Türk devleti Kürt düşmanlığını her gün tazeleyip derinleştiriyor. Kürt sorunundan kökten kurtulmak için Kürt halkının bitirilmesi, ortadan kaldırılması gerekiyor. Bir halkı yok etmek günümüz dünyasında olağan karşılanmıyor. Bir de sözü edilen halk örgütlenmiş ve direniyorsa, bu iş daha da zorlaşıyor. Türkiye bunu bildiği için Kürtlerin öncü örgütlerini hedefleyerek amaçlarına ulaşmak istiyor. Sıkışınca ‘biz Kürtlere düşman değiliz, örgütlerine düşmanız’, diyorlar. Sadece cumhuriyet döneminde başlayan kısmı yüzyıllık bir süreyi buldu. Asırlık Kürt sorununu PKK’nin terör sorununa indirgemeye çalışıyor.
Rojava için de aynısını yapıyor. Kürtlere karşı DAİŞ’le, El Nusra gibi örgütlerle ortaklıklar kurdu. Bunlarla sonuç alamayınca sonunda ordusunu Suriye’ye soktu. En sonunda Ruslarla anlaşarak Erfîn’i işgal etti. Efrîn için de propagandası YPG’ydi. YPG teröristtir, onları temizliyoruz, dedi. DAİŞ ve El Nusra’yı tüm dünya terörist ilen etmişti. Ve hiçbir devlet YPG’ye terörist demiyordu. Ama Türkiye dünyanın terörist ilan ettiklerine karşı savaşmak yerine, onlarla kirli ittifaklar kurdu. Efrîn’i işgal etti. Şu anda YPG orada yok. Ama Kürt halkı da yok. Halbuki Efrîn, nüfusu Kürt olan bir bölgeydi. Kürtleri çıkarıp geri dönmelerine izin vermeyerek, etnik temizlik yapıyor. İnsanlığa karşı bir suçu dünyanın gözü önünde soğukkanlı bir katil gibi sürdürüyor.
Erdoğan kana doymayan, ağzı kanlı bir kurt gibi Kürtleri nasıl temizleyeceğinin oyunları peşinde. Ruh hali bozulmuş. İki üç gün önce yine "bedeli ne olursa olsun Kuzey Suriye’ye girip onlara büyük bir darbe vuracağız. Güvenli bölge kurup Suriyelileri bu bölgelere yerleştireceğiz" dedi. Dikkat edilirse bedeli ne olursa olsun, diyor. Kürt düşmanlığı bu kadar gözlerini karartmış. Dünyanın bu işgali onaylamadığını, Kürtlerin de direneceğini biliyor ama imhadan vazgeçmiyor. Suriyeliler ülkelerine dönecekse istekleriyle gelmeliler. Suriye’de savaş bitmeli, bir çözüm bulunmalı. Ve herkes geldiği yere, topraklarına, evlerine dönmeli. Ama Erdoğan, onları yeni savaş ve katliamlar için başka insanların topraklarına getirip yerleştirmek istiyor. Efrîn’de olduğu gibi etnik temizlik yapma hedefi var.
Türkiye’nin sınır boylarındaki yerleşim yerleri genelde Kürtlere ait. Kürtleri buralardan sürerek temelli Kürtlerden ve Kürt sorunundan kurtulmak istiyor. Onlar yerine Türkiye’ye çektiği ve çeteler bünyesinde örgütlediği Arapları getirip yerleştirecek. Görüldüğü gibi son derece ırkçı ve soykırımcı bir zihniyet iş başında. Suriyeli mültecileri Esad yönetimine karşı hep bir koz olarak elinde tutuyor. Şimdiye kadar en fazla Avrupa’ya karşı onları kullandı. Avrupa’yı adeta teslim aldılar. Avrupa Türkiye’yi eleştiremez hale geldi, hemen "kapıları açar, mültecileri yollarım" diyor. Şimdi de Kürtlere karşı onları kullanıyorlar. "Kürtleri sürer yerlerine mültecileri yerleştiririm" diyor.
CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu Efrîn ve Rojava işgali, saldırıları karşısında hep Erdoğan’ı, yani savaş politikalarını destekledi. Sınır ötesi savaş tezkerelerine destek verdi. Milletvekillerinin hapse atılmalarına evet, dedi. Binlerce Kürdün zindanlara doldurulmalarına, belediyelere el konulmasına itiraz etmedi. Ama şimdi Kılıçdaroğlu’na Kandil’den talimat alıyor diye saldırıyor, onu da terörize ediyor. Bunu yapmasının nedeni de iflah olmaz Kürt düşmanlığıdır. HDP’nin bütün yöneticileri zindana atılmış durumda. Büyük bir saldırı ve terör dalgası altında seçimlere katılmaya çalışıyor. Bütün devlet mekanizması harekete geçirilmiş durumda. HDP’liler de yasalar göre çalışıyorlar ve Türkiye’nin vatandaşlarıdırlar. Bakanları ve bürokratları her gün onları aşağılıyorlar ve tehdit altındalar.
Türk Savunma Bakanı ve Genelkurmay Başkanı şimdi ABD’ye gitmişler. Erdoğan bir gün Trump’la, bir gün Putin’le görüşüp duruyor. Dünyada Kürtlere karşı kullanmadığı bir güç kalmadı. Her türlü melanetin içindeler. Türkiye’yi içeride kutuplaştırıp iç savaş ortamı yaratmaya çalışıyorlar. Ekonomiyi bitirdiler. Sonunda devlet domates, patlıcan satacak hale getirildi. Ama Kürt düşmanlıkları dinmedi. Kürt halkı bu soykırımcı politikaları ve sahiplerini iyi tanıyor. Yüzlerce insan açlık grevlerinde. Halk büyük bir öfke içinde, volkan gibi patlayacağı korkusuyla Erdoğan dengesini yitirmiş durumda. Tarihi katiller ve soykırımcılar değil, halklar ve direnenler yapar. Kan ve işgal, şiddet ve zorbalık Erdoğan’ı kurtaramayacaktır.