
Başbakan Yardımcısı Akdoğan, HDP’nin barajı aşması ve Erdoğan’ın başkanlığının engellenmesiyle süreci havaya uçurduklarını doğruladı.
Akdoğan, Türk devletinin resmi ajansı olan Anadolu Ajansı’nın (AA) Editör Masası’nda konuştu. Akdoğan, öncelikle ‘çözüm süreci’nden ne anladıklarını şu sözlerle ifade etti: “Çözüm Süreci dediğimizde, biraz daha doğrudan örgütün silah bırakmasına odaklanmış süreçten bahsediyoruz.”
HDP’nin parti olarak seçime girmesi ve barajı aşmasının sürece ihanet olduğunu savunan Erdoğan, bununla birlikte süreci havaya uçurduklarını söyledi.
‘Hükümet Suruç’un üstüne çıktı’
Hassasiyetleri olduğu için DAİŞ’e karşı temkinli olduklarını anlatmaya çalışan Akdoğan, Suruç Katliamı’nı nasıl kullandıklarını da böbürlenerek paylaştı: “Hükümet Suruç’ün üstüne çıktı. PKK için uluslararası zeminde üretilmeye çalışılan bu yeni imaj, meşrulaştırma çabası, bu külliyen çökmüş oldu.”
Akdoğan, son operasyonların Türkiye açısından büyük bir askeri başarı ve diplomatik zafer olduğunu ifade etti.
Fezlekeler var Meclis’e gelen
“Örgüt Türkiye’yi terk etsin, silahları bıraksın. Ondan sonra konuşulacak bir şey varsa konuşulur” diyen Akdoğan, HDP’lilerin dokunulmazlıklarının kaldırılıp tasfiye edilmesiyle ilgili olarak da “Bunla ilgili de bir takım devam eden davalar var fezlekeler var Meclis’e gelen” dedi.
Erdoğan’ı başkan yaptırmadılar
Akdoğan, sürecin Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından neden bitirildiğini de şu sözlerle net olarak ifade etti: “‘Erdoğan’ı başkan seçtirmeyeceğiz’ şeyiydi, siyasi hamlesi, kalkışması, Cumhurbaşkanını hedefe koyması.”
Dolmabahçe’de mutabakat yok
Öcalan’ın mesajlarının halka açıklanmasına silahsızlanma için müsaade ettiklerini kaydeden Akdoğan, Dolmabahçe Mutabakatı’nı da inkar ederek, silahsızlanma olmayınca da kestiklerini söyledi. Akdoğan, Dolmahbahçe’yi de şöyle tanımladı: “Dolmabahçe’de okunan ortak bir metin veya bir mutabakat bildirisi falan değildi. Onlar, Öcalan’ın çağrısını okudular. Ben de Hükümetin duruşunu orada ifade ettim. Sonucu silah bırakma olan, süreçte bir irade beyanı veya bir bu çerçevede yol yürüme iradesi denebilir. Ortada muhtevası kabul edilmiş maddeler yoktu. Yani burada ortak bir metin okunmadığı gibi bu bir mutabakat çerçevesi de değildi. O gün Dolmabahçe, özel olarak kurgulanmış bir yer de değildi. O gün heyet, cuma günü adadan döndü. Cumartesi günü bu açıklamayı yapmamız lazım. Cumartesi günü de biz Cumhurbaşkanımız ile Suudi Arabistan’a gidecektik. Hepimiz İstanbul’da olduğumuz ve vakit olmadığı için Başbakanlık Dolmabahçe Ofisi’nde yapalım, orada da bizim makamlarımız var. Aynı Ankara’daki makam orada tekrar kurgulandı ve beni ziyarete geldiklerinde bu açıklama yapılmış oldu. Format buydu. Ama Dolmabahçe olunca bu başka bir şeymiş gibi algılandı, başka bir format gibi lanse edildi. Bunun ötesinde bir anlamı yoktu Dolmabahçe’nin. Burada tabi ‘O gün işte sürekli Cumhurbaşkanına bilgi verdiler, bilgisi vardı her şeyden’ vesaire. O gün Cumhurbaşkanımız ile benim hiçbir görüşmem olmadı. Yüz yüze veya telefonla. Yani her verdikleri ayrıntı yalan, tamamen uydurma. Kafadan bir takım şeyler uyduruyorlar.”
