Erdoğan, generaller, MİT ve polis şefleriyle birlikte cunta oluşturdu, faşist darbe yaptı. İktidar tekelini eline aldı. Önce doğrudan Erdoğan İmralı'daki görüşme masasını devirdi, sayın Öcalan'a tecridi uyguladı.

Erdoğan cuntası, seçim sürecindeki kanlı saldırılarından sonra, Suruç ve Kobanê katliamlarıyla işaretini verdiği savaşı 24 Temmuz gecesi 50 savaş uçağı ve 500 sortiyle tonlarca bomba yağdırarak Kürt Özgürlük Hareketi'ne karşı başlattı. Sürdürüyor. Devletlerin aralarındaki savaşta kullandıklarından daha fazla bomba yağdırıyor Medya Savunma Alanlarına. Kürt Özgürlük Hareketi'nin siyasi ve askeri kurmayını imha etmek, gerilla güçlerine ağır darbeler vurmak istiyor. 

Erdoğan başta Kürdistan olmak üzere, halklarımıza fiili sıkıyönetimi dayattı.

Geniş çaplı tutuklamaları başlattı. Bini aşkın HDP'li ve diğer devrimcileri tutuklattı. Şimdi HDP Eşbaşkanları Demirtaş ve Yüksekdağ ile HDP milletvekillerine kelepçe vurmak istiyor. 

Kürdistan'da "güvenli bölgeler" adıyla sıkıyönetimin geçerli olduğu alanlar ilan ediyor. Valiler eliyle gösterileri yasaklatıyor. 

Kürdistan'da ve Türiye'de yargısız infazları başlatıyor. 

Erdoğan tekelci medyayı başlattığı topyekün savaş düzeninin şovenist borazanı olarak kullanıyor. Devrimci, demokratik haber sitelerini yasaklatıyor. 

Rojava Devrimi'ne IŞİD'i saldırtmakla kalmıyor. İncirlik'i kullanma izni vererek ABD'den Cerablus ekseninde ve Kobanê-Efrîn arasına işgal bölgesi hançeri izni alıyor. Kandil'e savaşta destek alıyor. Bunun ilk sonuçları, Efrîn'de Nusra'yı Rojava Devrim güçlerine karşı Kobanê benzeri yeni bir savaşa sürmesi oldu. Cerablus'tan ise IŞİD güçlerini yeniden Kobenê'ye doğru saldırttı. Aynı anda Erdoğan'ın savaş uçakları Kobanê üzerinde uçarak Rojava halklarına gözdağı verdi. 

Türkiye kentlerinde Erdoğan cuntası OHAL yetkileriyle donattığı vali ve polis şefleriyle demokratik faaliyetleri yasaklıyor. Yargısız infazlara başlıyor. Cemevine polisi gaz fişekleriyle saldırtıp yeni Sivas Katliam'ı tehdidinde bulunuyor. Yetinmiyor. "Ateistlere destek veren mezhep" demeci vererek Alevi halkımızı hedef gösteriyor. Sünni-Alevi çatışması kışkırtıyor. Türkiye ve Kürdistan'da cenazelerimizi uğurlamamıza izin vermeyerek, firavunluk yapıyor.

Erdoğan cuntası, başlattığı topyekün savaşla, elindeki devasa militarist-polisiye güce, özel kuvvetlere rağmen, vurucu paramiliter güç olarak IŞİD, Hizbulkontra, Nusra, Ahrar-u Şam, eğitip donattığı kukla Türkmen ordusu vb. güçlere rağmen güçlü değil, güçsüzdür. 

Ağır savaş bombardımanında hayatını kaybeden Şervan Varto ve gerilla yoldaşları saygıyla anıyorum. Sokaklarda yargısızca katlettiği gençleri saygıyla anıyorum. Ama vurgulayalım ki, Erdoğan cuntası ağır savaş bombardımanından umduğunu bulamayacağını şimdiden görmeye başladı.

Erdoğan cuntası, korku salmak istemesine rağmen korku duvarı başlamadan aşıldı. Kitleler direniyor. 

Topyekün savaş terörüne devrimci güçler meydan okuyor. 

Erdoğan cuntasının yanında çok istekli MHP, biraz da polis şefleriyle generaller var. Egemenlerin hepsi bile birlik içinde değil. Emperyalist efendileri verdikleri destekte şimdiden kararsızlığa başladılar.

O halde faşist cuntanın topyekün savaşındaki güçsüzlüğünden de cesaret alarak direnişi ısrarla örelim. 

Barış Bloku ilk eylemlerinde büyük kitleleri seferber edemedi diye tereddüte düşmemeli. Savaşa karşı eylemleri yeniden yeniden ısrarla örgütlemeli, değişik illere, okul-işyeri ve semtlere yaymalı. Barış Bloku komite ve gruplarını yaygınlaştımalıdır. Devletin ateşkes yapması için çağrı ve demokratik barış talebini sürekli kılmalıdır.

HDP takılmak istenen kelepçelere meydan okuma kararlılığını gösterdi. Meclis grubunu işletmede ve vekillerle kitle toplantıları yapmada, Erdoğan cuntası hakkında soru önergeleri vermede, halklarımıza demokratik barış programı sunma ve çağrıları yapmada aktif olmalıdır. Kobanê ve Suruç'ta sivil halkı IŞİD katillerini saldırtarak katleden Erdoğan'ın savaş suçu işlemesini sorgulamalıdır. 

Kadın hareketi başlattığı savaşa karşı demokratik barış eylemlerini yaymayı sürdürmeli. 

Gençlik kitle militanlığındaki öncülüğünü, yaklaşan eğitim açılışında savaşa karşı tepkiyi örgütlemeyle birleştirmeli. 

Topyekün savaşla oluşturmaya çalışılan şovenist atmosfer daha başlangıçtayken dağılmaya başlıyor. Cuntanın faşist şefi Erdoğan'a, ailelerden "Kendisi altın kaşıkla sarayda yemek yerken bizimkiler ölüyor" haklı itirazları yükseliyor. 

"Büyük savaşları yeni Osmanlı sultanı olarak ben yarattım" havasındaki Erdoğan, savaş havasıyla planlayacağı olası yeni-tekrar seçimde de savaşta da kaybedecek. Halkların özgürlük içinde demokrakratik birliğini savunan antifaşist direniş kazanacaktır. 400'ü vermediniz, sulh içinde olmayacak saldırganlığı içindeki Erdoğan'ın zafer kazanamayacağı belli. Yalnızca düşüşünün nasıl olacağını pratik gelişme, halklarımızın demokratik mücadelesini geliştirimemizin gücü ve düzeyi belirleyecek.