
SİDAR DERSİM / HABER MERKEZİ
KNK Yürütme Konseyi Üyesi Adem Uzun, 2016’da Kürtler adına yaptıkları diplomatik çalışmaların geniş bir dökümünü yaptı. Uzun, eksikliklere rağmen Kürtlerin 2016’da Birleşmiş Milletler, Avrupa Parlamentosu ve Avrupa Konseyi gibi uluslararası kurumlar nezdinde önemli çalışmalara imza attığını belirtti.
Mağduriyet anlatımını içeren negatif diplomasi yerine projeye dayalı pozitif diplomasiyi benimsediklerini belirten Uzun, 2017 yılında da hem Kürt birliğinin sağlanması hem de sömürgeciliğin yargılanması için çalışmaların sürdürüleceğini belirtti.
KNK Yürütme Konseyi Üyesi, Avrupa devletlerinin Türkiye karşısındaki tutumunun “ikiyüzlü” olduğu eleştirisinde de bulunarak, “Bazı AB devlet yetkilileri, daha fazla geç kalırlarsa Erdoğan‘ı artık durduramayacaklarını söylüyor ama buna rağmen bu tutum halen değişmedi” dedi.
2016’da Avrupa kurumları nezdinde yürütmüş olduğunuz diplomasi çalışmalarınızı değerlendirir misiniz? Geçen yıl içinde daha çok hangi kurumlar nezdinde faaliyetiniz oldu? Nasıl sonuç aldınız?
2016 yılı, her alanda olduğu gibi diplomasi açısından da çetin bir mücadele yılı olarak geçti. Bu sadece bir parçada değil tüm parçalarda yaşandı. Başta TC olmak üzere sömürgecilerle her alanda nasıl karşı karşıya geldiysek, diplomasi sahasında da karşı karşıya geldik. TC’nin Kürt Halk Önderi’ne uyguladığı gayri insani ve hukuki uygulamaları, Rojava’yı işgal, Başur’u teslim alma girişimi ve özellikle de öz yönetimin ilan edildiği şehirlerde devletin yürüttüğü savaş ve insanlık suçlarını dünya kamuoyuna, devletlere ve ilgili uluslararası kurumlara bilgi ve belge düzeyinde anlattık. Eksikliklerimiz olmakla birlikte Türk devletini epey teşhir ettiğimizi, ilgili kurumlar ve kamuoyunu olumlu etkilediğimizi söyleyebilirim.
Tek tek partiler, sivil toplum örgütleri ve bazı parlamentolar (Hollanda, İtalya, Portekiz, Avusturya) TC’yi kınayan tesirli kararlar aldı. Avrupa Parlamentosu ve Avrupa Konseyi’nde de TC aleyhine önemli kararlar alındı. BM, ilk defa Cizre başta olmak üzere Kürdistan’daki savaş ve insan hakları ihlalleriyle önemli düzeyde ilgilendi. BM’ye Cizre’de incelemelerde bulunmak için izin vermeyen TC’ye karşı özel bir birim kurulmuş ve bu birim yaşananlara ilişkin belgeler toplamak için görevlendirilmiştir. Bu çalışmanın ileride daha iyi sonuçlarının olacağı kanaatindeyim. Kamuoyunda ve basında Erdoğan’ın kişiliği, yürüttüğü soykırım, tasfiye ve diktatörce politikaları daha iyi görülmüş ve teşhir edilmiştir.
Devletlerin yaklaşımı nasıldı?
İkiyüzlüydü. Kamuoyunda ve bazı uluslarası kurumlarda TC‘ye karşı bazı olumlu sonuçlar ortaya çıkmasına rağmen devletler, kendi ekonomik, siyasi ve askeri çıkarlarını evrensel değerlerin, hukuk normlarının önüne aldığı için ciddi yaptırımlara henüz gidilmedi. Eğer bugün Erdoğan diktatörlüğe doğru koşar adımlarla gidiyorsa bunda bu devletlerin ertelemeci, yaptırımdan uzak ve vizyonsuz politikalarından aldığı cesaretin de payı var. Hatta bazı AB devlet yetkilileri, daha fazla geç kalırlarsa Erdoğan‘ı artık durduramayacaklarını söylüyor ama buna rağmen bu tutum halen değişmedi.
