
Belçika’nın başkenti Brüksel’de bulunan Avrupa Parlamentosu dün 13. Uluslararası Kürt Konferansı’na ev sahipliği yaptı.
“Avrupa Birliği, Türkiye, Ortadoğu ve Kürtler” başlığıyla düzenlenen iki günlük konferansa Avrupa, Türkiye, Kürdistan ve dünyadan çok sayıda akademisyen, siyasetçi ve yazar katıldı. Türkiye’yi diktatörlükle yöneten Türk Cumhurbaşkanı R.Tayyip Erdoğan ve AKP hükümetine yönelik sert eleştirilerin yapıldığı konferansta, Avrupa’nın Türkiye’ye yönelik yaptırımlara gitmesi istendi. Kürtler ve HDP’yle dayanışma mesajının da verildiği konferansa rehin tutulan HDP eşbaşkanları da yazılı mesaj sunarak, “dayanışma mücadelemizi büyütecek” mesajı verdi.
AB ve NATO rolünü oynamadı
“Avrupa Birliği, Türkiye, Ortadoğu ve Kürtler” başlığıyla düzenlenen konferansın açılış konuşmasını AB Türkiye Karma Sivil Komisyonu (EUTCC) Başkanı Kariane Westrheim yaptı. Kuzey Kürdistan’da büyük bir baskı olduğunu, barış sürecinin bitirildiğini, 90’lı yılların politikasının devreye girdiğini kaydeden Westrheim, “15 Temmuz’dan sonra AKP ve Erdoğan birçok halkın temsilcisine darbe yaptı. Yaşananlar Kürt sorununun çözülmemesindendir. AB ve NATO, AKP’ye ‘dur’ dememiş, kendisine güveni artan Erdoğan bu politikaları uygulamıştır. Netice olarak büyük bir diktatörün yükselişini görmekteyiz. Avrupa Türkiye’ye baskı yapmalı, anti demokratik uygulamalara sessiz kalmamalıdır” dedi.
PKK listeden çıkarılmalı
Westrheim, PKK’nin çözüm için büyük bir aktör olduğunu ve ‘terör listesi’nden çıkartılması gerektiğini belirterek, “Öcalan serbest bırakılmalıdır ki barış sürecinde aktif olarak katkı sunsun” diye ekledi.
Zimmer: Diktatöre göz yumuldu

AP Birleşik Sol Grup Başkanı Gabi Zimmer de konuşmasında rehin tutulan HDP’li vekiller ve DBP’li belediye eşbaşkanlarıyla dayanışma mesajı verdi. Zimmer, “Darbe girişimi ardından ikinci bir darbe gerçekleştirildi ve yargı bağımsızlığı kalmadı. Yaşanan dehşete karşı öfkemizi dile getirmek istiyoruz” dedi.
Kürt şehirleri yerle bir edildi
Mülteci konusunda Türkiye’ye teslim olmama çağrısı yapan Zimmer konuşmasına şöyle devam etti: “Erdoğan’ın yaptıkları diğer diktatörlerle aynı düzlemdedir. Türkiye’de Kürt şehirleri yerle bir edildi. Bunları unutmadık. Yine aynı şekilde Kobanê sürecindeki sessiz kalan AB’yi de unutmadık. AB’nin fazlası ile göz yumduğu bir diktatörlük var Türkiye’de.”
Avrupa Parlamentosu Başkanı Martin Schulz’un Türiye ile bütün temaslarını kestiğini hatırlatan Zimmer, AB’nin de Türkiye’ye karşı yaptırımlara gitmesini istedi.
Mehmet Tunç anıldı
AP Sosyalist Demokrat Grup Başkanı Josef Weidenholzer geçen yıl konferansa Cizre’de bulunduğu bodrumdan telefonla katılan Mehmet Tunç’un konuşmasını hatırlatarak, “O arkadaşımız bodrum katında maalesef öldü. Bütün bunlara rağmen hale barış arayışı anlamlıdır” dedi.
AP’de Türkiye’de müzakerelerin dondurulması yönünde alınan karara atıfta bulunan Weidenholzer, “AP’nin rolü büyük. Bu kararla birlikte yaptırım gücümüz de bulunmaktadır. Alınan karar gruplar ötesi bir karardır. Önemli bir mesajdır” dedi.
Rojava’daki gelişmelere dikkat çeken Weidenholzer, “Kobanê’de bizzat kendim gördüm, insanlar şehirlerine yeniden mutlulukla Kürtler sayesinde döndü. Bize onları yalnız bırakmak yakışmaz“ dedi.
