Türkiye kuzey Suriye’yi işgal planlarından vazgeçmiyor. İşgal için hangi argümanları kullanırsa kullansın asıl amacı Kürt soykırımını tamamlamaktır. Türkiye mevcut sınırlarda bir zamanlar DAİŞ’le komşuydu. Bu dönemde sınır güvenliği, terör tehdidi var diye bir gün rahatsızlık belirtmedi. DAİŞ darbelenip askeri olarak tasfiye olunca Türkiye kıyameti koparmaya başladı. Halbuki, Kürtlerin denetiminde olan sınır bölgeleri Türkiye’nin ev güvenlikli, en sakin bölgesiydi. Türkiye’yi rahatsız edecek bir girişimleri olmamıştı. Ayrıca Kürtler zaten başını ABD’nin çektiği uluslararası koalisyon ile birlikte çalışıyorlardı. Bu güçler de kuzey Suriye’de bulunuyorlardı. Bu güçler hiçbir gün kuzey Suriye’de Türkiye için bir güvenlik tehdidi var, demediler.
Faşist Erdoğan yönetimi Efrîn’den İran sınırına kadar olan Kürt koridorunu ortadan kaldıracağız, dedi. Kürt düşmanlığını açık dillendirmesi “şık” olmayacağı için kavramı değiştirip “terör koridoru” demeyi uygun gördüler. Kavramlarla oynamayı ve kirletmeyi Türk özel savaş sistemi çok iyi biliyor! Şimdi de Erdoğan elinde haritalarla BM kürsüsünde Kürtlerin bölgelerini işaretleyerek sözde mültecileri getirip yerleştireceği proje için destek arıyor. Halbuki sözünü ettiği bölgeler üzerinde ABD ile sınır mekanizması anlaşması yapmıştı. Anlaşma uygulama aşamasında. Erdoğan bunlar yokmuş gibi davranıp bütün dünyanın önünde büyük bir pervasızlıkla gidip başka bir ülkeyi işgal edeceğini ve orada kendi planlarını uygulayacağını söylüyor.
Erdoğan neden Hitler’den bile daha pervasız davranabiliyor? Dikkat edilirse Hitler savaşı başlattığında dünyanın önüne çıkıp Polonya’yı işgal edeceğim, demedi. Sınırda komplo yaparak Polonya’dan bana saldırı oldu deyip işgale başladı. Ama Erdoğan buna ihtiyaç duymuyor. Üstelik dünya demokrasi güçleriyle DAİŞ’in karanlık güçlerine karşı insanlık mücadelesi yürüten Kürtleri yok etmeyi hedefliyorlar. Kürtler ki, bütün dünyayı DAİŞ belasından kurtarmak için büyük bir mücadele yürüttüler. Binlerce savaşçı yaşamını yitirdi. On binlercesi yaralandı. Kürtler dünyanın güvenliği için en ön saflarda savaştılar. Ayrıca ABD dahil koalisyon güçleri de halen kuzey doğu Suriye’de. Buna rağmen Türkiye bu bölgeleri hedefliyor.
Türkiye bu gücü ve cesareti nereden alıyor? Bu soruya doğru cevaplar aramak önemlidir. Erdoğan’ın savaştan ve terörden beslendiği biliniyor. İçeride iktidarı tehlikede. Ekonomi dibe vurmuş. Demokratik bütün kazanımlar ortadan kaldırılıyor. Dış politika çığırından çıkmış. Birçok güçle ilişkileri şantaj ve çelişkiler üzerine yürüyor. Faşizmi ayakta tutacak bir savaşa ihtiyaçları var. Bu açıdan Kürtler üzerinde hem tarihi yok etme planını tamamlama hem de dönemsel olarak iktidarını kurtarmak için savaş arayışında.
Erdoğan, Efrîn’de en başta Rusya ile anlaşarak işgal ve etnik temizlik planını uyguladı. Etnik temizlik halen sürüyor. Bunlar Rusya’nın yanı başında oluyor. Çünkü Rusya, Suriye’de. Erdoğan Putin gün aşırı görüşüyor! Putin, Erdoğan’a etnik temizlik konusunda herhangi bir itirazını veya rahatsızlığını dile getirmiş değil! son olarak Ankara toplantısında Erdoğan, Putin ve Ruhani’nin yanında kuzey Suriye’yi işgal edeceğini yüksek sesle dille açıkladı. Erdoğan’a ne oluyor, orası Suriye diye bir devlete ait, demediler. Başka bir ülkeyi işgal edemezsin ve Kürtleri soykırımdan vazgeç demediler. Tersine Türkiye’yi kuzey Suriye işgali için ateşlediler. Erdoğan da bundan aldığı cesaretle saldırgan politikalarını BM’nin salonlarına kadar taşırdı.
ABD şimdi Türklerle görüşmeleri sürdürüyor. Türk işgali olmasın diye kuzey Suriye yönetiminden adımlar atmasını istediler. Onlarda savaş ve işgal olmasın diye ABD’ye gerekli kolaylığı sağladılar. ABD temsilcileri Ankara ile görüşerek bir anlaşmaya vardıklarını açıkladılar. Anlaşılan bu anlaşma Erdoğan’ı kesmedi! Çünkü mevcut anlaşma Kürt soykırımını en azından geciktiriyordu. Erdoğan acelem var, bırak girip projelerimi gerçekleştireyim, diyor. Bu kadar dayatması ve yüksek perdeden işgal tehditlerini dünyanın sessizliğinden aldığı cesaretle yapabiliyor. Buna ABD de dahildir. ABD net bir dille işgal edemezsin, bölgeyi karıştırıp yeni katliamlara girişemezsin, derse Türkiye’nin yapabileceği bir şey yoktur. Çünkü kuzey Suriye halkı direneceğini ve savaşacağını açıkça belirtmiştir. Ayrıca kuzey Suriye güçleri halen ABD ve koalisyonla DAİŞ’e karşı operasyonlarını sürdürüyorlar.
“Kuzey Suriye halkı ve güçleri Türkiye için bir tehdittir. Türkiye için bir güvenlik riski var” sözleri de tamamen yalandır. Bu iddiaların hiçbir ciddiyeti ve gerçeklikle ilgisi yoktur. Türk ordusu NATO’nun ikinci, Ortadoğu’nun da en büyük ordusudur. Kürtler Türk devletini tehdit etmiyorlar. Türkiye Kürtleri her tarafta bombalıyor. Tutukluyor, öldürüyor. Kürtleri soykırımdan geçirme politikaları Türk devletinin saldırganlığının asıl nedendir. Bu açıdan Türk devletini destekleyen ve seyirci kalan güçler Kürt soykırımına ortak olacaklarını bilmelidirler.