Yenilenen sınır ötesi savaş tezkeresi; Rojava Devrimi'ni ezmeyi, Suriye yok edici iç savaşında işgal bölgesi yaratmayı ve Kandil'e hava-kara ordu güçlerini saldırıya geçirmeyi öngörüyor. 

 "IŞİD'den arındırılmış güvenli bölge" öngören lafız var. Ama bu hem IŞİD'i gösterip PKK-YPG'yi vurma hilesi, hem de IŞİD yerine yeni radikal politik İslamcı güçleri vurucu güç olarak kullanma politikası. Erdoğan yeni vurucu güç olarak MİT'in hazırladığı "Türkmen tugayları" ile El Kaideci Ahrar-u Şam, Nusra ve benzeri silahlı güçleri kullanıyor.

Erdoğan cuntası, IŞİD'i gösterip PKK'yi vurma taktiğini, 7 Haziran öncesi masayı yeniden devirerek Kürt halkımıza ve devrimci harekete karşı kirli savaşı yeniden başlatırken kullanmıştı. Erdoğan'ın kirli savaş yöntemleri, selefleri Çiller ve Demirel'den, generallerden daha kanlı ve yok etmeyi hedefliyor. 

Fakat Kürt Özgürlük Hareketi'nden beklediğinden daha dirençli karşılık görünce ve asker ailelerinin çığlığı Saray'ın savaşına karşı yaygınlaşınca, süresi dolan tezkereyi uzatıp işgalci yeni bir savaş cephesi açarak şovenist desteği büyütmeye çalışıyor. Daha doğrusu şovenist desteği büyütme yoluyla savaşı sürdürme denemesine girişiyor.

Bu kez iki farklı yeni gelişme buna eşlik ediyor. Erdoğan kirli savaşta generallerle daha sıkı ittifak içinde. Bu MHP'den başka CHP'nin ve Ergenekoncuların içte/dışta kirli savaş katarına katılmasına yol açtı. Belki bu malümun biraz ilanı. Fakat asker aileleri ve CHP tabanının geniş kitlesi bu savaşa taraftar değil ve karşı sesler yükseltiyor. Bu yeni ve umut artırıcı bir gelişme. Diktatör Erdoğan'ın tetikçileri itiraz yükselten asker ailelerini tutuklamaya başladı. 

ABD İncirlik'i kullanma karşılığı Türk ordusunun Cerablus'u eksen alan işgal bölgesi ilanına onay verdi. Kürt Özgürlük Hareketi'nin Medya savunma alanlarına binlerce ton bomba yağdırmasını destekledi. Bu da diğer bir malümun ilanı. Fakat bunda da yeni olan, Kobanê savaşında ortaya çıkmıştı. ABD ve Avrupalı emperyalistler ile Erdoğan'ın kirli savaş çetesi arasındaki çelişki tam giderilemedi. Erdoğan ve generaller, Suriye'de işgal bölgesini önce YPG güçlerinin Cerablus'u IŞİD'den temizleme girişimini "casus belli/savaş nedeni” göstererek engelledi. Ardından savaş tezkeresiyle işgal bölgesi kurup buradaki tetikçi güçleri eğitip koruyarak Rojava Devrimi'ne Efrîn ve Kobané'ye saldırtacak. Erdoğan'ın emperyalist efendileri, ABD ve Avrupa devletleri buna pek taraftar değil. Çünkü IŞİD ve El Kaide çizgisindeki güçlerin çizmeyi aşarak kendilerine de zarar vereceğini biliyorlar. Bu nedenle Rojava Devrim güçlerinin imhasına taktik olarak olumlu bakmıyorlar. 

Politik ve askeri güçlerin bu dizilişi içinde CHP, kendisine oy veren kitlenin çoğunluğunun içte/dışta kirli savaşa karşı eğilimine rağmen, savaş tezkeresine bu kez oy verdi. Milletvekillerinden biraz fire vererek durumu kurtardıysa bile tabanı olan kitle nezdinde durumu kurtaracak birşey yok. 

CHP, "IŞİD'e karşı savaş ihtimal dahiline girebilir", "Seçimde AKP IŞİD'e karşı mücadeleye CHP karşı çıktı yalanını kullanmasın diye tezkereye oy veriyoruz" bahanelerini kullanıyor.

Gerçek neden bu değil. Eskiden savaş tezkeresine karşı oy kullanırken CHP "Kandil'e savaşa evet fakat Suriye'ye savaşa hayır" diyordu. Tezkere'nin ağırlıklı olarak Kürt halkımıza, Medya Savunma Alanlarına ve Rojava Devrim güçlerine karşı kullanılacağı anlaşılınca ve kirli savaşın yönetici çetesi içinde Erdoğan'ın yanı sıra generallerin de olduğu belirgin olarak açığa çıkınca, CHP yönünü kirli savaş tezkeresine evet oyu vermeye çevirdi. Bu durumu daha hassasça analiz eden Perinçek ve Ergenekoncular, daha baştan savaş tamtamlarını çaldılar. CHP ise biraz gecikme, biraz tereddütle savaş katarına katıldı.

CHP'ye oy veren milyonlarca emekçi, Alevi yoksulu, barış yanlısı vatandaşlar, Erdoğan'ın kirli savaşı yeniden başlatmasına tepki duyan asker aileleri, Kobanê'de YPG, komünist ve devrimci güçlerin, IŞİD'i destansı direnişle yenmesiyle rahat nefes alan Türkiye'deki barışseverler, buna rıza gösterecek mi?

Rıza göstermeyecekleri, itirazlardan belli.

Ayrıca vurgulayalım ki, Erdoğan cuntasının keyfi faşist diktatörlük geliştirmesine tepki duyan milyonlar, içte/dışta kirli savaş seferberliğinin bu diktatörlüğü geliştirme aracı olacağını seziyor. Onun keyfi faşist diktatörlüğüne karşı tepkilerini içte/dışta kirli savaşına karşı da göstermek istiyorlar. CHP tabanından öte AKP'ye oy verenlerin bile bir kısmı, dışta kirli savaşın tırmandırılmasına karşı eğilime sahip. 

Rojava Devrim güçleriyle yeni çatışmalara girdiğinde Erdoğan ile efendileri ABD-Avrupa emperyalistleri arasındaki çelişki de karşıdevrimin savaş cephesini bölecek, demokratik barıştan yana olan halklarımızın mücadelesine daha elverişli zemin sunacaktır.

Erdoğan cuntasının savaş katarına katılmış CHP onun ölüm parendesine kader ortaklığına katılıyor. Fakat halklarımızın eğilimi içte/dışta kirli savaşa karşı barıştan ve demokratik özgürlüklerden yana.

Demokratik barış mücadelesini, hak ve özgürlükler mücadelesini ısrarla, devrimci özgüvenle yükseltelim. Çünkü halklarımızın eğilimi ve umut bizden yana.