
25 Temmuz 1913’de imzalanan kahredici Mondros Mütarekesine rağmen, Musul Osmanlı ordusunun elindeyken, takip eden zaman içinde, Lozan dayatması sonucu, İngilizlere 500 bin Pound karşılığında teslim edilmiştir. Anlaşılıyor ki; Perinçek’in Maoculuğu, ulusalcılığı gibi “EnLozancı”lığı da aslında İngilizlerin işine yaramış, yarıyor. Türkiye’nin barışı ve demokratikleştirilmesi meselesinde basireti bağlanmış. Bu durum genel başkan olduğu halde kendisi olamayan, Kılıçdaroğlu içinde geçerlidir. Eline geçen tarihi firsatla -biraz cesur olup- CHP sosyal şovenizmini gerileterek, Türkiye’nin demokratikleştirilmesi mümkün ve doğruyken, Baykal ve ekibinin gölgesinde kalmıştır. Cumhurbaşknalığı seçimlerinde HDP ve Türkiye’nin tüm demokratik güçleriyle güçlü, birleşik ve ilkeli bir demokrasi mücadelesi yürütmek mümkünken; Fethullahçı-faşistlerle birlikte yol almayı tercih etmiştir.
Toplumsal kesimleri, kutuplaştırmak birbirine düşürmek, düşmanlaştırmak noktasında, Erdoğan’dan zerre kadar geri kalır yanları yoktur. Halkı-halkları bölmek kutuplaştırmak çatıştırmak çok açıktır ki kolonyalistlere hizmet eder, ediyor. “EnLozancı ulusalcı” ırkçı anayasa düzeni ve onun zihniyetinin değişik partileri CHP, MHP, AKP, İP ve türevleri; ırkçı şovenist politikalarla, Türkiye’yi sürekli kolonyalist istismara açık halde tutmaktadırlar. Esas bölünme tehlikesi ve tuzak buradadır. HDP’nin varlığı ve Eşbaşkanı Demirtaş’ın adaylığı bu anlamda, tarihsel önemdedir. Cumhurbaşkanlığı seçimleri, HDP’nin ve Eşbaşkanı Demirtaş’ın şahsında, yürütülen seçim çalışmaları, Türkiye halklarının aydınatılması, demokratik birliği ve bu büyük tuzağın bozulması açısından bir dönüm noktası olacaktır. Gerçek demokrasi için oylarımız, Selahattin Demirtaş’a!
EnSevirciler; Kolonyalist böl-parçala, çatıştır-yönet Sevrci politikalardan medet umma gafilliğinden kurtulamamış işbirlikçi uşak zihniyet; “EnKürtçü”lük adı altında Kürt Özgürlük Mücadelesi ve halkın şanlı direnişine, tarihsel hamlelerine, kazanımlarına dil uzatıyor, düşmanlık yapıyor. Kürt halkı bunlara ‘benim adıma konuş, beni temsil et’ anlamında bir belde yönetimi için dahi oy vermediği halde, bu sünepeler, bu kara yüzlü teneke adamlar; en rezilce yalanları, etrafa akıllı adam pozunda, yaymaktadırlar.
‘Rojava Demokratik Halk Devrimi’ni itibarsızlaştırma utanmazlığının “gerekçelerini”; Beşir Atalay’ın entegre projesine A’dan Z’ye uyan Güney Kürdistan’a uyguladığınızda, ortaya traji-komik bir durum çıkıyor. Güney Kürdistan Yönetimi kadar MİT, Genelkurmay ve AKP Hükümetiyle içli dışlı olan bir yapı daha var mı dır? Buna rağmen Özgürlük Hareketi, Güney için, Genelkurmayın Kürtleri veya Türk devletinin gizli işgalinin milisleri, taşeronları gibi bir üslupla, bunu politika malzemesi yapmaya dahi tenezül etmemektedir. Kaldı ki; kırkmilyonluk Kürt halkının kaderi, bu çağda, bir ailenin -bu aile, çok iyi bir aile de olabilir- eline teslim edilebilir mi? Bu demokratik midir, hak mıdır? “EnSevrci”lerde başka yoldan gidip, sonunda “EnLozancı”lar gibi; vahabi çadırında kılıç dansı yapıp, IŞİD katillerine start veren zalim koloyalistlerin siyasetine hizmetten kurtulamıyorlar. Kolonyalistler nasılda bu ulus devletçi sağcıları, solcuları, dincileri, kürtçüleri 66’ya bağlamış. Ne yapsalar kolonyal çıkarlara hizmet ediyor. Bunların; barış ve demokrasi mücadelesinde basiretleri bağlanmıştır.
“EnLozancı”lar aman 1924’de kolonyalisterin oluşturduğu statüko ve diktatoryal, ırkçı rejimler yıkılmasın, biz işbirlikçi egemenliğimizi sürdürelim derken; “EnSevrci”ler aman kolonyalistler burayı yeniden düzenlesin ve bize de bir uşak hanedanlık versinler, demektedir.
Rojava Devrimi, Demokratik ulus ve HDP projesi; ülkemizde ve bölgede, kolonyalistlerin elinde ki “milliyetçilik ve dincilik-mezhepçilik” silahını etkisizleştirerek, halkları, kültürleri ve mezhepleri, hakça demokratik temelde birleştiriyor. Savaş ve yıkım yerine, barışı ve demokrasiyi var ediyor, Rojava’da olduğu gibi, canları pahasına koruyor. O halde; Ne Sevr ve ne de Lozan! Halkarın demokratik onurlu barışı ve birliği” üçüncü alternatif yeni yaşam umudu; ülkemizde ve bölgede, tüm zorluklara, hilelere ve zulme rağmen; halkların birleşik direnişiyle, Hatice anaların kahraman evlatları, Üçüncü Zaman Dervişleri öncülüğünde çelikleşerek ilerlemeye ve yükselmeye devam ediyor ve edecektir.