Rojava’da Kürtlerin elde ettiği kazanımların korunması da önemli bir diplomasi gündemiydi. Bu konuda aşama kaydedilebildi mi?
Rojava’daki mücadelenin ve orada kurulan sistemin tanıtılıp muhatap kılınması, önemli bir çalışma başlığıydı. Bu çalışmalara destek vermeye çalıştık. Tüm engellemelere rağmen uluslararası alanda Rojava’nın bir olgu ve fiili bir muhatap olarak ciddi bir düzeyde kabul gördüğünü söyleyebilirim.
Yapılanlar yeterli mi? Hayır; ama 2016 yılında epey mesafe alındı.
KNK adına çalışmaları nasıl bir yapı yürütüyor?
KNK’nin ortak diplomasi komitesi, KDP hariç hemen hemen tüm Kürt parti ve grupları, Asuri-Süryani örgütleri ve Êzîdî kurumlarından oluşuyor. Kürdistan’ın tüm parçalarına ilişkin çalışma yapmaya başlamıştır. Bu çalışma kapsamında başta AB temsilcileri olmak üzere tek tek ülkelerin başbakan ve dışişleri bakanlarına, BM ve ABD’nin yetkili mercilerine dönem dönem mektuplar yazıldı. Bu mektuplarımızın çoğuna da olumlu cevap aldık. Tüm bu çevrelerle ilişkilerimiz de devam ediyor.
Ayrıca Avrupa dışında, Latin Amerika ve Güney Afrika’da da yıl boyunca önemli çalışmalar yapıldı.
2016 yılındaki Kürt diplomasi çalışmalarının önceki yıllara göre farkları nelerdi?
Halk diplomasisi alanındaki tecrübeyle beraber mesafe alınıyor. Yine farklı uluslardan epey insan, her geçen gün daha fazla ilgi gösteriyor. Bu ilgiyi dostluklara çevirmek önemli. Kürt dostlarının komiteleşmesi, koordine edilmesi ve paradigmamız temelinde eğitilmeleri, bu yıl daha iyi bir gelişme gösterdi. Aynı şekilde bu dostların teker teker veya heyetler halinde ülkeye gitmeleri, mücadeleyi yerinde görmeleri, katkı sunmaları bu yıl içinde daha fazla gelişti. Uluslararası basının da Kürdistan‘da yaşanan gelişmelere ilgisi giderek arttıyor.
Bugüne kadar diplomasimizin dili daha çok negatifti veya daha çok negatif diplomasi yapıyorduk. Yani ilgili çevre ve kurumlara gidiyor, “TC veya diğer işgalci güçler şunu yaptı, şu kadar insan hakları ihlali yaşandı“ diyorduk. Sürekli mazlum ve mağdur durumumuzu öne çıkarıyorduk. Evet bu durum doğrudur, yapılmalıdır ama hep mağduriyet üzerinde diplomasi yapılmaz. Epey bir süredir “pozitif diplomasi” dediğimiz tarzla ilerliyoruz. Projeler üzerine konuşuyoruz; karşılıklı ilgi ve çıkar alanlarını tespit edip müzakere yapıyoruz. Yani bir aktör olarak masaya oturma ve ona göre davranma durumu gelişiyor. Bu yıl o açıdan da farklı geçti diyorum.
