AZİZ OÐUR/HEWLÊR


Dünyanın her yerinden devrime katılmak için Rojava’ya gençlerin akışı devam ediyor. Kimisi DAİŞ vahşeti ile mücadele etme arayışındayken Kürtleri, Kürtlerin mücadelesini, PKK ve Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın fikirlerini tanımış. Yoğun araştırmadan sonra Rojava Devrimi’ne katılmaya karar vermişler. Rojava’ya planladığım ziyaret için yaptığım yolculuğun önemli bir eşiğinde, yolum Rojava Devrimi’ne katılmaya karar veren 4 enternasyonalist genç ile çakıştı. İkisi Amerika Birleşik Devletleri’nden, biri Fransa bir diğeri de İngiltere’den devrime katılmak için yola çıkmış ve aynı yerde buluşmuş. 

Rojava Devrimi’ne katılmanın yolculuğunda Güney Kürdistan’ın egemen partileri PDK ve YNK’nin çıkardığı engeller nedeniyle beklediğimiz noktada uzun sohbet etme imkanı bulduk. Türkiyeli, Kürt ve savaşçı arkadaşlarla sık sık tazelenen çay eşliğinde koyu sohbetlere dalarken 4 enternasyonalistin kendi gündemleri vardı. Ellerinde Kamuran Bedirxan’ın Kürtçe-Fransızca hazırladığı Kürtçe öğrenme kitabı; defterlerini açmış harıl harıl Kürtçe öğreniyorlar. Fransa’dan gelen genç biraz tecrübeli ve gelmeden önce başlamış öğrenmeye. Kitap da onun zaten, beraberinde getirmiş. Kürtçe kelime, cümle ve kavramları Fransızcadan İngilizceye çeviriyior. İngilizce hocası olduğunu sonradan öğrendiğim Amerikalı genç ise kısa sürede kendisine tercüme edileni bilimsel bir dil ile üç arkadaşına öğretiyor. 

Çok zaruri şeyler dışında bizimle Kürtçe iletişim kurmaya çalışıyorlar. Biz sohbet ederken yan masadan, ”Ez şoreşgerim, tu şoreşger î, ew şoreşger in, em hemu şoreşgerin” gibi idman replikleri, ya da biraz önce yedikleri yemeğin listesini yüksek sesle, “tirşik, eee cacik, hıım hımm savar, nan, AV !...” arkasından çevresindeki herkesin alkışladığı başarılı performanslar çıkıyordu. 

Her yöreden Kürdistanlının bulunduğu bir mekanda Kürtçe bir kelime veya kavramı sorduklarında çok değişik cevaplarla karşılaşmaları şaşırtıyordu onları. Uzun süre Kürtçe ile uğraştığımı öğrendiklerinde ise soruların muhatabı artık ben oldum. İlk önce Kürtçe sesleri öğrenmeniz gerekir dememle birlikte fırsatı değerlendiriyorlar. Bir saati aşkın Kürtçe sesler üzerine özellikle sesli harfler ve inceltmeler üzerine küçük bir ders veriyorum. Her kurduğum cümleden sonra, “Baş e heval, spas heval” dönüşlerini sırayla yapıyorlar. Yaşamın her anını Kürtçe öğrenmek için değerlendiren dört enternasyonalistten hikayelerini dinlemek istediğimi söylüyorum. ‘Heval biz daha YPG’li olmadık, YPG’li oluncaya kadar ismimiz ve fotoğrafımızı kullanmasan iyi olur’ şartıyla sohbete başlıyoruz.


Heval Kalaşnikof

Fransa’dan katılmış. Aslen Gineli siyahi bir genç. Kısa boylu ufak tefek biri ama çok çevik bir yapısı olduğu her hareketinden anlaşılıyor, zıpkın gibi bir genç. Bir süredir Fransa’da Kürtlerle ilişkili olmasından kaynaklı en sıcak kanlı, en sosyal ve uyum sağlayanı o görünüyor. Sağ kolunda kalaşnikof resmini dövme olarak yaptırmış ve Rusça, “Partizanız Askeriz” anlamına gelen sözler yazdırmış. İsim vermeyeceksem sana kod isim verelim, diye şakalaşıyorum. Baş e heval, diyor. Ben de Heval Kalaşnikof deyince kolunu kaldırarak dövmesini gösterip ”Ez Heval Kalaşnikof’um” diyor. 