HDP eşbaşkanlarından mesaj
AKP hükümetinin 4 Kasım’dan bu yana rehin tuttuğu HDP eşbaşkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ ise toplantıya yazılı mesaj iletti. Mektupları cezaevi yönetimi tarafından hukuksuz bir şekilde sansürlendiği ve el konulduğu için sözlü olarak avukatları aracılığıyla ilettiği mesaj katılımcılara ulaştırıldı. Eşbaşkanların mesajları katılımcılar tarafından alkışlarla karşılandı.
Öcalan özgürlüğüne kavuşmalı
Nelson Mandela’nın mücadele arkadaşı Güney Afrika Ulusal Kongre üyesi Ebrahim Ebrahim ise yaptığı konuşmada, Güney Afrika deneyimlerine değinerek, “Kürtler 40 yılı aşkın süredir tutuklama, baskı ve şiddet ile yok edilmeye çalışılıyor. Buna karşı da PKK silah ile meşru bir direniş yürütüyor. Biz de Güney Afrika deneyimlerinde askeri çözümün olmayacağını gördük, askeri çözüm olamaz. Tek çözüm siyasal girişimlerdir. Öcalan özgürlüğüne kavuşmalı ve çözüm süreci onun liderliğinde başlamalıdır. Demirtaş ve milletvekilleri serbest bırakılmalıdır” dedi.
Phillips: Erdoğan tutuklanmalı
Brüksel’deki 13.Kürt Konferansı’nın “Ortadoğu, Kürtler ve Kürtlerin terörizme karşı savaşı” başlıklı ilk oturumunun moderatörlüğünü Tennese Teknoloji Üniversitesi Siyaset Profesörü Michael Gunter ve AP Yeşiller Parlamentosu’ndan Berivan Aslan yaptı. Columbia Üniversitesi Barış ve İnsan Hakları Bölüm Başkanı Profesör David Phillips, Erdoğan yönetiminin insanlığa karşı suçlar kapsamında yargılanması gerektiğini söyleyerek “Mesela Erdoğan, oğlu Bilal ve damadı Berat Albayrak bir suç şebekesi ve tutuklanmalı” dedi.
BM Cizre için adım atsın
Vahşet bodrumlarında yüzlerce kişinin katledildiği Cizre’yle ilgili tarafsız bir soruşturmanın şart olduğunun altını çizen Phillips, “Orada işlenen suçlar, o suçu işleyenler, en üstten aldıkları emir ile bunları gerçekleştirdiler. BM oraya gidip bağımsız bir araştırma yapmak istedi ama buna izin verilmedi. BM somut bir adım atmalıdır” diye konuştu. Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne de başvurulabileceğini belirten Phillips, “Uluslararası bir kurum Türkiye’deki suçları soruşturmalı. Avrupa Konseyi bunu gerçekleştirebilir” diye ekledi.
Çözüm sürecine ilişkin de konuşan Phillips, “Eğer barış süreci için gerçekten birşeyler yapılmak isteniyorsa PKK terör listesinden çıkarılmalıdır” ifadesini kullandı.
Taştekin: Türkiye DAİŞ’ten yana
Gazeteci Fehim Taştekin de, Suriye’de insanların özgürlük beklentileri kana bulandığını belirterek, “Bu kanlı süreçte iki model ortaya çıktı. DAİŞ’in karanlık modeli ve Rojava’daki demokratik model. Türk hükümetinin DAİŞ politası 4 kategoride kendini ele verdi” dedi ve sıraladı: “Birincisi rejime karşı mücadele etti. Türkiye tarafından devrimci örgüt olarak görüldü. İkincisi Rojava’ya karşı mücadele etti, Türkiye tarafından kullanıldı. DAİŞ Türkiye sınırlarını kullandı, militan sevkiyatı yapıldı. Bunlara gözyumuldu ya da desteklendi. Ankara ayak sürte sürte uluslararası koalisyona katıldı.”
Çözüm Rojava modelinde
Bu oturumda Tarih ve Sosyoloji Profesörü Hamit Bozarslan yüz yıl önceki Sykes-Picot Anlaşması’nı anlatırken, İngiltere’den Susex Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Profesörü Kamran Matin ise Suriye krizinin çözümü için Kürtlerin vizyonunun önemine işaret ederek, “Kürtlerin önerdiği sistem tek çözüm yolu olarak görülüyor. Rojava barış girişimleri için iyi bir örnek. AP, BM ve diğer güçler destek vermeli” dedi.
Demirtaş: Haklı çıktık
Brüksel’deki konferansa HDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş’ın Edirne F Tipi Cezaevi’nden gönderdiği mesaj özetle şöyle: “Sizleri özgürlüğe, barışa ve adalete olan sarsılmaz inancımla selamlıyorum. Konferansı organize eden EUTCC, AP deki Sol Grup, Sosyalist Grup ve Yeşiller gruplarını en içten duygularımla selamlarken, Parlamento Başkanı sayın Martin Schulz’a misafirperverliği için ayrıca teşekkür ederim. Çoğunuzla bire bir tanışıyorum, daha önce istişarelerde bulunduk. Maalesef Türkiye’nin kötü gidişatına dair sizlerle paylaştığımız düşünce ve endişelerimizde haklı çıktık. Konferansınızı Türkiye’de ve Ortadoğu’daki gelişmelerin doğru değerlendirilmesi, anlaşılması ve harekete geçilmesi adına önemli bir fırsat olarak görüyor; konferansa katılan tüm konuşmacılara ve dinleyicilere tekrar en içten selam ve sevgilerimi sunuyorum.”