Kürtler artık farklı çevrelerin kendilerine göre rol biçtiği bir faktör olmaktan çıkmış, kendi kararını veren ve bulunduğu bölgede giderek daha fazla dikkate alınan bir aktör durumuna gelmiş bulunuyor. Bu gerçeği bilerek hareket ediyoruz ve ona göre davranacağız. Kürtlerin aleyhine olan eski dengelerin yıkıldığı ve dünyada dengelerin yeniden oluştuğu bu yeni dönemde Kürtler, bir nevi devrim sürecini ya da halk tabiriyle “altın çağını” yaşıyor. Bu, büyük imkanlar sunmaktadır. Buna göre diplomasi ve ilişki de haliyle önemli oluyor.
Peki daha etkili, verimli bir diplomasi çalışması için yerellerde ve merkezde başka neler yapılabilir?
Şunu baştan belirtmeliyim: Kürdistan‘daki mücadele ve Özgürlük Hareketi, uluslararası alanda bugüne kadar istendiği gibi ve hak ettiği ölçüde temsil edilmedi. Biz halk olarak birçok alanda olduğu gibi diplomasi alanında da yeniyiz ve yeterli tecrübeye sahip değiliz. Bu alanla ilgili eğitim kurumlarımız, üniversitelerimiz, bilinen tarzda henüz yok veya yeni yeni oluşmakta. Kürt Özgürlük Hareketi‘nin sunduğu değerli imkanlar dışında kendimizi yürütecek ve tercübe edinecek kurumlarımız maalesef daha tam oluşmadı. Bazı şeyleri yaşayarak, tercübe edinerek, deneme-yanılma yöntemiyle öğreniyoruz. Şimdi de büyük bir birikim sahibi olduğumuz söylenemezse de epey bir mesafe kat ettik diyebilirim.
Tabii bu alanda istediğimiz şekilde bütçe ve eleman ayıramıyoruz. Bizim karşı güçler gibi imkanlarımız yok. Bütün bunlarla beraber biz de ana diplomatik perpektifimiz gereği yine var olan yetersizlikliklerimizi gidermek için diplomasi çalışmalarını tabana yayıyoruz. Biz buna “halk diplomasisi” diyoruz. Daha çok insan seferber ederek ve daha çok dost kazanarak boşluğu kapatmaya çalışıyoruz. Tabii ki bu alanda avantajlarımız da var. Biz haklıyız, haklı bir davanın savunmasını yapıyoruz. Ayrıca insanlarımız ve dostlarımız karşılıksız katkı sunuyor. Fedakarlık yaparak çalışıyorlar. Bu açıdan özellikle yurtdışında yaşayan tüm halkımıza çağrıda bulunuyoruz: Bu konu birkaç elit kişiye bırakılacak bir çalışma değildir. Her yurtseverimiz bu konuda kendisini sorumlu görmeli ve bir biçimde diplomasi örgütümüzle buluşarak katkı sunmalı.
Tam bu noktada kadın ve gençlerin rolünü sormak istiyorum. Kadınlar ve daha çok Avrupa’da okuyan Kürt gençleri, Kürt diplomasisine yeni bir soluk getirebilir mi? Ne şekilde çalışmalarda yer almalılar?
Özgürlük Mücadelesi‘nin gelişmesiyle birlikte Kürt kadınının önü açıldı. Kürt kadınının özgürlük mücadelesine, örgütlenmesine ve gelişimine bakıldığında, son 30 yılda bu alandaki ilerleme gerçekten destansı bir yürüyüştür.
