
Boynunu, ellerini ve bacaklarını oynatamayan Biçkici ağzıyla tuttuğu kalem ve fırçasıyla resimler yaparak 20 civarında resim sergisi açtı. Hayatı tekerlekli sandalyeye mahkum olan Biçkici, bir çok insanın yapamadığı şeyleri yaptı. 1980’li yıllarda geçirdiği trafik kazası sonrası bedeninde kullanamadığı uzuvlarına rağmen mahkum olduğu tekerlekli sandalyesi üzerinden ağzıyla fırça kullanmayı öğrenerek, bine yakın suluboya resimleri yaptı. Hastanede ve bakım evinde yalnızlığını resim yaparak paylaştı.
Sanata ilgisizlik
Biçkici, “ilk önce çok büyük bir istekle resimlerimi yapmaya başladım, ama uzun bir zamandan sonra bu emeğe saygı ve değer verilmediğini gördüğüm için bıraktım. Yaptığın o resmin değeri 10 ise buna 2 veriliyorsa bu emeğe verilen en büyük saygısızlıktır. Yaptığım resimler insanların ilgisini çok çekiyordu. Ancak bir resme çerçeveli 150 € vermek zorlarına gidiyordu. Bir Alman yaptığım resmin fiyatını sordu. Ben 150 € olduğunu söyledim. Dönüp bana ‘150 € versem, birkaç gün veya bir kaç ay sonra çöpe atacağım’ diyen kişilerle karşılaştım ve emeğe verilen bu değerden dolayı üzülüyordum. Bu durumları yaşadığım için resim yapmayı bıraktım. Değişik konularda resimler yaptım, 20’ye yakın sergi açtım“ diyerek emeğe olan ilgisizliğin kendisinde yarattığı kırgınlığı belirtti.
Engelliler için çalışmalar
Biçkici Almanya’ya geldiği ilk günlerde yaptığı kaza sonrasındaki yaşamına değinerek “Bu duruma gelebilmek için çok büyük zorluklar atlattım. Kaza yaptığım zaman Almanya’da çok yeniydim, dil bilmiyordum kendimi ifade edemiyordum, henüz 18 yaşında bir gençtim, 18’ci yaş günümü hastanede kutlayarak geçirdim. Kaza sonrası vücudumda hiçbir şey hissetmiyordum. 5 ay hastanede kaldım, fizik zaten gitti onun yanı sıra, ruhen büyük acılar çektim. Düşünün, ömür boyu felç kalacak ve bakıma muhtaç yaşayacaksınız? Buna alışmam çok zor oldu. Kimseyle diyaloğa geçemiyordum, dünyama küsmüş bir şekilde yaşıyordum. Daha sonra psikolojik tedavi gördüm ve yavaş yavaş hayatın içine girmeye çalıştım. Benim gibi tekerlekli sandalye de yaşayan başka kişileri görmem bana tekrar güç verdi’’ diyerek o talihsiz günden sonra kendisini engelliler için oluşturulan çalışmalara yoğunlaştırdı.
Engelliler için ne yapabilirim?
1991’den 1998 yılına kadar Hamburg’ta Engellilerin İzolasyonuna Karşı Derneği’ni kurdu. Dernek çatısı altında çeşitli etkinlik ve konserler düzenledi. Toplanan paraları Türkiye’deki engelli insanlara gönderiyordu. Tüm bunları yaparken Almanlardan daha çok ilgi gördü, daha sonra Almanlar, ‘’Neden sadece Türkiye’deki engellilere yardım gönderiyorsun? diye tepki gösterdiler. Türkiye’deki engellilere yardım gönderme gerekçemi ise, Almanya’da imkanların fazla olduğu, Türkiye’deki engellilerin ise daha çok mağdur olduklarını belirterek anlatıyordum. Ancak bu isteksizlikten sonra derneği kapatım“ diyen Biçkici bedensel olarak hareket edemese de, o her daim engelliler için daha ne yapabilirim, diyerek fikirler üretmekte.
2005 yılında ‘El Ele Derneği’nin kuruluşunda yer aldı. Engelliler üzerinde haksız kazanç sağlandığını gözlemleyerek bu durumu kabullenemeyince oradan ayrıldı.
Savaşsız dünyada kardeşçe yaşam
2011 yılında kurulan Engelsiz Diyalog Kültür ve Sanat Derneği Başkanı olan Biçkici Bingöl depremi, Marmara depremi için de yardımlarda bulunduğunu ifade ederek ‘’dernek bünyesinde yapılan etkinlik ve organizasyonlarda elde edilen gelirin gerek Almanya’da ve gerekse Türkiye’de engellilerle dayanışma amaçlı kullanmaktayız“ dedi. Daha sonra Rojava ve Kobanê’deki savaşa değinen Biçici “Kendim birey olarak Kobanê’ye maddi yardımda bulundum’’ dedi. Biçkici şu anki hayalini ise, Antep’teki Engelli Basketbol takımını Almanya’ya getirtip Alman Engelli takımıyla dostluk maçı yaptırmak olduğunu söyledi.
Biçkici “Savaşsız bir dünya içerisinde dini, dili ne olursa olsun kardeşçe bir yaşam’’ dileğiyle sözlerine son verirken engelliler için de şunları söyledi:’’Her ne kadar engelli olursan ol, kendini düşünme senden daha kötüleri de var ve insanlar birbirlerine her zaman yardımcı olmalı.“
ÖZCAN BOZOÐLU/STUTTGART