Yüksekdağ: HDP umuttur
Kocaeli 1 Nolu F-Tipi Cezaevi’nde rehin tutulan HDP Eşbaşkanı Figen Yüksekdağ gönderdiği mesajda, “Bir seçilmiş parlamenterin mesajını demir parmaklıklar ardından ve sansür baskısıyla iletmek zorunda kalıyor olması, Türkiye’deki rejimin diktatörlük uygulamalarından sadece birisidir. Varoluş sebebimiz de işte tam da bu rejime karşı ötekileştirilen halklarımızın savunulmasıdır. Konferansınızın Türkiye’de yaşanan darbe sürecini kapsamlı bir şekilde ele alarak Ortadoğu’ya ve Avrupa geneline yansımalarını da değerlendireceğini anlıyorum. Size temin ederim ki başta Erdoğan rejimi olmak üzere Sykes-Picot düzenine sarılan totaliter rejimlere karşı Rojava, Türkiye ve Kürdistan’da yükselen özgürlük ve demokrasi mücadelesinde HDP gibi hareketler umut olmaya devam edecek, bu mücadeleyi zafere kadar sürdürecektir” dedi.
Muslim: Çözüm yolu Rojava’da

13. Kürt Konferansı’nda “Ortadoğu için demokratik alternatifler” gündemiyle gerçekleştirilecek söyleşide PYD Eşbaşkanı Salih Muslim soruları yanıtladı. Muslim cevaplarında öne çıkanlar:
* Biz kesinlikle kahraman değiliz, tek kahraman Kürt halkıdır. Hem kendileri hem de insan haklar için mücadele ediyor. Avrupa’da buna benzer bir mücadeleyi geçtiğimiz yüzyıl vermiştir. Kürtler Ortadoğu’da insani değerleri korumaya çalışıyor.
* Yüzyıl önce Ortadoğu ulus devletlere ayrıldı. Ulus devletler belki Avrupa’ya uygundu ama Ortadoğu’ya uygun değildi. Ulus devletin değişmesi gerekiyor. Biz eşitliklikçi ve özgürlükçü bir sistem yaratmak istedik. Bu konuda AB ülkeleri destek vermeli.
* En iyi Kürt ölü Kürttür diyorlar. Her tarafta saldırıyor Kürtlere. Cihatçı grublar, özelikle DAİŞ gökten inmedi. Birileri yarattı onu. Türkiye de DAİŞ’in yaratıcılarından biri. Türkiye ile DAİŞ arasındaki ilişki hala devam ediyor.
* Türkiye Irak’taki Federe Kürdistan bile hataydı diyor. Yani elinden gelse onu da yok edecek.
* ABD’yle ilişkilerimizi daha da geliştirmek istiyoruz. Şimdi direkt bizimle görüşüyorlar, eskisi gibi bizi Türklere, Suudilere sormuyorlar. BM’nin de bizimle direkt görüşmesini istiyoruz.
* Rojava barış görüşmelerine davet edilmiyor hala. Eğer gerçek bir barış arıyorlarsa kesinlikle Rojava’yı dahil etmeliler. Ancak bu şekilde gerçek çözüm sağlanabilir.
* BM, Rojava ile halen direkt bir ilişki kurmamıştır. Halen insani yardım konusunda da direkt muhataplık kurulmamıştır.
* Bölgede Türk işgali kabul edilemez. Güçlerimiz Türk işgaline karşı savaşıyor.
* Reqa’ya ABD istiyor diye gittiğimizi düşünüyorlar. Bu doğru değil. Reqa çok merkezi ve Kobanê’ye çok yakın ve stratejik. Oranın DAİŞ’ten temizlenmesi çok önemli. Biz Reqa’daki tüm halkların birlikte kendilerini yönetmesini istiyoruz.
* Biz bütün Kürtlerle iyi ilişki içindeyiz. Biz tek ulusuz.
* Rojava’da sosyal ekonomi kurmaya çalışıyoruz. Kobanê’den çıkanlar ekonomik kaygıyla gidiyor. Buraya yatırım yapmaya çağırıyoruz. Politik çözüm için ise AB ve ABD yönetimlerine çağrı yapıyoruz.
FEHMİ KATAR / EREM KANSOY / BRÜKSEL