Beyrut’un güneyi izole ediliyor

Dünya Haberleri —

Beyrut/foto:Baderkhan AHMAD

Beyrut/foto:Baderkhan AHMAD

Gazeteci Baderkhan Ahmad, İsrail-Hizbullah arasındaki savaşın neden olduğu yıkımı ve göçmen krizini gazetemize anlattı:

  • Gazeteci Baderkhan Ahmad: “Büyük bir göç krizi yaşanıyor. Halk, Beyrut’un güneyinden kuzeyine ve Dahiye’nin güneyinden Beyrut’un diğer mahallerine geçiyor. Dahiye’de birçok mahalle enkaz yığınına dönüşmüş ve altyapı büyük bir hasar almış durumda. Siviller evlerini boşaltıyor.”
  • “Hristiyanların yoğun olarak yaşadığı Beyrut’un kuzey kesiminde durum daha sakin. Yıllardır savaş ve çatışma koşullarında yaşayan halk, ekonomik sorunların yanı sıra güvenlik ve psikolojik sorunlarla da mücadele ediyor. Ayrıca savaşın Suriye’ye yayılma durumu söz konusu.”

FELEKXAN SERHAT

“Beyrut’un Dahiye banliyösüne gittiğinizde üst üste yıkılmış binalar karşılıyor sizi. Enkaz altında kalan mahalleler, saldırı korkusundan dolayı evlerini boşaltan siviller ve yüzlerdeki umutsuzluğu görüyorsunuz…” diyor gazeteci Baderkhan Ahmad. İsrail-Hizbullah arasında bir aydır devam eden savaşın, yıllardır ekonomik kriz, istikrarsızlık ve güvenlik sorunlarıyla mücadele eden halkı belirsizliğe sürüklediğine işaret ediyor.

1975-1990 yılları arasında süren iç savaşta, 200 bine yakın kişinin yaşamını yitirmesine, bir milyondan fazla kişinin yerinden edilmesine ve 2000’li yıllardan bu yana sürekli bir iç-dış kriz sarmalına tanıklık eden Beyrut, şimdilerde ise ABD-İsrail ve İran savaşının doğrudan etkilerini yaşıyor.

Lübnan Hizbullahı’nın İran’ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney’in öldürülmesine karşılık 2 Mart’ta İsrail’e roket saldırısı düzenlemesi ve “Direniş Ekseni”nin bir kolu olarak savaşa dahil olmasıyla, Lübnan halkı bir kez daha zorlu bir süreçle karşı karşıya kaldı.

Litani Nehri'ni işgal planı

İsrail, Beyrut’un güney kesimlerinde Hizbullah’a ait tüm hedefleri havadan bombalıyor, Litani Nehri’nin yaklaşık 18 mil güneyine ise karadan saldırı düzenliyor. Tel Aviv, geçtiğimiz hafta İsrail-Lübnan sınırının yaklaşık 30 kilometre kuzeyinde Akdeniz’e dökülen Litani Nehri'ne kadar uzanan bölgeyi işgal edeceğini ilan etmişti. Bu da Lübnan topraklarının yaklaşık yüzde 10'una denk geliyor.

13 Mart’tan bu yana nehir yakınlarındaki beş köprüyü ve sınıra yakın köylerdeki evleri yıkan İsrail, bu bölgedeki altyapıların Hizbullah tarafından kullanıldığını belirterek, evleri "terörist karakolu" olarak tanımlıyor. Böylece ülkenin güneyini kuzeyden izole etmeye ve daha önce ilan ettiği gibi güneyde “tampon bölge” oluşturmaya çalışıyor. Savunma Bakanı Israel Katz'ın, “Operasyonun sonunda, İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF) Lübnan içinde tanksavar füzelerine karşı bir savunma hattı üzerinde bir güvenlik bölgesinde konuşlanacak ve Litani'ye kadar olan tüm bölge üzerinde güvenlik kontrolünü sürdürecek” açıklaması, İsrail’in Güney Lübnan’ı 1982’den 2000 yılına kadar işgal ettiği dönemi hatırlatıyor.  Lübnan Savunma Bakanı Michel Menassa, Katz'ın sözlerinin "artık sadece tehdit olmadığını, Lübnan topraklarında yeni bir işgali dayatma, yüz binlerce vatandaşı zorla yerinden etme, Güney'deki köy ve kasabaları sistematik olarak yok etme niyetini açıkça yansıttığını" söyledi.

foto:AFP

1,2 milyon kişi yerinden edildi

Hizbullah-İsrail arasında bir ayını dolduran savaşta, şu ana kadar 125'i çocuk ve 52'si sağlık çalışanı olmak üzere bin 268 kişi yaşamını yitirirken; 1,2 milyondan fazla kişi yerinden edildi. Suriye’de 2011 yılında savaşın başlamasıyla bir milyona yakın Suriyeli mülteci de Lübnan’a göç etmişti. Mevcut savaşla birlikte, ülke içinde ve dışında yerinden edilmeler yoğun bir göçmen krizinin patlak vermesine neden oluyor.

