Bu devşirme sürünün harp planlarını Saddam ve Esad ordusunun eski subayları hazırlıyor.
Irak ve Suriye’nin sosyal dokusunu, etnik yapısını, aşiretleri, inanç haritasını, coğrafik yapısını Tunus’tan, Çeçenistan’dan, Almanya’dan gelen çeteler değil, bu subaylar biliyor.
Tankları, havanları ve grad füzelerini kullananlar da Saddam ve Esad’ın mirasçısı bu subaylar.
Savaş sahasında ise işgal ve talan birliklerini Türk JİTEM elemanları güdüyor.
Kobanê saldırısını kameraları ile çekip servis eden çetenin paylaştığı görüntülerde, saldırıyı koordine edenlerin düzgün bir Türkçe konuştuğu net bir şekilde görülüyor.
Türk devleti ve AKP Hükümeti, başından beri Rojava halkına karşı düşmanca bir tutum içinde oldu. Rojava Devrimi’ne karşı kim savaşıyorsa onları destekledi.
Önce El Kaide’yi, sonra Nusra’yı bir ara Özgür Suriye Ordusu’nu…
Bu desteğini öyle gizli kapalı da yapmadı.
TIR’larla silah ve cephane taşıdı.
Çetelere Hatay’da, Antep’te, Kilis’te eğitim kampları açarak onları eğitti.
Avrupa’dan, Afrika’dan, Kafkasya’dan gelen katil adaylarını VİP muamelesi ile Suriye’ye ulaştırdı.
Yaralanan çeteleri hastanelerinde tedavi etti.
Erdoğan ve Davutoğlu bu çıplak gerçeği yalan ve demagoji ile örtmeye; başından beri Türk medyası da devlet yalanlarını gerçeğe dönüştürmeye çalıştı.
Bütün bu gerçekleri Kürt medyası, Kürt siyasetçiler ve AKP muhalifleri aylardır tekrarlıyor.
Üç gün önce ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden, Erdoğan’ın ve Davutoğlu’nun maskesini indiren bir konuşma yaptı. Joe Biden, Türkiye, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Katar’ın DAİŞ çetesine her türlü desteği sunduklarını açıkladı.
Biden, kendi müttefiki bu devletleri, DAİŞ’e yardımları kesmeleri noktasında ikna edemediklerini de itiraf etti.
Malumun ilanı bu açıklama AKP–DAİŞ işbirliğini teyit ederken, Erdoğan ve Davutoğlu’nun bayram keyfini de zehir etti.
Erdoğan ve Davutoğlu, ağızbirliği ile ABD Başkan Yardımcısı'nın sözlerini yalanlama gayreti içine girmişken, AKP’nin askeri ve polisi, Rojava’ya destek veren halka saldırılarını sürdürdü.
AKP Hükümeti Kuzey Kürdistan halkının, DAİŞ’e karşı Rojava halkı ile dayanışmasına tahammül edemiyor.
Coplarla, gaz bombalarıyla, tekme ve yumruklarla halka saldıran Türk askerinin ve polisin hayvani hırsı, AKP eliyle motive ediliyor ve yeniden inşa ediliyor.
Çünkü AKP, Erdoğan ve Davutoğlu, Rojava Devrimi’nin DAİŞ karşısında yenilmesini istiyor.
AKP’nin DAİŞ ile sembiyotik ilişkisi ve derinlerdeki kardeşlik hukuku, iki ortağın Kürt düşmanlığından kaynaklanıyor.
Ancak AKP–DAİŞ ilişkisi teşhir oldukça Erdoğan’ın paniği de artıyor.
Kürt halkı Rojava’da onurlu ve görkemli bir direniş sergiler ve bu direniş dünya halklarının taktirini kazanırken, Erdoğan da kardeşi ve müttefiki DAİŞ katilleri ile nereye kadar, ne zamana kadar ve nasıl yürüyeceğinin telaşını yaşıyor.
ABD daha evvel yaptığı açıklamada, "Türkiye DAİŞ ile savaşta en ön cephede olacak” demişti. ABD Başkan Yardımcısı Biden’in son konuşması bu açıklamanın devamı niteliğinde.
Türk devleti adına konuşan Erdoğan karara uyacaklarını belirtti.
Ancak bu öyle istekli ve kolay bir "U dönüşü” olamayacak.
AKP Hükümeti hala birlikte iş devşirdiği müttefiği, bu katiller sürüsü ile ilişkilerini kesmeye istekli değil.
Şimdi DAİŞ Erdoğan’ın elinde, Kürtleri dövmek için tuttuğu iki ucu boklu bir değnek.
Erdoğan bu değneği atar mı?
Atmazsa eğer yüzüne, ağzına bulaştırmadan kullanabilmesi mümkün mü?
Erdoğan ‘U’ dönüşü yapabilir mi?
DAİŞ, her biri dünyanın değişik yerlerinden getirilmiş bir lümpen sürüsü, bir çapulcu ordusu.