AKP’ye oy vermediniz, katlanın
Akdoğan, önümüzdeki seçim için HDP’yi tesfiyeye yönelik argümanlarının hazır olduğunu da şöyle ifade etti: “Demek ki sizin oy almanız sürece olumsuz bir ekti yaptı. HDP’nin hiçbir karşılığı yok. Koalisyon denklemlerinde yeri yok, hiçbir anlam ifade etmeyen bir pozisyonu var. Seçimden önce ben defalarca ‘AK Parti varsa çözüm süreci var’ dedim. ‘AK Parti güçlü bir şekilde iktidar olursa bu meseleler hızlı bir şekilde yoluna girer’ dedim. Ama oyu sen alacaksın, bütün her şeyi de AK Parti yapacak. AK Partiyi de devireceksin sonra diyeceksin ki ‘Gel AK Parti bunları yap’ Böyle bir kandırmaca olabilir mi? Bunu bir kere görmek lazım.”
Öcalan adına yalan söyleniyormuş
HDP’li yöneticilerin sürekli Abdullah Öcalan adına yalan beyanlarda bulunduklarını ileri süren Akdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu: “Sürekli Öcalan adına yalan söylüyorlar. Öcalan başkanlık sistemine karşı, Öcalan AK Parti’yle koalisyona karşı… Külliyen bunlar yalan. Öcalan’ın adını kullanarak sürekli toplumu kandırıyorlar. Öcalan bunları muhtemelen yakalasa sopayla kovalar diye düşünüyorum, ‘her şeyi mahvettiniz’ diye.”
Davutoğlu tehdidi sürdürdü
Partisinin dünkü Grup Toplantısı’nda konuşan geçici hükümetin ‘Başbakan’ı Ahmet Davutoğlu da operasyonların devam edeceğini söyledi. “Dünyayı başlarına yıkarız” sözleriyle Kürt Özgürlük Hareketi’ni tehdit eden Davutoğlu, operasyonlara karşı tutumları nedeniyle de, Kılıçdaroğlu ve Bahçeli’ye teşekkür etti. Uluslararası dinamiklere ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Davutoğlu, “Türkiye’ye son bir haftada verilen destek Türkiye’nin yalnız olmadığını göstermiştir. Yalnız değiliz, yalnız olmayacağız. Dostlarımız bize destek verdi. Ama bazı ülkelerden ikircikli tavır geliyor. Onları not ettik” dedi.
HABER MERKEZİ
Akdoğan ne demişti?
Akdoğan, 28 Şubat’ta Dolmabahçe’deki toplantıda “Süreci nihai sonuca ulaştırmakta kararlıyız” demişti.
AKP’nin iktidarı süresince “Akan kan dursun, analar ağlamasın” diyerek, ‘sessiz devrim niteliğinde‘ adımlar attıklarını savunan Akdoğan, şunları söylemişti: “Demokrasilerde halkın desteğini alan düşünceler, görüşler, politikalar değer kazanır. Biz de milletimizin hayır duası ve desteğiyle süreci nihai sonuca ulaştırmakta kararlıyız. Yeni anayasayı birçok köklü ve kronik sorunun çözümünde önemli bir fırsat olarak görüyoruz… Sorunlara demokratik çözümler bulmak, bölen ve ayrıştıran değil, birleştiren ve güçlendiren bir etki yapmaktadır. Temel hak ve özgürlükleri daha da geliştirmek, hakça ve kardeşçe bir ortam hazırlamak ancak bütünlüğe katkı sağlar. Vatandaşlarımızın aidiyet duygusunu daha da geliştirir.”
‘Her şey Türkiye için’di…
Temel sorunlarını geride bırakan Türkiye’nin, bölgesel ve küresel bir güç haline geleceğini belirterek, çözüm sürecinin zor, meşakkatli, ‘akşamdan sabaha‘ bitmeyecek bir süreç olduğunu bildiklerini anlatan Akdoğan, “Ancak samimiyet, cesaret ve kararlılıkla sonuca ulaşacağımıza da inanıyoruz. Her zaman söylediğimiz gibi ‘Biz birlikte Türkiyeyiz’ ve ‘Her şey Türkiye için” diye konuşmuştu.