Dahiye artık enkaz yığını

Beyrut’ta savaşın neden olduğu yıkımı ve göçmen krizini izleyerek gözlemlerini Yeni Özgür Politika’yla paylaşan gazeteci Baderkhan Ahmad, ülke içinde yerinden edilen kişilerin daha çok güneyden kuzeye ve Dahiye’nin güneyinden Beyrut’un diğer mahallerine geçtiğini belirtiyor.

Savaşın hem Beyrut hem de ülke genelinde halkın yaşamını doğrudan tehdit ettiğini ifade den Ahmad, özellikle Dahiye’de büyük bir yıkım olduğunu söylüyor: “Birçok mahalle enkaz yığınına dönüşmüş ve altyapı büyük bir hasar almış durumda. Halk elektrik kesintisiyle karşı karşıya ve çok sayıda sivil bombardıman korkusundan dolayı evlerini boşaltıyor. Ve hiçbiri evlerinden ve bölgelerinden çıkıp, göçmen durumuna düşmek istemiyor. Alt yapıda meydana gelen hasar göçmenlerin geleceğini de riske atıyor. Çünkü mevcut yıkım, halkın bir gün topraklarına geri dönüş imkânını da ellerinden alıyor.” Ahmad, ayrıca Hristiyanların yoğun olarak yaşadığı Beyrut’un kuzey kesiminde (Doğu Beyrut) durumun daha sakin olduğunu ekliyor.

 

foto: Baderkhan Ahmad

Ekonomik, güvenlik ve psikolojik yıkım

İsrail’in Hizbullah’a ait karargâhları, lojistik depoları, mali kurumları, otelleri ve binaları bombaladığını belirtiyor. Ancak elektrik ve ekonomik altyapının da çoğu zaman hedef alındığı saldırılar, 2019’dan bu yana ekonomik çöküş yaşayan halkın yükünü ikiye katlıyor. Ahmad, yıllardır savaş ve çatışma koşullarında yaşayan halkın, ekonomik sorunların yanı sıra güvenlik ve psikolojik sorunlarla da mücadele ettiğini söylüyor. 

Savaş, Suriye’ye sıçrayabilir

Ahmad, savaşın yayılma ihtimali ve “tampon bölge” oluşturulması planının ülkeyi ciddi şekilde etkileyeceğine işaret ederek, “Bu savaş, 1978’den bu yana belli aralıklarda patlak veren veya sadece İsrail-Hizbullah savaşı değil. İran ve ABD’nin de dâhil olduğu çok aktörlü ve çok yönlü bir savaş. Dolayısıyla savaşın yayılma ve uzama ihtimali oldukça yüksek. Öte yandan, Lübnan’ın Irak, Suriye ve İsrail’le sınırı göz önünde bulundurulduğunda, savaşın özellikle Suriye’ye yayılma durumu söz konusu. Bu da zaten 14 yıldır kaos halinde olan, ekonomik ve güvenlik krizi yaşayan Suriye halkının koşullarını daha da kötüleştirecek” diyor.

 

* * *

foto:AFP

1978’den bugüne İsrail-Lübnan savaşı

İsrail-Lübnan gerilimi, her ne kadar 2006 yılında Hizbullah’la yaşanan çatışmalarla hafızalarda yer edinse de, düşmanlık ve kriz oldukça eski. 14 Mart 1978’de İsrail, Lübnan merkezli Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) savaşçılarını sınırdan uzaklaştırmak için saldırı başlattı. Bu, FKÖ'nün kuzey İsrail'de en az 30 sivili öldüren denizden düzenlediği saldırının ardından gerçekleşti. FKÖ, 1970'te Ürdün'den çıkarılmasının ardından tamamen Lübnan'a yerleşmişti. İsrail kuzeyde Litani Nehri'ne kadar ilerledi ancak İsrail'in ilerleyişi öncesinde geri çekilen FKÖ güçleriyle çatışmaya giremedi.

