Göç Edenler Sosyal Yardımlaşma ve Kültür Derneği’nin (Göç-Der) Amed’de düzenlediği “Zorunlu Göçü Yeniden Düşünmek” başlıklı çalıştay başladı. Dies Otel’de iki gün boyunca devam eden çalıştayda, 7 ayı aşkın süredir yasaklı olup, girilemeyen Sûr başta olmak üzere devlet güçlerinin soykırım saldırılarına giriştiği merkezlerde yaşanan göç ele alındı. 

Açılış konuşmanın ardından “Mahalle muhtarlarının aktarımlarıyla güncel durum” başlığıyla yapılan ilk oturumda Sûr’un yasaklı olan Cemal Yılmaz Mahallesi Muhtarı Koçero Topdemir ve İskender Paşa Mahallesi Muhtarı Ali Ürün konuştu.

Koçero Topdemir, Sûr halkının, bütünleştiği kentin kültürel kimliğinden koparılmak istenmesine, göç ettirilmesine karşı direneceğini söyledi. muhtar Topdemir, “Sûr’da yasak kaldırılırsa halk yıkılan evlerinin arazisinde çadır açıp yaşamaya razı. Sûr’la doğduk, büyüdük, orada yaşamak istiyoruz” dedi. 

Ali Ürün ise tapu senedi olan yurttaşların evlerinin Milli Emlak’a devredileceğini, “Günlük 20 TL ile geçinen aile TOKİ’de nasıl yaşayacak. İnsanlar çok mağdur olacak” sözleriyle tepki gösterdi.


Hep birlikte mücadele

Çalıştayın “Kamulaştırma sonrası kentlerin durumu ve yasal süreçler” başlıklı ikinci oturumunda konuşan Avukat Muzaffer Özdemir, son dönemde Cizîr, Sûr ve Silopiya diğer bazı merkezlere dair alınan kamulaştırma kararı ve nüfus hareketlerinin Şark Islahat Planı’nın devamı olduğunu ifade etti. Kamulaştırma kararlarının hukuki bir dayanağı olmadığının altını çizen Özdemir, Sûr’daki kamulaştırma kararına karşı bugüne kadar 700 ile 800 arasında itiraz davası açıldığını paylaştı. Av. Özdemir, MGK’nin üzerinde bir yerde alındığını dile getirdiği kamulaştırma kararlarına karşı halkın küçük tazminatlarla kandırılmasına izin verilmeden hep birlikte mücadele edilmesi gerektiğini söyledi.

Avukat Yunus Muratakan ise Kürtlere karşı düşman ceza hukuku uygulandığını altını çizdi.

Amed Barosu Yönetim Kurulu Üyesi Abdullah Çağer, Sûr’da mağdur olan yurttaşlara ücretsiz hukuki yardımda bulunmaya devam edeceklerini söyledi. 


 AMED






Nisêbîn’e kavuşacağız


Mêrdîn’in Nisêbîn ilçesinden göçertilmeleri sonucu gittikleri Mêrdîn, Qoser, Midyad, Artuklu ve Kerboran’da yaşam mücadelesi veren binlerce yurttaşın tek isteği, geri dönmek.

Mêrdin’e göç edenlerden Şaize Beydili, birçok Nisêbînli aile gibi geri dönmek için gün sayıyor. Beydili, Yenişehir (Elîka) Mahallesi’ndeki evlerinin üst katının yıkıldığını belirtiyor. AKP’nin Kürtleri göçertme politikasının işe yaramayacağını, tüm zorluklara rağmen kendi yurtları olan Nisêbîn’e geri dönecekleri kaydeden Beydili, ne kendisinin ne de çocuklarının yaşatılan zulmü asla unutmayacağını vurguluyor. 

Yurttaşlardan Ömer Zirek (43) de Nisêbîn’i hiçbir zaman terk etmek istemediklerini, fakat devlet güçlerinin rastgele şehri bombalamasından kaynaklı kentten çıkmak zorunda kaldıklarını söylüyor. Zirek, “Evimiz yıkılsa da, mallarımız talan edilse de, biz kendi memleketimize geri dönmek istiyoruz” diyor.


Kürt varsa karakol olsun


Kürdistan’da bulunan okul ve devlet kurumlarını karakola çeviren devlet, İzmir’de de Kürtlerin yoğun yaşadığı mahallelerdeki okul ve hastaneleri karakola çevirdi. Karabağlar Mahallesi’nde bulunan İzmir 16 No’lu Acil Sağlık Merkezi ve 1 Nolu Aile Sağlık Merkezi polisler tarafından karakol olarak kullanılmaya başlandı. Gündüzleri sağlık merkezi olarak kullanılan hastane öğleden sonra polis noktası olarak kullanılıyor. Öğleden sonra TOMA, Akrep ve polis araçlarıyla işgal ediliyor. Karabağlar’ın Peker son durağı, oyun parkı ve Tulumba son durağının bulunduğu alan da akşamları polis noktası haline getiriliyor. Polisler, polis noktasına çevirdikleri alanlarda gençlere Genel Bilgi Taraması (GBT) ve yakın mesafe takip ile psikolojik baskı altına alıyor.