Acıyı bal eyledik
Sıratı yol eyledik
Geldik bugüne
Hayat devam ediyor. Hem de acıları devşirerek devam ettirmek zorunda kalıyoruz. Bu köşede kültür sanat konulu yazılar yazmam gerek ama öfkeye dönüşmüş acılarım beni bundan alıkoyuyor. Okurlar ve editör bu hafta da beni bağışlasın.
Tayyip Erdoğan’ın Antep’teki konuşması bir meydan okumadır.
Paris katliamının hemen ertesinde böyle bir konuşma yapması rastlantı değildir.
Katliamın Kürt halkını demoralize eden etkisinin farkında olarak diş göstermektir.
“Haddinizi bilin! Aksi halde…” diye devam eden egemen ulus kibirinin meydanlara kusmasıdır.
Kürt sorunundan “Kürt kardeşlerimin sorununa” gelen, bir sonraki versiyonu da muhtemelen “doğudaki yurttaşlarımızın sorunlarına” dönüşecek olan sıfatsız bir manevradır.
Erdoğan, artık işgalci kimliğini saklamamaktadır.
Örnek modeli İsrail’dir. İsrail’in Filistin direnişine karşı yürüttüğü politikaları referans almaktadır.
İsrail yarım yüzyılı aşkın bir süredir savaş halinde olduğu Filistinlilere, dünyanın gözü önünde resmen katliam uyguladı.
Uluslararası kamuoyu zaman zaman İsrail’i kınadı ama o da orantısız şiddet kullandığı içindi.
Aynı kamuoyu, Filistin topraklarının işgal edilmesine, Gazze’ye dönük hava saldırılarına ses çıkarmadı.
Aynı kamuoyu, AKP devletinin sivilleri bombalamasına da ses çıkarmamaktadır.
Entegre strateji denilen şey de İsrail’den aşırmadır.
İsrail bu stratejiyi önce Filistin Kurtuluş Örgütü’ne, sonra da Hamas’a uyguladı.
Filistinli örgütler arasında en ılımlısı seçilerek muhatap alındı ve sınırlı bir bölgede hükümet olma karşılığında direniş sonlandırıldı.
Direnme kararı alan Hamas’a da geçtiğimiz yıl AKP eliyle operasyon yapıldı ve sisteme entegre edildi. Hamas’taki dönüşüm iyi incelenirse, operasyonun izleri adım adım takip edilebilir.
Artık İsrail’in varlığını inkar eden bir Hamas yerine 1967 sınırlarına geri dönmeyi kabul eden bir Hamas var. Artık Ürdün’de değil, paranın bol olduğu Katar’da üslenmiş bir Hamas var.
Radikal Hamas yerine Batı işbirlikçiliğine soyunmuş Müslüman Kardeşler’in müttefiği Hamas var. Müslüman Kardeşler ve Hamas’ın AKP ile dostluğu da İslam dayanışması değildir.
AKP eliyle sisteme entegre edilmeleridir.
Hamas’ın siyasi lideri Halit Meşal’in, entegre olmuş biri olarak önümüzdeki dönemde yıldızının parlaması güçlü ihtimaldir.
Tayyip Erdoğan ve Benjamin Netenyahu iki farklı uçta görünmelerine rağmen aynı yolu izliyorlar. Netenyahu, Filistinle barışmanın ancak silahsızlanma halinde mümkün olabileceğini söyledi. Erdoğan da “önce silahları bıraksınlar” diyor.
Erdoğan ekibinin İmralı’da veya Oslo’da görüşmeler yapması da İsrail’den aşırmadır.
İsrail ve Filistin temsilcilerinin üst düzeyde yüzyüze ilk teması 20 Ağustos 1993’de Oslo’da olmuş ve tarihe Oslo Anlaşması olarak geçmiştir.
PKK liderlerine dönük suikast arayışları da İsrail’den aşırmadır. İsrail, direniş önderlerine suikastler düzenleyerek Filistin direnişini kırmayı hedeflemiştir.
AKP, defalarca denemiş ama başarıya ulaşamamıştır.
Kısacası; Erdoğan Netenyahu’dur. Bülent Arınç da Şimon Peres’dir.
AKP yönetimindeki Türkiye İsrailleşiyor. Haliyle Kürdistan da Filistinleşecek.
Son sözü şair söylesin:
Ekilir ekin geliriz
Ezilir un geliriz
Bir gider bin geliriz
Beni vurmak kurtuluş mu?
Erdoğan ve Netenyahu’nun Entegre kardeşliği
Ekmeği bol eyledik