Geçtiğimiz günlerde Reqa’yı Özgürleştirme Hamlesinde bir enternasyonalist savaşçı; Fransız asıllı olan Frêdêric Henri Georges Demonchaux (Gabar Légionnaire) daha yaşamını kaybetti. Şehit düşmeden önce de idealleri ve mücadelesi ile tam bir bütünleşmeyi ifaden eden bir vasiyette bulundu. Bu vasiyetinde dile getirmiş olduğu ise; bedeninin “Rojava Kürdistan’ında toprağa verilmesi”ydi.
İspanya’da, Franko faşizmine karşı cumhuriyeti korumak için yürütülen savaşta yer alan birçok enternasyonalist savaşçının bedeni aynı şekilde Frêdêric Henri gibi, kendi yurdu olarak kabul ettikleri İspanya’da toprakla buluşmuştu. Sadece İspanya’da değil Çin’de, Filistin’de ve daha birçok ülke topraklarında enternasyonalist savaşçılar, hiçbir tereddüt de bulunmadan ülkeleri olarak kabul ettikleri o ülke topraklarıyla bedenlerini buluşturmuşlardı. Kemal Pir’in babası da oğlunun naaşını doğduğu köyüne götürürken, “Aslında senin asıl yerin burası” uğruna özgürlüğü için yaşamını adadığı topraklar olduğunu söylemişti.
Şimdi ideallerinin gerçekleşeceği mücadele alanı olarak gördükleri Kürdistan özgürlük ve demokrasi mücadelesi içerisinde yer alan, içlerinde gömüldükleri yerin bilinmediği olanlar bulunsa da, onlarca enternasyonalist savaşçı, bedenini Kürdistan topraklarıyla buluşturmuştu.
Dünyanın neresinde olursa olsun özgürlük ve demokrasi mücadelesinin karakteri ve doğasında olan da bu gerçekliktir. Farklı dillerden, kültürlerden, kimliklerden olan insanlar bu özelliklerden kaynaklı olan farklılıklarına bakmadan, ideallerini, düşüncelerini temsil eden mücadeleler içerisinde yer almışlardır. Özellikle de bu gerçeklik; milliyetçilikte ifadesini bulan, insanların kendi aralarında ırk, renk, kimlik vb. ayrımlara dayanarak birbirine düşman edilmeye çalışıldığı kapitalist modernite koşullarında; devrimci, demokratik, toplumcu değerlerde ısrar edenler tarafından; “dil farkı bilmeyiz, din farkı bilmeyiz, sanki doğduk bir anadan” ve de “yurdumuz bütün cihandır bizim” vb. gibi sözlerle dile getirilmiştir.
Bugün Kürdistan’da ifadesini bulan da bu gerçekliktir. Aslında böyle olması da gerekmektedir. Kürdistan uluslararası bir sömürgedir. Sadece bölgede etkili olmaya çalışan TC, İran, Irak, Suriye vb. devletler tarafından sömürge hatta o düzeyde bile olmayan bir “statüde” tutulmaya çalışılmakla sınırlı kalmamaktadır. Küresel sermaye güçleri de bu sömürgecilik ve egemenlik içerisinde yer almaktadırlar. Buradan hareketle de bunların hepsi bir ortaklık içerisindedirler ve buna dayalı olarak da kendi egemenlik sistemlerini oluşturmaktadırlar. Kendi devlet sınırları içerisinde yer alan toplum üzerinde egemenlik sistemlerini oluştururken de yine buna dayanmaktadırlar.
Onun içindir ki, bu ülkelerde yaşayan devrimci, demokratik ve toplumcu güçler kendilerini, ülkelerinde özgürlük ve demokrasi mücadelesini örgütlemek ve geliştirmekle yükümlü gördükleri gibi, Kürdistan’ın özgürlük ve demokrasi mücadelesi karşısında da sorumlu kabul etmektedirler. Kemal Pir’in dediği gibi, “Kürdistan devriminde, kendi ülkelerinin devrimlerini görmektedirler.”
Bugün Rojava Devrimi’nde de yaşanan bu gerçekliktir. Yüzlerce, binlerce enternasyonalist savaşçı içerisinde yer aldığı enternasyonal taburlarla DAİŞ çetelerine ve onların arkasındaki karanlık güçlere karşı mücadele ederken, aynı zamanda kendi ülkeleri ve halklarının özgürlüğü ve kurtuluşu içinde mücadele etmektedirler. İçlerinde Fransız’ı, İngiliz’i, Alman’ı, İspanyol’u, İtalyan’ı, Arjantin’lisi, Kanada’lısı, Türkiye’lisi vb. birçok kimlik, kültür ve dile sahip olanlar birlikte yer almaktadır. Var olan farklılıkları ise hiçbir şekilde birlikte mücadele etmeleri önünde bir engel oluşturmamaktadır. Aksine çok renkliliği ve tam bir zenginliği temsil etmektedir. Hatta Kürdistan halkını kültürel ve fiziki soykırıma tabi tutmaya çalışanlara inat, kendi aralarında ortak bir dil olarak Kürtçeyi konuşmaktadırlar.
Ve her geçen gün Rojava Kürdistan’ın da enternasyonalist savaşçıların sayısı artmakta, enternasyonal taburlar, DAİŞ çetelerine ve onların arkasında olan karanlık güçlere karşı insanlık değerlerini koruma savaşını daha da yükseltmekte ve Rojava Devrimi’nin enternasyonel karakterini ortaya koymaktadırlar ve büyük bedeller ödeme pahasına da olsa, mücadeledeki ısrar ve kararlılıklarını korumaktadırlar.
Frêdêric Henri de, idealleri uğruna büyük bedeller ödeyenler arasında yerini almıştır. Kürdistan halkı Ronahi(Andre Wolf), Ulaş Adalı(Gökhan Taşyakan), Paramaz Kızılbaş, Ulaş Bayraktaroğlu, Destan Yörük, David Taylor, Kosta Eric, Luke Rutter ve daha onlarcasını olduğu gibi O’nu da bir evladı olarak sahiplenerek ve ölümsüz kahramanları arasına almıştır.