2015 yılına her alanda özgürlük ve demokrasi hamleleriyle giriş yapan Kürt Özgürlük Hareketi en güçlü atılımlarını bu yıl içinde gerçekleştirdi. Rojava devrimi, Kobanê, Til Hemis, Çiyayê Kezwan, Girê Sipî ve Hesekê zaferleriyle yenilmezliğini kanıtladı. IŞİD ve ortağı TC’ye tarihinin en büyük yenilgilerini yaşattı. 

Bölge halkları ve dünya kamuoyu IŞİD karşısında direnen ve kazanan tek gücün Kürt Özgürlük Hareketi olduğunu gördü. Gerek Suriye’de gerekse bölgede alternatifinin bulunmadığını dost-düşman herkes kabul eder hale geldi. Dört parçada da Kürdistan halkının gerçek özgürlük çizgisinin Apocu çizgi olduğu kanıtlandı. Bunun askeri olduğu kadar siyasi-diplomatik-sosyal ve kültürel olarak da böyle olduğu, Kürt halkına rengini verenin Apocu çizgi olduğu ortaya çıktı. 

Kobanê direnişinden itibaren Rojava devrimi tüm halklara mal oldu ve bu en büyük etkisini Türkiye’de gösterdi. Türkiye halkları Kürt Özgürlük Hareketi etrafında birleşerek demokratik devrimci bir cephe ortaya çıkardı. Bunda 42 yıllık PKK direnişinin özelde de Kobanê direnişinin etkisi büyük oldu. Bu temelde 7 Haziran seçimlerinde büyük bir başarı kazanıldı. 

AKP’nin gerçek yüzü teşhir edilerek, oyalama taktikleriyle iktidarını uzatmasının önüne geçildi ve başkanlık sistemiyle Türkiye’yi tekçi, faşizan ve soykırımcı temelde yeniden inşa etmesinin önü alındı. 

Bu tarihi gelişmeler karşısında AKP 24 Temmuz'dan itibaren çok uzun zamandır hazırlığını yaptığı topyekün savaş konseptini devreye koyarak ve halklarımıza karşı yeni bir savaş sürecini başlattı. 

Böylece halklarımızın özgürlük mücadelesi yeni bir aşamaya geçti. Bu aşamanın kaderi Türkiye ve Kuzey Kürdistan’da belirlenecek diyebiliriz. 

Bunun farkında olan Kürt Özgürlük Hareketi topyekün imha savaşına karşı topyekün direniş hamlesiyle cevap vermiştir. Etkili gerilla eylemlerini, Kürt halkının her alanda ayağa kalkışı izlemektedir. 

İlk başta tereddüt yaşayan Türkiye kamuoyu bu savaşın AKP ve Erdoğan’ın iktidar savaşı olduğunu kısa sürede anlamış ve tepki göstermeye başlamıştır. Benzer bir tepkili tutum batı ve ABD cephesinden de gelişmektedir. Koalisyona katılma karşılığında Kürt Özgürlük Hareketi’nin kellesini isteyen Erdoğan aradığını bulamamıştır. Sınırlı bir destek ve göz yumma dışında destek alamamıştır. 

Demokratik Özerklik ilanlarıyla hamlesini sürdüren Kürt Özgürlük Hareketi’ne halklarımızın ve dünya kamuoyunun desteği daha da artacaktır.

Kürt halkının, demokratik kamuoyunun ve gerillanın beklenmedik direnişiyle karşılaşan AKP faşizmi darbe geleneğine sarılarak, devlete el koyarak, tehdit ve şantajı en üst düzeye çıkararak, yine kitlesel katliamlara başvurarak Türkiye’yi AKP’nin kazanacağı bir seçim sürecine sokmaya çalışmaktadır. 

Erdoğan Kürt halkına karşı Rojava’da yürüttüğü IŞİD maskeli savaşı artık ordusu, MİT’i, JİTEM’i ve özel harekatçılarıyla bizzat kendisi yürütmektedir. Rojava ve Kuzeyde oyunlarını bozan Kürt Halk Önderi'nden, Kürt Özgürlük Hareketi'nden ve halklarımızdan intikam almaya çalışıyor. Kürt Özgürlük Hareketi’nin dört parçada yaşadığı devrimsel gelişmeyi engellemek istiyor. Türkiye ve bölgedeki demokratik yükselişi boğmak istiyor. 

AKP yaşamak için Özgürlük Hareketi'ni tasfiye etmesi gerektiğine inanmaktadır. Bunun için sadece Kuzey'de değil Rojava’da da en kirli yöntemleri artık alenen kullanmaktadır. Türkmen alayları adıyla Cereblus ve Ezaz hattına müdahale girişimleri, IŞİD ve el-Nusra gibi çete güçlerine savaşçı ve silah sevkiyatını sürdürmesi, YPG savaşçılarını çetelere teslim etmesi, ambargoyu sıkılaştırması ve gerilla cenazelerinin dahi geçişine izin vermemesi bunun göstergesidir. En önemlisi de IŞİD’in yapamadığını kendisinin yapmaya çalışması bu temelde topyekün savaşı tırmandırmasıdır. 

Bu anlamda AKP faşizmi Özgürlük Hareketi'ne ve dostlarına topyekün saldırı halindedir. Yalnız da kalsa, iç-dış kamuoyundan istediği desteği bulamasa da bu saldırı sürecektir. Bunu açık açık ifade etmektedir. Zira Erdoğan’ın Kürt halkının deyimiyle “ya herro ya merro” dışında bir seçeneği kalmamıştır ve ölüm sıçrayışını yapmıştır. 

Kesin olan bir şey var ki, kaybeden halklarımız olmayacaktır. Halklarımız daha da derlenip toparlanacak ve Erdoğan ve AKP’nin kana bulamak istediği bu topraklarda demokratik özgür geleceğini yaratma gücünü gösterecektir.