez Bankası, Çarşamba günü tahvil alımlarını şimdi durduracağını ve gelecek yıl için önemli bir faiz artırımı düşüneceğini duyurdu. Öte yandan Japonya Merkez Bankası Perşembe günü genişlemeci kalacağını belirtti.

Enflasyon geçici mi

ECB Başkanı Christine Lagarde, üzerine çok düşündüklerini ve enflasyonun geçici bir fenomen olduğuna karar verdiklerini söyledi. Yüzde 2 olan orta vadeli enflasyon hedefini sürdürüyor. Euro bölgesindeki enflasyon oranlarının bu yıl yükselmeye devam edeceğini, ancak gelecek yıl tekrar düşeceğini tahmin ediyor. Eylül’de Euro bölgesinde enflasyon oranı yüzde 3,4 ile 13 yılın en yüksek seviyesini gördü. Almanya'da bu oran yüzde 5'e yaklaşıyor. Federal Anayasa Mahkemesi önünde bekleyen şikayetçiler de artan enflasyon oranlarını fırsat bilerek, tekrar başvurabilir. Şimdi özellikle şuna dikkat çekiyorlar; PEPP'nin iddia edilen hedefi - yüzde 2'lik bir enflasyon oranına ulaşmak - ile Almanya'da meydana gelen neredeyse yüzde 5'lik enflasyon oranı arasındaki bariz çelişki. Fransız profesör Eric Dor gibi, şu anda ECB’nin elinde bulunan Avrupa devlet tahvillerinin yüksek oranlarını vurguluyor. Dor, ECB ve diğer merkez bankalarının şu anda Alman devlet tahvillerinin yaklaşık yüzde 39'unu elinde bulundurmasını eleştiriyor.

Diğer faktörlerin geçici enflasyonun kalıcı hale gelmesine yol açıp açmayacağı belirsiz. Örneğin, sendikalar bir enflasyon ayarlaması talep ederse ve uygulayabilirse bir ücret-fiyat sarmalı düşünülebilir. Küreselleşmenin belirli bir şekilde tersine çevrilmesi, kalıcı olarak daha yüksek enflasyona da yol açabilir. Son olarak, iklim politikası enerjiyi daha pahalı hale getirebilir ve bu nedenle muhtemelen bir bütün olarak fiyat seviyesinde bir artışa yol açabilir.

Weidmann'ın halefi kim?

Bu toplantıya katılan ve Aralık’takine de katılacak olan Almanya Merkez Bankası (Bundesbank) Başkanı Jens Weidmann, yıl sonunda ayrılacağını açıklamıştı. Bu değişikliğin ECB'nin gelecekteki güç yapısını nasıl etkileyeceği merak konusu. Yatırımcılar, bu gelişmeyi, endişe verici bularak eleştiriyor. Yeni kurulacak koalisyon hükümetinin, halefi olarak kimi önereceği hala belli değil. ECB Yönetim Kurulu Üyesi Isabel Schnabel, Maliye Bakanı Jörg Kukies veya ekonomist Marcel Fratzscher’in isimleri geçiyor. Her üç aday da kesinlikle Weidmann'ın Konsey’deki rolünü sürdürmeyecek. Berenberg baş ekonomisti Holger Schmieding, her halükarda Weidmann'ın tahvil alımlarının geleceği hakkındaki tartışmalarda artık özellikle "canlı" olmaya çalışabileceğini belirterek, özellikle standart tahvil satın alma programı APP'nin reformu için işaret etti. Araştırma enstitüsü ZEW’in ekonomistlerinden Friedrich Heinemann ise kapsamlı tahvil alımlarının destekçilerinin, yani ECB Yönetim Konseyi'ndeki “güvercinlerin” artık bir süre oynayabileceğine inanıyor. Aniden, gelecek yıl için tüm detayları belirlemek için bu kadar acele etmeyebileceklerini kaydeden Heinemann’a göre; bazı Konsey üyeleri, bir sonraki Bundesbank başkanıyla yapılacak tartışmaların daha kolay olacağı konusunda spekülasyon yapabilir.  O zaman Almanya'dan, örneğin tahvil alımları için üst limitlerin gevşetilmesine karşı daha az direnç beklenebilir. 

 

ECB neden iyimser?

Avrupa Merkezi Bankası, beklentilerine dair tutumunu özellikle üç temel argümana dayandırıyor ve bu üç etkenin önümüzdeki yıl bitmesini hesaplıyor:

* Tüketiciler ve iş dünyası için can yakıcı oranda yükselen, ancak dışsal bir fiyat şoku olan enerji fiyatları, bir merkez bankasının yön değiştirmesine neden olmaz

* Salgının neden olduğu özgün etkiler ve sonuçları. Mal ve hizmetler darboğazda. Lagarde, nakliyat sorunu ve iş gücündeki sıkıntıya işaret etti ve buna da para politikasının çözüm üretemeyeceğini savundu.

* Almanya’da ÖTV indiriminin uzun sürenin ardından bitmesinin özgün etkisinin, enflasyonu tam etkilemesi.

HABER MERKEZİ

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2022 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.