Kendi öyküsünü anlatmaya başlıyor: “Ben Afrikalı bir ailenin çocuğu olarak Fransa’daki yaşamdan bir türlü tatmin olamadım. Liseyi zar zor bitirdim. Çok sıkıcı geliyordu okul. Zaman kaybı gibi geliyordu bana. Biraz maceraperest bir yapım var, ayrıca - kolundaki kalaşnikofu göstererek- silahları seviyorum. Bu yüzden orduya yazıldım. Fransa ordusunda yer aldım. Yine bir süre ABD ordusuna girdim ama o da beni tatmin etmedi. Hep eksik bir şeyler olduğunu hissediyordum. Arayışımı sürdürürken Kürtler, PKK ve Önder Apo’nun felsefesiyle tanıştım. Uzun süre araştırdım, kitaplar okudum. Sebebini tam olarak bilmiyorum ama ailem Kürtlerle yakınlaşmamdan rahatsız oluyordu (Bazı kürt aileleri gibi diyor gülerek) ama ben ısrarımı sürdürdüm. Kitapları eve gizli götürüyordum, odamda okuyordum. Kürtçe gramer üzerine kendi imkanlarımla çalıştım. Kürt tarihi, PKK ve Önder Öcalan’ı okuyup kavramaya çalıştım. Sonra da karar verdim. Kendi kendime dünyanın bir yerinde devrim varken ona katılmadan devrimciyim diyemeyiz kendimize, devrimci devrimin içinde yaşayandır, diyordum. Ve hazırlıklara başladım. Rojava’da devrimin içinde olmak fikri beni çok heyecanladırıyor.”

Geleceğin zaman ailenin olurunu aldın mı, diye soruyorum.  “Babam inadını sördürdü ama annem daha açık fikirli, tercihime saygı gösterdi ve destekledi beni” diyor.


Bunca kötülük varken 

Rojava yolunda karşılaştığım diğer bir genç ise İngiltere’nin başkenti Londra’dan yola çıkıp gelmiş. Kıbrıslı Türk bir ailenin çocuğu. Seni buraya getiren şey nedir, diye sorduğumda ‘Kötülük’ diyor ve şöyle devam ediyor: ”Londra’da kolejde okuldum. Ailemin her türlü imkanı sağladığı bir ortamda yetiştim ve okudum. Ancak dünyada olup bitenler beni rahatsız ediyordu. Mesela DAİŞ vahşeti. Katliamlar, vahşetin her türlüsü. Sosyal medyadan, basından izliyordum ve bu beni çok düşündürüyordu. DAİŞ Nijerya’ya, Filipinler’e kadar yayıldı denildiğinde şunu düşündüm. Kötülüğün bu kadar gelişmesi sadece kötülerin mahareti değil, iyilerin ya da iyiyim diyenlerin de sorumluluğu. Dünyayı, insanlığı kasıp kavuran DAİŞ kötülüğünün önününde ben de durmaya karar verdim. En iyi nasıl ve nerede bu mücadeleyi verebilirim derken karşıma Kürtler, PKK ve Rojava Devrimi çıktı. Orduların, devletlerin karşısında duramadığı DAİŞ kötülüğüne kök söktüren tek güç Kürtler, YPG ve YPJ idi. Kürt Halk Önderi’nin düşünceleri ve felsefesini de tanıdıkça doğru yolda olduğumdan emin oldum. İlişki kurup geldim. Kötülük bu kadar yayılmışken olup bitene izleyici kalamazdım. Kötülükle mücadele beni PKK ile tanıştırdı ve Rojava Devrimi’ne katılmamın yolunu gösterdi. Ben bir devrimciyim, sosyalistim. Kötülükle, sömürü ile mücadele etmek için bugün Kürdistan’dayım, buradaki sorumluluklar bitince yarın başka bir yerde olabilirim.”