Kürdistan Kadın Hareketi, şu anda dünya çapında tanınan, herkes tarafından dikkate alınan ve birçok konuda örnek alınan büyük bir harekettir. Bu hareketin diplomaside yapacağı çok iş var. Kadın Hareketi de bunun bilincinde. Kendi dış ilişkilerini ayrıca örgütlüyorlar; bizimle de irtibatları var. Bu çalışma, ilerde her düzeyde büyük gelişme gösterecek bir potansiyele sahip. Kürt diplomasisinin böyle bir avantajı var ve bunu geliştirmek gerekir. Özellikle dünyadaki temel bazı çelişkilere kadın özgürlük ideolojisi temelinde hem teorik hem de pratik sahada, örnek düzeyinde verilen cevaplar, bu mücadeleyi daha fazla merkeze almaya öncülük ediyor. Önceleri salt savuma bazında takdir edilen kadın mücadelesi, her geçen gün paradigmasıyla ve onun öncüsüyle, yani Önderliğiyle anlaşılmak isteniyor. Bence bu çok önemli. Yani Kürtler ve Kadın Hareketi, artık çelişkilere somut proje sunan ve öncülük eden duruma gelmeye başladı. Belki bunun için daha fazla çalışmak lazım. Zemin çok güçlü. Dünya nüfusunun yarısının kadın olduğu gerçeği göz önüne alındığında bu alanın ne kadar önemli olduğu daha rahat görülebiliyor.
Öbür taraftan başta Avrupa’da olmak üzere sayıları on binleri bulan Kürt öğrenci kitlesi var. Bu kitle giderek büyüyor. Bunun yanında gelişmekte olan bir Kürt akademisyen çevresi de giderek büyüyor. Bu kesim harekete geçirilebilirse büyük bir potansiyeldir, lobi ve diplomaside etkin çalışmalar yapabilir. Halk diplomasisinden bahsederken bu potansiyeli hesaba katarak adım atıyoruz.
Avrupa kurumları nezdinde yaptığınız diplomatik temaslar dışında diğer parçalardaki Kürt oluşumları ile ilişkilerinizi, çabalarınızı da 2016 açısından değerlendirir misiniz?
KNK, 18 yıllık bir kurum. Kuruluşundan bu yana KNK’nin sürekli olarak bir Dış İlişkiler Komisyonu vardır ve hep faal olmuştur. Biz bunu yeterli bulmadık, bulmuyoruz. 2014 yılında DAİŞ’in Şengal ve Güney Kürdistan’ın diğer alanlarına saldırısıyla birlikte KNK üyesi olmayan partilerle de diplomasi alanında ortak çalışma imkanı ortaya çıktı. O tarihten bu yana KNK şemsiyesi altında “Komita Diplomasiya Hevbeş ya Partî û Rêxistinên Siyasî yên Kurdistanî – Kürdistani Siyasi Parti ve Örgütlerin Ortak Diplomasi Komitesi” ismiyle bir ortak diplomasi komitesi kurduk. O tarihten beri 30’dan fazla örgütün dış ilişki birimleri ile ortak toplantılar yapıyor ve ortak bir planlama çerçevesinde faaliyetlerde bulunuyoruz. Yeni örgütlerin katılımıyla komite giderek genişliyor, dışarıda da daha iyi muhatap alınıyor. Bu çalışma, Kürdistan tarihinde bir ilktir ve daha fazla geliştirilmesi gerekir.
AP’de Êzîdî ve Süryani Dostluk Grupları kuruldu
Peki ya Êzîdîlerin ve Kürdistan’da yaşayan diğer halkların talepleri?
Kürdistan’ın dört parçasındaki gelişmeler, Êzîdî halkımızın sorunları, Asuri-Süryani-Keldani halkımızın durumu, hep gündemde oldu. Bu bileşenlerin de öncülüğünde Avrupa Parlamentosu’nda genelde Kürt Dostluk Grubu’nun yanında Süryani ve Êzîdîler için iki resmi grup da kuruldu.
30 yılın tecrübeleri ışığında her alanda aktif olunmaya çalışıldı ve gündemdeki her konu ile ilgilenildi. Yıl boyunca önemli bir çalışmamız da diplomasi örgütünün nicel ve nitel olarak büyütülmesi çalışmaları oldu. Çalışmaların yalnız merkezlerle sınırlı kalmaması, halk diplomasisi diye tarif ettiğimiz çalışmaları tabana yayarak çok kişiyi katıp sonuç alma çabaları, eksiklerle beraber bu sene iyi sonuçlar ortaya çıkardı, diyebilirim.
2017 HEDEFLERİ