FKÖ iki hafta sonra ateşkes ilan etti ve İsrailliler yıl içinde geri çekildi ancak sınır bölgelerini kontrol etmek üzere Güney Lübnan Ordusu adlı Hristiyan bir vekil milis gücünü destekledi. “Litani Operasyonu” Haziran'da sona erdi. Yeni kurulan Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Görev Gücü (Unifil) barış güçleri, BM Güvenlik Konseyi kararları uyarınca iki ülke arasındaki fiili sınır (Mavi Hat) boyunca konuşlandırıldı.

“Litani Operasyonu”, FKÖ-İsrail arasındaki sınır çatışmalarını sona erdirmedi. 3 Haziran 1982'de Londra'da bir Filistin örgütü tarafından İsrail büyükelçisinin vurulup yaralanmasının ardından Savunma Bakanı Ariel Şaron yönetimindeki İsrail ordusu, 6 Haziran’da kapsamlı bir saldırı başlattı. İsrail, birkaç gün içinde başkentin eteklerine kadar ulaştı.  İki aydan uzun süren kuşatmanın ardından binlerce Filistinli savaşçı deniz yoluyla tahliye edildi. İsrail birlikleri ertesi yıl Lübnan'ın merkezinden çekildi ve 1985'te sınırdan yaklaşık 19 kilometre içeride bir "güvenlik bölgesi"ne çekildi ve burada 18 yıl kaldı.

7 Gün Savaşı

25 Temmuz 1993’ten itibaren bir hafta boyunca onlarca Hizbullah hedefi bombardımana tutuldu. İsrail bunun, Lübnan'daki İsrail mevzilerine ve kuzey İsrail'e yönelik roket saldırılarına yanıt olduğunu ve saldırının "Hizbullah'ın güney Lübnan'ı terör üssüne dönüştürmesini engellemeyi" amaçladığını söyledi. Hizbullah, roketlerinin önceki İsrail helikopter saldırılarına karşılık olarak ateşlendiğini iddia etti. BM'ye göre 130 sivil öldü, 300 bin kişi yerinden edildi.

Gazap Üzümleri Operasyonu

İsrail Ordusu'nun 1996 yılında gerçekleştirdiği Lübnan'daki yeni saldırısı, benzer bir model izledi ancak daha uzun sürdü. Nisan'da İsrail'e roketler fırlatıldıktan sonra çatışma çıktı ve İsrail binlerce top mermisiyle karşılık verdi. İsrail, Lübnan'daki Şii köylerini hedef alarak “sivilleri Beyrut'a doğru hareket ettirmeyi ve böylece Suriye ile Lübnan hükümetlerine Hizbullah'a karşı somut mücadele baskısı uygulamayı” amaçladığını söyledi. 27 Nisan'da imzalanan ateşkesle çatışma sona erdi.

2006 Lübnan Savaşı

Hizbullah'ın 12 Temmuz'da iki İsrail askerini kaçırmasının ardından İsrail güçleri bir aydan uzun süre güney Lübnan ve Beyrut'a hava, kara ve deniz saldırıları düzenledi. Saldırılar hem Hizbullah hedeflerini hem de Beyrut Uluslararası Havalimanı dahil sivil altyapıyı vurdu. BM aracılığındaki ateşkes 14 Ağustos'ta yürürlüğe girdi. BM kararına göre, Litani Nehri'nin güneyinde yalnızca BM barış güçleri ve Lübnan Ordusu bulunacaktı, ancak bu hiçbir zaman uygulanmadı.

2023 Hamas saldırısı

Hizbullah, müttefiki Hamas'ın 7 Ekim'de İsrail'in güneyine düzenlediği saldırının ertesi günü, Gazze'deki Filistinlilere destek için İsrail mevzilerine roket fırlattı. 9 Ekim'de kuzey İsrail'i de hedef almaya başladı. Saldırılar, 17 Eylül 2024'e kadar sürdü. O gün çatışma, İsrail’in Hizbullah’ın çağrı cihazlarını patlatmasıyla tırmandı. Bir gün sonra örgütün telsizleri de patladı. Bir hafta sonra “Kuzey Okları Operasyonu” başladı; İsrail, Hizbullah'a karşı yoğun bir hava saldırısı ve Ekim'de kara işgali başlattı. Hizbullah'ı 32 yıl boyunca yöneten Hasan Nasrallah, Eylül 2024'te bir hava saldırısında öldürüldü.

ABD ve Fransa aracılığında yapılan ateşkes kapsamında Hizbullah, İsrail sınırından yaklaşık 30 kilometre uzaklıktaki Litani Nehri'nin güneyinde silahlı varlığını sona erdirmeyi kabul etti. İsrail de bölgeden kuvvetlerini çekme sözü verdi. Ancak taraflar birbirini sürekli ateşkesi ihlal etmekle suçladı.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.