Erdoğan, Çanakkale Savaşı’nın yıldönümünde seferberlik çağrısı yaptı. Çanakkale ruhundan sözetti. Çanakkale Savaşı Osmanlı’nın daha dağılmadığı bir dönemde olmuştu. O savaşa Osmanlı sınırlarındaki halklardan birisi olan Kürtler de katılmışlardı. Kürtler, Türkler ortak yaşayan halklar birlikte savaşa sürülmüşler ve bedel ödemişlerdi.

Türklerle birlikte kanları akan Kürtlere karşı Erdoğan şimdi seferberlik ilan ediyor. kurtuluş savaşında Türklerle ortak hareket eden Kürt halkı, büyük bir ihanete uğradılar. 1924 Anayasası ile yok sayıldılar. 1925 Şark Islahat Planı’yla da imha ve yok edilme sürecine alındılar. Kürtlerin varlıkları hedef alındı. Türkiye, ırkcı ulus devlet esaslarına göre düzenlendi. Anadolu ve Mezopotamya’da yaşayan tüm halklar ve azınlıklar yok edilecek, asimilasyona tabi tutulacak, herkes Türkleştirilecekti.

Erdoğan 21. Yüzyılda değişen dünya koşullarında bu ırkcı politikalara son verip Kürtlere haklarını iade etmek yerine onlara yine 1925’in ruhuna uygun savaş ilan ediyor. Daha doğrusu yürüttüğü savaşı daha da kapsamlılaştırmak ve tüm toplumu dahil etmek işin seferberlik ilan ediyor. Sanki Kürtler, Çanakkale’ye çıkarma yapan ittifak güçleri gibi Türkiye’yi işgale gelmiş, Erdoğan da bu işgale karşı kurtuluş savaşı yürütüyor! Irkcılık ve sömürgeci zihniyet tarihi ve gercekleri bu kadar çarpıtıyor. Mazlum olan, varlığına kastedilen ve şehirleri, köyleri yakılıp yıkılan Kürt halkıdır ama kendisine karşı seferberlik ilanı yapan da Türk ırkçılarıdır.

Erdoğan, Kürtlere karşı seferberlik ilan etmekle neyi hedefliyor? Tüm toplumu Kürtlere saldırtacak. Dış politikasını ve ittifaklarını bu temelde harekete gecirecek. 90 yıldır sürdürülen Kürtleri yok etme, tarihten silme projesini başarıya ulaştırmak istiyor. 21. Yüzyılda Kürt halkı, gibi tarihin en eski halklarından birisini dünyanın gözü önünde yok etmekten geri durmayacak. İçeride dışarıda herkes bu yok etme ve bastırma hareketine katılmalı, diyorlar.

Tarihten azıcık haberi olan herkes iyi biliyor ki, eğer Kürtler kurtuluş savaşında M. Kemal’le, Türklerle ortak hareket etmeseydi, mevcut Türkiye olmayaktı. Anadolu bugünki gibi şekillenmeyecekti. Varlıklarını, cumhuriyetin kuruluşunu Kürtlerin ortaklığına borçlu olanlar iktidarı ve gücü ele geçirince onları yok saymaya ve itiraz edenleri de imha etmeye çalıştılar. Bu politika özünden, içeriğinden ve hızından birsey kaybetmeden bugüne kadar yürürlüktedir. Erdoğan da bu politikanın öncülügünü ve koordinesini yapmaktadır.

Erdoğan ve AKP hükümeti seferberlik ilan ederek, Kürdistan’ı yakıp yıktıklarında kimse ses çıkarmasın, bu yıkıma ve yoketmeye dahil olsunlar, istiyorlar. İçeride muhalefet kalmasın, kimse demokratik haklardan sözetmesin, diyorlar. Dış dünyadan da aykırı sesler yükselmesin, terör başlığı altında her taraftan destek gelsin hesapları yapılıyor. Görüldüğü gibi sınırsız bir imha, katliam ve yok etme planı gizlenmeden yürürlüğe konulmuş durumdadır.

Bu yıkımın en etkili aracı olarak da Türk ordusu kullanılıyor. Bu ordu ki, her yıl yüzbünlerce Kürt gencini silah altına alıyor. Silah altına aldıkları bu gençlerin köylerini ve şehirlerini yıkmaktan ve akrabalarını öldürmekten sakınmıyorlar. Askere aldıkları Kürt gençlerinin kimliklerini, kültürlerini ifade edecek hiç bir alanı onlara bırakmıyorlar. Üstüne üstlük onları kendi halkına karşı işlenen insanlık suçlarına, ırkçı politikalarına alet ediyorlar. Türk ordusuna askerlik yapan Kürt gençleri tezkereyi alıp geldiklerinde kendilerinin, akraba ve komşularının evlerinin, mahallelerinin yakılıp yıkıldıklarına bakıyorlar.

Askere alınan Kürt gençleri, ordu ve polis tarafindan öldürülen akrabalarının ve tanıdıklarının yasını bile tutamıyorlar. Öldürülen çocukluk arkadaşlarına üzülmelerine bile izin verilmiyor. Bunu hissettirirlerse teröre yandaş ve hain olarak suçlanıyorlar. Günümüz dünyasında bu kadar inkar ve imha kıskacına alınmış başka bir halk yoktur. Dünyanın hiçbir yerinde böyle bir ırkçılık kalmamıştır.Yirmi milyondan fazla bir nüfus tüm haklardan yoksun olacak, varlığı inkar edilecek. Bununla da yetinilmeyecek Kürtlerin de bu ırkçı ve inkarcı politikalar razı olmaları istenecek. Razı olmadıklarında da hain ilan edilip öldürülecek ve evleri başlarına yıkılacak!

Erdoğan’ın seferberliği açık ki, katliamları yayma ve Kürtleri bastırma amaçlıdır. Demokrasinin varolan kırıntılarını da yok edip faşizmi egemen kılmayı hedefliyor. Bu ırkçı ve faşizan gidişata herkesten ve herseyden önce Kürt gençliği isyan etmelidir. Türk ırkçılığının artık hiç bir şekilde aleti olmamalıdır. Kürtlerin evlerini ve şehirlerini yıkan Türk ordusuna katılmamalılar. Dağların yolu açıktır. Direniş meşru bir haktır. Irkıçı güçlerin silahını halklarına çevirmenin mazereti artık olamaz. Vicdani red, hapisliği bile kabul etmek bu ırkçı orduya katılmaya tercih edilebilir.

Erdoğan ve AKP Kürdistan ve Türkiye’de direniş adına ne varsa hedeflemişlerdir. Irkçı ve faşist zorbalığın panzehiri de direniştir. Tam bir seferberlik ruhuyla tüm devrimci ve demokratik güçler de direnişe katılmalı ve faşizmi yenilgiye uğratmalıdır.