Yeteneklerim devrimin hizmetinde 

Bir diğer enternasyonalist genç ise ABD’nin Teksas eyaletinden gelmiş. Sosyal medyadan DAİŞ vahşeti ve ona karşı mücadele eden YPG’yi tanımış. ABD ordusunda askerken ABD’nin DAİŞ’e karşı yetersiz mücadele ettiğini düşünmüş ve istifa ederek devrime katılmak için yola çıkmış. Atletik yapılı, duruş ve hareketleri asker kimliğini ele veriyor zaten. Seni buraya çeken neydi diye sorduğumuzda şöyle anlatıyor: “Okulu bitirdikten sonra orduya katıldım. Savaşta sağlık hizmeti, askeri ve güvenlik konularında bir çok eğitim programından geçtim. ABD’nin DAİŞ ile mücadelesini eksik ve çok yetersiz buluyorum. Bu yüzden de arayış içine girdim. Rojava Devrimi, YPG, YPJ’nin olağanüstü cesareti beni cezbetti. Kürtleri, Kürt tarihi ve Kürtlerin mücadelesini tanıdım. Bu yüzden de kendi imkanlarımla ilişki kurdum ve katılmaya karar verdim. Tek amacım yeteneklerimi devrimin hizmetine sokmak. Burdayım ve artık gücümü, yeteneklerimi bir devrim alanında kullanabileceğim için mutluyum. Rojava’daki mücadele beni çok heyecanlandırıyor.”


Öğretmen, işveren ve nihayet devrimci

Yolumun kesiştiği diğer enternasyonalist de ABD’den gelmiş. Yaşamı tanımış, kendini yetiştirmiş birisi. Sakin duruşu, özlü konuşmasıyla dikkat çekiyor. Onun hikayesini de dinlemek istediğimi söylüyorum. Başlıyor anlatmaya: “Üniversite eğitimimi ingilizce öğretmenliği üzerine yaptım. Bir süre öğretmenlik yaptım. Daha sonra da inşaat sektöründen tutalım akla gelebilecek bir çok sektörde çalıştım. Tüm emeğimizin bir zümre tarafından sömürüldüğünü her girdiğim yeni sektörde daha da kavradım. Hem üniversite yaşamı hem de iş dünyasındayken sosyalist düşüncelerim iyice pekişti. Birey olarak maddi olanaklarım vardı, ancak bireysel kurtuluşun bir anlamı olmadığını biliyordum. Rahatsızdım. Yani var olan düzen beni fazlasıyla rahatsız ediyordu. Bu rahatsızlık da bir arayışa dönüştü. Devrimin yaşandığı topraklarda olmalıyım, dedim. Günümüzde en keskin devrimin de Rojava’da olduğunu farkettim. Ben devrimin bir neferi olarak bu devrim sürecinin zafere ulaşması için savaşacağım. Devrim sürecinin deneyimlerini devrimden sonra kendi ülkeme, kendi topraklarıma uyarlayarak sömürü ile mücadele etmek istiyorum. Rojava bu hayallerimi gerçekleştirmem için mükemmel bir olanak.”


Rojava’da görüşmek üzere

Rojava’ya geçmek için bizden önce gelmişler, bir kaç girişimleri de ‘Kürdistani’ güçlerin pusu ve engellemeleri nedeniyle sonuç vermemişti. Şartlar müsait Rojava’ya geçmek için yola çıkabiliriz, denildiğinde dört enternasyonalist genç ile Kürdistan’ın hemen her tarafından gelen genç kadın ve erkekler ağır çantalarını sırtlarına alarak sırayla bizimle vedalaşıyor. Serkeftin, diyorum tek tek hepsine. Sıranın sonunda Heval Kalaşnikof var, bana sarılıyor, “Li Rojava Tabura Enternasyonalistan heye, were emê hev bibînin - Rojavada enternasyonalistlerin taburu var, oraya gelirsin görüşürüz-” diyor ve hızla sıra halinde yürüyen gruptaki arkadaşlarına ulaşmaya çalışıyor. Gözden kaybolmadan önce bir kez daha dönüp bize el salıyor Heval Kalaşnikof.