Türk Cumhurbaşkanı Erdoğan 17 yıllık iktidar dönemiyle Türk devletinin kesintisiz halklar yönelik soykırımların ortağı olurken, her yıl Ermeni Soykırımı tartışmalarında suçu başka devletlerde arayarak soykırım yapmak konusunda ortak arayışında.
Türk devletinin kesintisiz soykırım tarihine karşı, halklar da kesintisiz bir mücadele içerisinde. 1915 yılındaki soykırımdan kurtulan ve Suriye topraklarına ulaşabilen Ermenilerin torunları soykırımın 104’üncü yılında kendi özgücü ve rengi ile 50 kişilik bir askeri tabur kurdu. Bu heyecan veren ve ezilenlerin yeniden toparlanması ve tarihi zulme karşı intikam hamlesi Rojava devriminin yok olma tehlikesi ile karşı karşıya kalan halklar ve inançlar için ne kadar garantör olduğunu bir kez daha açığa çıktı. Halkların özgürlük mücadelesinde Êzîdî YBŞ-YJŞ güçleri ile Ermeni halkının rengi ve özgücü Şehit Nubar Ozanyan Ermeni Taburu da Rojava devriminin en güzel meyvelerindendir.
Ermeni Soykırımı dünyaca tanınmakta
600 yıllık büyük Osmanlı İmparatorluğu’nun dağılma sürecinin başında ortaya çıkan Turancı İttihat ve Terakki partisi kadroları tarafından gerçekleştirilen Ermeni Soykırımı 104’üncü yılına girdi. 24 Nisan 1915-17 Ermeni soykırımını Türk devlet aklı ve resmi tarihi Tehcir (Göçe zorlama, sürme) olarak tanımlamakta ısrar etse de, tarihi kaynaklar 20’nci yüzyıldaki bu büyük katliamı soykırım olarak tanımlamakta. 1,5 milyon Ermeninin katledilmesi dünyaca tanınan bir soykırım gerçeği olarak kabul edilmekte.
Osmanlı İmparatorluğunun dağılma sürecinde Turancı İttihat ve Terakki partisi kadroları, proje olarak önlerine koydukları Anadolu merkezli büyük Turan devleti idealini gerçekleştirmek için adım attıklarında önlerinde Türk olmayan Kürt, Rum ve Ermeni halkları gibi farklı halklar engel teşkil ediyordu. Müslüman olmayan Rum ve Ermeni halkları sürülerek veya katledilerek Türk yurdundan atılacaktı. Yine önemli bir engel olan, çoğunlukla Müslüman olan Kürtler ise asimile edilerek Anadolu toprakları Türkleştirilecekti.
Bu proje kapsamında Karadeniz’deki Pontus Rumları ile Kapadokya’daki Rumlar ve Ege bölgesindeki Rumlar, Ege adalarına, Ermeniler ise Suriye içlerine sürüldü. Fakat burada Ermeniler için Tehcir denilen göçe zorlama, milyonlarca insanı güvenli bir yere ulaştırma maksadını hiçbir zaman taşımadı, milyonlarca Ermeni aksine katliam yolunda devletin bizzat kolluk kuvvetleri ve örgütlendirilen çeteler tarafından katledildiler. Çok az sayıda nüfus Suriye içlerine içlerine ulaşarak ölümden kurtulabildi.
Her yıldönümü ve Türk’ün inkar tekrarı
Buraya kadar bahsettiğimiz tarihi hakikat, katliamın her yıldönümünde hararetli tartışmalara neden olmakta. Özellikle Türk devletinin soykırımı inkâr eden yaklaşımları Avrupa devletlerine yönelik eleştiriye dönüşüyor. Son olarak Türk Cumhurbaşkanı Recep Erdoğan, Ermeni soykırımını tanıyan yasayı onaylayan Fransa Cumhurbaşkanı Macron'a “25 sene önce Ruanda’da 800 bin insanı kimlerin öldürdüğü aşikârdır ve failleri Fransızlardır. Kalkıp bize ders veriyor. Ne dersi veriyorsun? Cezayir’de Müslümanları katleden Fransa, Türkiye’ye ders veremez. Cezayir’de, Ruanda’da yaptığını katliamları çok iyi biliyoruz. Tehcir başka bir şey, katliam başka bir şeydir, kimi aldatıyorsunuz?” dedi. Bu sözler Ermeni soykırımının her yıl döneminde pekte değişmeyen Türk anlayışı.
Türk devleti kesintisiz soykırım yapmakla farkını koruyor
Ulus devletlerin katliamcı zihniyetinin ilk örneği olan Türk devletinin Cumhurbaşkanı Erdoğan, Fransa’yı katliam yapmakla suçlama konusunda haklı. Ama Türk devleti katliam politikalarını sürdürmek konusunda Fransa devletinden ayrı düşüyor. 2015 yılındaki özyönetim direnişlerinde Kürt gençlerini katleden Türk devletinin yöneticisi Erdoğan idi. Yine Roboski’de ülkesi parçalanan Kürtlerin ekmek mücadelesinde F-16’larla katledilmesinde Erdoğan yönetici idi. Türk devletinin kesintisiz soykırım politikası Efrin’de de devam etti. Daha bir yıl önce Efrin’i DAİŞ’ten kalma çetelerle ve soykırımcı Türk ordusu ile işgal eden ve yüzbinlerce kürdü yerinden eden yönetimin başında yine Erdoğan vardı.Oradaki farklı etnik ve dini inançtan birçok halkın kanını aldı, ırzına ve canına malına el uzattı.
TC soykırıma ortak arıyor
Türk Cumhurbaşkanı Erdoğan 17 yıllık iktidar dönemiyle Türk devletinin kesintisiz halklar soykırımının ortağı olurken, her yıl büyük Ermeni soykırımı tartışmalarında suçu başka devletlerde arayarak soykırım yapmak konusunda ortak arayışında.
Türk resmi tezinin Ermeni Tehciri dediği insanlık ayıbı hem tarihi kaynaklarla hem de vicdanen Ermeni Soykırımı olarak tarihte yerini kanıtlarken, uzunca yıllar daha kesintisiz soykırımlar konusunda maharetli olan Türk devletince inkâr edilecek. Çünkü aksi durumda Türk devleti sadece Ermeni soykırımı konusunda hesap vermeyecek, hesap vereceği Rum, Kürt ve Êzîdî soykırımlarında da hesap vermek zorunda kalacaktır.
Rojava devrimi ve Ermeni Taburu
Türk devletinin kesintisiz soykırım tarihine karşı, halklar da kesintisiz bir mücadele içerisinde. 1915 yılında soykırımdan kurtulan ve Suriye topraklarına ulaşan Ermenilerin torunları soykırımın 104’üncü kendi özgücü ve rengi ile bir askeri tabur kurdu. Bu tabur Rojava devriminin yok olma tehlikesi ile karşı karşıya kalan halklar ve inançlar için ne kadar garantör olduğunu bir kez daha açığa çıkarttı. Halkların özgürlük mücadelesinde Êzîdî YBŞ-YJŞ güçleri ile Ermeni halkının rengi ve özgücü Şehit Nubar Ozanyan Ermeni Taburu da Rojava devriminin en güzel meyveleri olarak ortada duruyor.