ESRA SOLİN DAL / MA/İZMİR

Çocuklara tecavüz suçunu işlemiş faillere “evlilik yoluyla af” getirecek düzenlemeye tepki gösteren hak savunucuları, af tartışmasının iktidarın yaratmak istediği toplum modelini meşrulaştırma araçlarından biri olduğunu söyledi.

Türk Cumhurbaşkanı Erdoğan, kamuoyunda “af paketi” olarak bilinen, infaz ve nafaka ile ilgili düzenlemelerin yer aldığı yaklaşık 30 maddelik İkinci Yargı Paketi’ni birkaç hafta içinde Meclis’e getireceklerini açıkladı. Pakete dair tepkilerin odağına oturan konu, çocuk tecavüzü ve istismarına ‘evlilik yoluyla af’ getirecek düzenleme. Düzenlemeye dair itirazlarını sürdüren kadınlar ve hukukçular, geçtiğimiz günlerde birçok merkezde yaptıkları açıklamalarla tasarıya yönelik tepkilerini göstermeyi sürdürdü.

İnsan Hakları Gündemi Üyesi Av. Özlem Yılmaz, Anayasa Mahkemesi’nin Türk Ceza Kanun’daki dini nikahtan önce medeni nikah şartının getiren maddeyi iptal eden kararı ile 103’üncü maddesindeki çocuk cinsel istismarına af konusunda ceza ve yaş kademesi getirilmesini istediği üç kararın birlikte değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Meclis’te tartışılan 103’üncü maddenin bu üç kararla bağı olduğunu belirten Yılmaz, bu tasarının çocuk istismarcılarının affı anlamına geldiğinin altını çizdi.

Binlerce tecavüzcü serbest kalacak 

Av. Yılmaz, cinsel istismara af getirecek nitelikteki hiçbir yasal düzenlemenin hukuken ve vicdanen toplumda kabul görmeyeceğini vurguladı. Getirilmek istenen af için bir yanda ‘cinsel suçlar kapsam dışında kalacak’ denmesine karşın, diğer tarafta ‘küçük yaşta evlilik, akran evlilikleri mağdurları da yararlanacak’ denilerek toplumda bir algı yaratıldığına dikkat çeken Av. Yılmaz, ‘evlilik’ adı altında tecavüzün ve çocuk istismarının üstünün örtülemeyeceğini söyledi.

 Yılmaz, “TCK 103’üncü maddesi olan cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar (102-105) başlığı altında düzenleniyor. Dolayısıyla bu gerçekleşirse cinsel bir suçtur ve bu konuda bir af getirip, cinsel suçlar kapsam dışında kalıyor denilemez. Şu an cezaevinde küçük yaştaki kız çocuklarıyla evli olan 4 bin kişinin bulunduğu söyleniyor. Eğer yaş farkı 15 ya da 10 olması durumunda çocuk cinsel istismarı suçu nedeniyle cezaevinde yatan kişi sayısı 76’ya düşecek, diğerleri tahliye edilecek. Görüldüğü gibi cinsel istismar suçlarına af getirilmesi yetmiyor. Yani akran dendiğinde yaş farkını 15 olarak kabul edildiğini düşündüğümüzde 12 yaşında bir kız çocuğunun 27 yaşında bir erkeğin istismarına maruz kalması akran evliliği olarak kabul edilecek ve suç sayılmayacak. Hukukçu olarak da kadın olarak da bunu kabul etmek mümkün değil” dedi.

Kendi modelini meşrulaştırmanın bir aracı

   

AKP iktidarının kadını erkeğin kölesi haline getirmek istediğini ifade eden İzmir Kadın Platformu üyesi Günseli Kaya da, yeniden gündeme getirilen af tasarısını asla kabul etmeyeceklerini söyledi.

Çocuk istismarına dair getirilen her yasağın ve önerinin kadına yönelik sürdürülen mevcut politikalardan bağımsız olmadığını vurgulayan Kaya, kadına şiddet ve çocuk istismarının ülkenin sosyo-ekonomik ve politik yapısallığıyla ilgili bir sorun olduğunu belirtti ve tek başına hiçbir yasanın bir cinsiyete ya da bir sınıfın konumuna göre düzenlenemeyeceğini kaydetti.

Çocuk istismarcılarına af tartışmasının iktidarın yaratmak istediği toplum modelini meşrulaştırma araçlarından biri olduğunu da ifade eden Kaya, “Bu tasarı erkeğe, istediği zaman tecavüz etme hakkını veriyor. Bu yolla evlendirilen çocuk ya da kadınlar, özgür iradesini kullanamayacak. Tamamen dini ve şeri anlayışın bir ifadesidir. Yani erkek dokuz yaşındaki çocuğa tecavüz ederse ve evlenirse, ömür boyu kendisine köle edebilecektir. Bunu yasal olarak cezalandırmak mümkün olmayacak, bu da onun dışındakileri teşvik etmiş olacak” dedi. Kaya, kadınlar olarak asla buna izin vermeyeceklerini söyledi.